LGBTİ mahkumlara tecrit dayatılıyor

LGBTİ mahkumlara tecrit dayatılıyor

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren, LGBTİ tutuklular için ayrı bir hapishanenin tecrit anlamına geldiğini ifade etti.

Bu seneki teması ‘Normal?’ olan 23. İstanbul LGBTİ Onur Haftası kapsamında yapılan panelde, LGBTİ Aktivisti Rosida Koyuncu moderatör, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren ve Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. İpek Merçil konuşmacı olarak yer aldı.

AYRI BİR CEZAEVİ Mİ?

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren Türkiye’de hapishanelerin genelde siyasi tutuklular üzerinden tartışıldığını, açlık grevleriyle gündeme geldiğini ve hak ihlallerinin de genelde siyasi tutuklularda yoğunlaştığının düşünüldüğünü belirtti. Siyasi tutuklulardan daha fazla sorun yaşayan ve bu sorunlarını gündeme getiremeyen tutukluların da olduğundan yola çıkarak çalışma yürüttüklerini söyleyen Eren, “Kötü muamele yalnızca darbederek ya da işkence ile uygulanmıyor. Kendine özgü ihtiyaçları olan mahpus gruplarının ihtiyaçlarının karşılanmamasıyla da onlara kötü muamele yapılıyor” dedi. 

Adalet Bakanlığına LGBTİ tutuklulara ilişkin özel bir çalışmaları olup olmadığına dair bilgi edinme başvurusunda bulunduklarını anlatan Eren, Bakanlıktan LGBTİ tutukluların güvenliklerini sağlayamadıkları gerekçesiyle özel bir hapishane yapılacağı cevabını aldığını söyledi. Bunun tecrit anlamına geldiğini ifade eden Eren, “Bakanlık ayrı bir hapishane açarsa farklı bir cinsel yönelimi olduğunu ailesinden saklayan LGBTİ mahpusların kimliklerini ifşa etmiş olacak. Devletin ayrımcılığı gidermek yerine ayrı bir bina ile ayrımcılığı pekiştirmesi kabul edilemez bir durumdur” diyerek Bakanlığın kararını eleştirdi.

Eren, yakın zamanda çok sayıda yeni hapishane inşa edildiğini hatırlatarak, “Avrupa ülkelerinde mahpusların sayısı azalırken, Türkiye neden önümüzdeki dönemde 125 bin kişiyi hapsetmeyi düşünüyor? Bu kişiler hangi kesimlerden olacak?” diye sordu.

‘GÖRÜŞMEMİZ ENGELLENİYOR’

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. İpek Merçil, Türkiye’de sosyal ve beşeri bilimlerde cezaevleri, cezaevi çalışanları ve tutukluların çok az yer aldığını belirterek araştırma yapmaya izin vermeyen Adalet Bakanlığının bu konudaki tutumunu eleştirdi. Merçil, “Araştırma yapmaya izin verilse bile belirli gruplarla çalışma yapmak mümkün oluyor ama örneğin Terörle Mücadele Kanunu kapsamında cezaevinde bulunanlarla ve yine LGBTİ mahpuslarla görüşmemiz engelleniyor. Yazılı izniniz olsa bile engelleniyorsunuz. Saha çalışması yapmak zorlaştırılıyor” dedi. 

Tüm toplumlarda suç ve cezanın erkeklerle özdeşleştiğini, suçun genellikle erkek eylemi olarak düşünüldüğünü ve bu yüzden de cezaevlerinin erkekler düşünülerek tasarlandığını ifade eden Merçil şöyle devam etti: “Farklı bir mahpussanız cezaevinde kendi kendinizi idare edebilmeniz ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz neredeyse imkansız.”

‘HAPİSTE LGBTİ OLMAK’

Panelde LGBTİ Aktivisti Rosida Koyuncu’nun hapiste yaşanan hak ihlallerini duyurmak için yazdığı kitap ‘Voltaçark, Hapiste LGBTİ Olmak’ kitabı da tanıtıldı. Hâlâ cezaevinde olan veya cezaevi deneyimi olmuş kişilerin cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi yüzünden yaşanan hak ihlallerini içeren kitap ücretsiz olarak dağıtıldı.

www.evrensel.net