18 Mart 2007 00:00

ediyba hanım’ın hatıraları ve işgal altındaki ‘yeni ırak’

“Yeni Irak”ın parlamentosunda ve hükümetinde yer alan kadın siyasetçilere baktığımda, Ediyba Hanım aklıma geliyor. Ediyba Hanım, ‘60’lı yıllarda devam ettiğim ortaöğretim okulunda öğretmenimdi. Ediyba Hanım’ı, işgalcilerle aynı örgütlerde çalışan kadın siyasetçilerle ve kadın hakları savunucuları ile kıyaslayacağım.

Paylaş

“Yeni Irak”ın parlamentosunda ve hükümetinde yer alan kadın siyasetçilere baktığımda, Ediyba Hanım aklıma geliyor. Ediyba Hanım, ‘60’lı yıllarda devam ettiğim ortaöğretim okulunda öğretmenimdi. Ediyba Hanım’ı, işgalcilerle aynı örgütlerde çalışan kadın siyasetçilerle ve kadın hakları savunucuları ile kıyaslayacağım.
Alçakgönüllü ve sakin bir öğretmen

Ediyba Hanım, okulumuzun fen bölümünde edebiyat öğretmeniydi. Lemia Abbas Amara ise okulumuzun edebiyat bölümünde, edebiyat öğretmeniydi ve aynı zamanda da tanınmış bir şairdi. İkisinin tek ortak noktası, edebiyat öğretmeni olmalarıydı. Lemia Hanım, tanınmış bir şair olmanın yanında Güney’e özgü büyüleyici bir güzelliğe sahip, cilveli bir kadındı. Ediyba Hanım ise tıpkı çarpıcı bir güzelliğe ya da çirkinliğe sahip olmayan insanların çabucak unutulduğu gibi, kolayca unutulabilecek yüzlerce öğretmenimizden biriydi. Ancak Ediyba Hanım gözümüzde ayrıcalıklıydı. Derin ve özel duyarlılığı olan bir kişiliği vardı. Öyle ki kendisiyle ilk tanıştığınızda şaşırarak, “Bayan Ediyba, muhakkak sizinle bir yerlerde tanışmışızdır!” diyebileceğiniz ama tanışmadığınızdan emin olduğunuz bir kişiydi.
Ediyba Hanım, görünüşünde muhafazakardı. Saçı, daima aynı ince titizlikte taranmış olurdu. Tüm yönleriyle alçakgönüllüydü. Ama bir konuda diğer öğretmenlerimizden ayrıcalıklıydı. Giysilerinde ve aksesuvarlarında, daha önce hiç görmediğimiz çeşitlikte renkler seçerdi. Bunu da sınav zamanları dahil, asla ihmal etmezdi. Fistanının rengi, el çantası ve ayakkabılarıyla bir uyum oluştururdu her zaman. Biz okul kıyafetlerinde kurşuni renge hapsedilmiş kız öğrenciler, portakal renginin Ediyba Hanım’da ayrı bir yer tuttuğunu bilirdik.
Belki de kendisini ayrıcalıklı kılan en belirgin özelliği, daima sakin olması ve görevine karşı sorumluluğuydu. Sınıfta ya da okul bahçesinde bize bağırdığı, hiç duyulmuş değildi. Bizi çalışmaya sürüklediği ve yüreklendirdiği dersleri, hoşça vakit geçirdiğimiz, bulunmaz bir zevk kaynağıydı. Ediyba Hanım’ın derslerini, ne üniversite yıllarında ne de üniversiteden mezun olduktan sonra unuttuk.
Okumak, iş bulmak, evlenmemek…

Okul arkadaşım Rebia, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla benimle telefonda konuştuğunda hatırladım Ediyba Hanım’ı. Telefonda alışılmış konulardan; topraklarımızda günlük yaşanan insan kıyımlarından ve ailelerimizin karşılaştığı felaketlerden konuşurken söz, farkında olmadan Ediyba Hanım’a geldi.
Dünya Kadınlar Günü’nde; toplumdan, kadınlar için yapmasını istediklerimizi ve bizim kendimiz için ileride yapmak istediğimiz şeyleri yazmamızı söylediği kompozisyonu düşündük. Tüm kız öğrenciler kompozisyonda, birinci hedefimizin bir üniversiteden mezun olmak olduğunu yazmıştık. İkinci hedefimizin, bağımsız olabilmek için geliri yüksek bir meslek edinmek olduğunu; üçüncü hedefimizin ise evlenmemek olduğunu belirtmiştik. Evlenmemek; zira evlenip de çocuk sahibi olduğumuzda, mesleğimizle gereği gibi ilgilenemezdik.
Ortaokul yıllarında iken yazdıklarımızı hatırladığımda; o erken yaşlarımızda dahi, bir kadını bağımsız, seçkin bir hayata ulaştırabilecek temel anlayışa sahip olduğumuzu anlıyorum. Yani şunu anlamıştık; kadının geleceği öncelikle kadının eğitimine bağlıydı. Ardından, kadının ekonomik bağımsızlığının, dolayısıyla mesleğinin her şeyin temeli olduğunu anlamıştık. İnsanlara hizmetin önemini anlamıştık. Kadının, amaçları uğruna, bedel ödemesinin gerekliliğini anlamıştık.
40 yıl sonra…

