Divan ve Serapool’ün kadın direnişçileri

Divan ve Serapool’ün kadın direnişçileri

İbrahim KIZILYER*

Divan ve Serapool’un sendikalaşma direnişinin birçok yönü birbirine benzemektedir. Örgütlenme hazırlıkları işçi tabanının öfkesinin komite tabanında birleştirilerek ortak tavır almak, belirlenmiş talepler etrafında hem fikir olmak, işçi kıyımına karşı üretimden gelen gücün kullanılması. Fabrika önünde çadırlarla, çevre çadırlara verilen sinyal; çadıra dayanışmaya gelen işçilere emekçilere işçi kıyımının nedenlerini, çalışma koşullarının kötülüklerini izah etme gibi birçok yönüyle birbirine benzer. Bu iki direnişin birliğini sağlayan bir başka özelliği de kadın işçilerin varlığıdır.
Altıncı aya yaklaşan Divan’dan atılan 55 işçinin 3’te biri kadın olduğu gibi Serapool’de bu oran daha yüksek ve 3’te 2 oranındadır. Önemi oranlardan çok şu; hem divan hem de Serapool’de direnişlerin ana taşıyıcısı kadın işçiler oldu. Sadece çadırın kurulmasıyla direniş bitmiyor. Direnişlere moral lazım, yemek lazım, destekçi misafirlerin karşılanması gerekir. Protesto için, yollarda yürümek için yürekli olmak önemli basamaklardır böylesi direnişlerde. En önemlisi onlarca yüzlerce işçiyi bir arada tutacak örgütlenmeyi (komite) ayakta tutacak direk lazım.
İşte kadın arkadaşlarımız bütün zorluklara rağmen yüreklerini emeklerini esirgemediler tv programlarında, sokaklarda işverenleri protesto gösterilerinde kadınların öfkesi, haykırışları unutulmayacak görüntüleri oluşturdu.Divan’ın engelli işçilerinden Zeliha’nın kollarını açarak Taksim Divan Hotel’e giren jiplerin önüne geçmesi ve yağan yağmur altında 20 dakika beklemesi yürekleri donduran haykırışlarıyla çevreyi inletmesi akıllardan çıkmıyor. Otel önünde çevik kuvvetin saldırısına göğüs geren Sedefler, Şirinler ve diğer kadınlar unutulur mu ? Her konuşmasında duygularına hakimolamayan Yıldız’ın heyecana boğmanın sebeplerinin ne olduğu anlaşılmaz mı? Elinden megafonu düşürmeyen Serapool’lu kadın işçileri erkeklere meydan okuyan Şener kardeşimizin cesaretli hareketleri yürüyüşlerde ve fabrika önünde aylardır sloganlarıyla işvereni protesto eden ilk günün heyecanını yaşatan Filiz, Şükriye, Saniye ve adını bilmediğim işçi kadınların  ellerini yumruk yaparak erkek işçileri mücadeleye çağırmaları, disipline etmeleri alkışlanmaz mı? Elimiz kızararak alkışlamalıyız aslında bu kadınları binbir zorluklar içindeler. Kirasını ödeyemeyenler var. Faturalar evde birikmiş. Taksitleri birbir geçiyor. Çocukları halden anlamıyor. Hısım akrabalar, konu komşular ‘kadın halinizle ne yapıyorsunuz?’ diye öğüt veriyorlar. Abi, dayı, amca ve sonra koca sorgulaması başlıyor. Bir koca ordu halinde ablukaya alıyor bizim kadınları… Düzenin tüm egemenleri; bin yıl, on bin yıl birikmiş ilkel feodal ataerkil değerlerle ezerek direnişleri bitirmek istiyorlar. Ama bizim kadınlar buna izin vermeyecektir.

*DİSK Gıda-İş Bölge Temsilcisi

www.evrensel.net