Güzel günlere bir soru,  çocuksu bir oyun atölyesi

Güzel günlere bir soru, çocuksu bir oyun atölyesi

Yapacak bir şey olduğunda ne yapacağımızı bileceğiz ama yapacak bir şey olmadığında da işte heykel atölyesi böyle bir yaratma süreciyle sıradanlığın başyapıtları çıkacaktır. Hafif çamur dokunuşlarıyla dünyanın bu evrensel atölyesinden bu yıl da gülümseyerek geçeceğiz Dikili/Sotes tatil köyünden.

Uygur ORHAN
13. Gençlik Yaz Kampı
Heykel Atölyesi Yürütücüsü


Ya resim, zavallı resim, ne işe yarar

Bunca çılgın bir ortamda?

Belki hiçbir işe yaramaz.

Ama belki bir bayraktır resim

Bir beraberlik çağrısı,

Kara kadere isyan,

Bir çeşit küfür, bir soru, güzel günlere

Ağıt ya da korkuları dağıtan

Çocuksu bir oyun...

Abidin Dino

Çocukken mutlaka çamurla oynamışızdır sokak aralarında; kaldırıma dizip kurutmuşuzdur. O küçük kulübelerimizi,o minyatür geleceğimizi. Ne güzel işte! Sanatsal kaygı yok, usta yok, çırak yok... Yalnızca çocuksu üretimin parke taşlarında yani varoşların güneşli yağmurlarında kendimizi bulmaya çabalamışızdır.
Ve işte büyüdük, gençlik kampına geldik.
13. Gençlik Yaz Kampımızda gelecek için, hiç unutmadıklarımızı, unutturmak istemediklerimizi kilden biçimlendirip yontacağız. Güzel duyularımızı, kavgamızın gereksinimlerimize göre yönlendireceğiz. Yaşanan tüm çirkinlikleri duyurma ve her biçimde örtbas edilmesine karşı koyacağız.
Yaşamak için okuyun ve heykel yapın. İnanın ki böylelikle yaşamının ta içinde olacağız. Gelecek dediğimiz şeyin şimdiki anında geçmişten anımsadıklarımızı zevkli bir oyun bahçesinde yaratma sürecinde biçimlendireceğiz.
Gelin! Teknik ve bilimsel konuları ihlal edelim
Gelin! İçimizden gelen sesi biçime, heykele çevirelim
Gelin! Duygulu ve öfkeli olalım,öfkemizi örgütleyelim
Gelin! Yanlış olsun, hiçbir şeye benzemesin yaptığımız şey ama ya bir çırpıda oynayalım
Gelin! Kendimiz keşfedelim dünyayı bin çırpıda
Gelin! Açılmamış kanatların büyüklüğünü açarak büyütelim
Gelin! Uyku tutmasa da olur, özgürlüğün rüyasında uyanık kalalım
Ne demiş Can Yücel Baba “Üzümden şarap yapacaksın/Çakmak taşından ateş/Ve öpücüklerden insan/Can yasası bu insanın/Savaşlara, yoksulluklara/Ve bin bir belaya karşın/İlle de nyaşayacaksın...’’
Evet, parmak uçlarımızla çamurdan kadınlar, çocuklar, kirpiler, kuşlar, çamurdan kelebekler yapalım. Alın terimizle bilincimizin o hep açık gözüyle kalbimizi zenginleştirelim. Hayal kurmak A’dan Z’ye götürmez bizi, her yere götürür. Doğaya tutkun ve şaşkın ve çamurda ve taşta çınlayan sessizliği dinleyelim. Damlaya birike heykele dönüşüverecek işte geleceğimiz.
Yapacak bir şey olduğunda ne yapacağımızı bileceğiz ama yapacak bir şey olmadığında da işte heykel atölyesi böyle bir yaratma süreciyle sıradanlığın başyapıtları çıkacaktır. Hafif çamur dokunuşlarıyla dünyanın bu evrensel atölyesinden bu yıl da gülümseyerek geçeceğiz Dikili/Sotes tatil köyünden.
Ben heykeltıraş değilim ama olağan bir işçi gibiyim. Hayal yontarım düş yapıştırırım. Çamuru, taşı, sıkışmış halden, i halinden, e halinden, de halinden, den halinden özgürlüğüne çıkartacağız sizlerle birlikte...

www.evrensel.net