Acaba kadının bağımsız ve onurlu bir hayat sürdürebilmesi konusunda Ediyba Hanım’ın bize öğrettikleri ile günümüzdeki “yeni Irak”ta kadın siyasetçilerin faaliyetlerini nasıl kıyaslayabiliriz? Günümüzde “bağımsızlık” anlayışına, siyasetçi ve parlamenterlerin nasıl baktıklarını irdelediğimizde; görüyoruz ki bağımsızlık anlayışı, kadın siyasetçi ve parlamenterlerin söyleminde hiç yer almıyor. Öyle ki işgalcilerin egemenliğini, yolsuzluklarını, işledikleri cinayetleri görmezden geliyorlar. İşgalcileri, sanki “Irak’ın asli güçleri” olarak kabul ediyorlar. Sanki söz konusu kadın parlamenterlerin havada asılı balonlar gibi durduklarını, hatta siyasi partilere bir süs eşyası olarak eklenmiş olduklarını görüyoruz.
Eğitim konusuna baktığımızda; ülkemizde bir kuşağın yitip gitmesine yol açan, tam bir trajedi ile karşılaşıyoruz. Bu eğitim-öğretim yılında, okula devam eden öğrencilerin oranı yüzde 30. Geriye kalan öğrenci ve öğretmenler ise göstermelik bir şekilde okula devam ediyorlar. Bunun yanında erkek öğrencilere göre kız öğrencilerin okula devam etme oranının çok daha düşük olduğunu da görüyoruz.
Bir yurttaşlık görevi olan “tüm yurttaşlara hizmet etme” anlayışına baktığımızda; görüyoruz ki geride sadece, yıkıcı bir düşünce olan etnik kökene ve dinsel mezhebe göre hizmet etme anlayışı yeşermiş. Siyasetçi kadınların da söylemlerinin ve siyasetçi olarak hizmet ölçütlerinin, dinsel mezhep ve etnik kökene indirgendiğini görüyoruz. Hatta başörtüleri dahi, ait oldukları mezhebin dilini seslendiriyor.
Düşünce anlayışlarına baktığımızda ise görüyoruz ki sadece ait oldukları partinin, Amerikan liberalizmi kaynaklı düşüncelerini kafalarında taşıyorlar. Bu kadın siyasetçilerin bakış açılarını, tanınmış sosyal bilimci Prof. Ali El Verdi’nin, “Modern Irak’ın Toplumsal Tarihinden Görüntüler” adlı kitabının ikinci cildinde yazdıklarından anlıyoruz. İlkel insanın bir başka yüzü olarak nitelendirdiği bu durumu şöyle tanımlıyor: “Bir mezhebe ait olmak, herhangi bir dine ait olmak değildir. Bir bakıma, kabileye ya da belirli bir şahısa bağlanmaktır.” Bir mezhebe bağlı kişi, mezhep konusunda bağnazlaştığında; düşünce yapısının, mezhebinin temel ilkeleriyle değil sadece bağnazlığının getirdiği, ait olduğu topluluğa körü körüne bağlılıktan ve ‘kendisinden olmayana düşmanlıktan’ oluştuğunu görüyoruz…
Bu siyasetçi kadınlar, “Kadınların mücadelesi tüm dünyada birdir” görüşünü paramparça etmişlerdir. Bu siyasetçi kadınlar, “İşgalcilere karşı mücadelede, kadınla erkek omuz omuzadır” şiarını da paramparça etmişlerdir. Bu siyasetçiler, işgalci politikaların köleleri olmuşlardır. Bağımsızlığın ve onurlu yaşamanın ne demek olduğunu bilmemektedirler. Açgözlülükleri ve kokuşmuşlukları özlerini çürütmüştür. Bu kadınlar, tıpkı işgalcilere uşaklık eden erkekler gibi ABD ve İngiltere resmi sözcüsü olan medyanın ince yalanlarıyla eğitilmişlerdir. Keza bu kadınlar, tıpkı işgalcilere uşaklık eden erkekler gibi koltuk sevdası uğruna her şeyi yapmaktadırlar. Kardeşlerinin kanlarına gömülmüş olan, oturdukları bu koltuklarda kendileri, sadece işgalcilerin ve onların hükümetlerinin görünümlerini güzel göstermekten başka bir işe yaramadıklarını gayet iyi bilmektedirler. Değilse, işgalcilerin işledikleri cinayetler karşısındaki suskunluklarını nasıl açıklayabilirler? Derin yıkıma yol açan bu aşağılık cinayetler karşısında; tüm halkımızın, bir an önce çekip gitmesini istediği işgalciler karşısında suskun kalmışlardır. Suskun kalmışlardır; çünkü bu kadın siyasetçiler, tıpkı diğer uşak siyasetçiler gibi işgalcilerden hoşnutturlar ve işgalcilerin topraklarımızda kalmaları için yalvarmaktadırlar.
Ediyba Hanım yaşıyor…

O halde acaba Ediyba Hanım’ı, “yeni Irak”ın kadın siyasetçileri ve kadın görevlileri ile kıyaslamak doğru mudur? Hiç sanmıyorum!.. Çünkü Ediyba Hanım, eylemci ve ilerici asalete sahip bir kadındı. O, Irak kadın hareketinin eylemci bir kadınıydı. O, eylemlerinde Iraklı kadının sorunlarını, toplumun sorunlarından ayrı görmedi ve bunun mücadelesini verirken mücadelenin dışından da emirler vermedi; zira mücadelenin içindeydi. Bu yüzdendir ki bize verdiği bağımsızlık, onur, mesleğimizi sevme, ülkemizin tüm insanına hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etme anlayışı, hâlâ yaşamaktadır. (*)Londra’da yayınlanan Al Quds Al Arabi gazetesi-10 Mart 2007) (Arapçadan çeviren: Adnan Yılmaz)
Heyfa Zankana*
ÖNCEKİ HABER

aşık veysel için

SONRAKİ HABER

AB’den Türkiye’ye ‘Suriye’ uyarısı: Tek taraflı adımlardan kaçının

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa