Bizdeki kompleksler türlüdür türlü

  • Gazetelerde Süleyman Seba Kompleksi’nin 11 Şubat’ta açılacağı duyuruluyordu. Doğduğum günde yani. “Şu rastlantıya bakın” türünden saçma sapan bir söze bağlamayacağım kuşkusuz konuyu. Bu gerçekten saçmalık olurdu. Anılan kompleksin benim doğduğum günde açılacak olmasının doğum günümle ya da benimle nasıl bir rastlantısı olabilirdi ki, yaşlanmamın üzerine neşe bozgunluğu eklemenin ötesinde.


    Gazetelerde Süleyman Seba Kompleksi’nin 11 Şubat’ta açılacağı duyuruluyordu. Doğduğum günde yani. “Şu rastlantıya bakın” türünden saçma sapan bir söze bağlamayacağım kuşkusuz konuyu. Bu gerçekten saçmalık olurdu. Anılan kompleksin benim doğduğum günde açılacak olmasının doğum günümle ya da benimle nasıl bir rastlantısı olabilirdi ki, yaşlanmamın üzerine neşe bozgunluğu eklemenin ötesinde.
    Her yıl o gün çok şeyler olmuştur; oluyordur; olacaktır da. Örneğin Çoban Sülü’nün başkanlık yaptığı Adalet Partisi kurulmuştur. Kendisince de anımsanmak istenmemesine karşın ben unutmamışım nedense. Benim, doğduğum günde doğanlarla ya da olanlarla kendimi rastlaştırmak gibi bir kompleksim yoktur. Böyle bir kompleksin yaratılmasının değil doğum günümde, hiçbir günde olmasını istemem ayrıca.
    Kompleksten söz açınca söz sözü açtı, söz de buradan taştı gitti özel bir kompleksi açtı. Ben girişi yapana dek de kompleks açıldı gerçekten. Böylece doğum günümle konunun bağlantısı da ortaya çıkmış oldu. Amacım bir kompleksten başka bir komplekse geçmek. Ömer Üründül’ün bloklar arasında bağlantısı gibi kompleksler arası bir bağlantı kurmak.
    Süleyman Seba’nın ne tür kompleksi vardı diye düşündüm kompleksi ile ilgili haberleri okuyunca. Devletin çalışanıyken kulüp yönetmek gibi; hem de aralıksız on altı yıl yönetmek gibi bir özelliği var. Üstelik de bu süre içinde kulübü parasal açıdan düzlüğe çıkarmak gibi de bir güzelliği. Para babalarının paralarına para katmak için reklam amaçlı kullandıkları kulüp başkanlığı döneminde bunu başarabilmek hem yürek ister; hem de beceri. Acaba bütün bu işleri beş parasız yaptığı için mi oluştu bu kompleks de, açılıp saçılarak yok edilmek isteniyor. Yoksa on altı yıllık başkanlık sonrasında kuruşuna kuruş katmayıp emekli aylığıyla geçinecek olması mı böyle bir duygu yeşertti de kompleks olarak yapılaştı.
    Bu olası kompleksleri yok etmek ve de Seba başkanı bu illetten kurtarmak için yapılıyorsa bu açılış, tam tersine büyüyerek sürecektir bence. Çünkü, adamın eğer varsa kompleksi ya da kompleksleri anıtlaştırılmış olunacak ve kalıcı kılınacaktır. Gelip geçen yüzlerce insan görecektir o kompleksi ve “Vay be!...” diyecektir, “Ne büyük kompleksi varmış adamın.” Eeee…, böyle büyük başkana da böyle büyük kompleks yakışır” diye de düşünecektir büyük olasılıkla.
    Şaşıracaklardır sonra da kulüplerinin üyesi ya da en azından yandaşı olduğunu söyledikleri Atatürk’ün “Beni görmek demek, yüzümü görmek demek değildir. Düşüncelerimi kabul etmek demektir” anlamındaki sözünün görmezden gelinmiş olmasına. Hem Atatürk’ten, devrimlerinden yana görünürken; hem de onun “Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir” sözüne karşı çıkıp kulübün ölümsüz başkanına bir kompleksi değer gördükleri, Süleyman Seba Kompleksi diye bir kompleks yarattıkları için.
    SSK olarak da anılabilecek ve bu kısa söylenişiyle artık tarihe karışmış Sosyal Sigortalar Kurumu’nu (SSK) çağrıştıracak olan bu kompleksin, başkalarında da oluşmasından ve de giderek yaygınlaşmasından korkarım. Yarın, kulübü borç batağına sokmuş, başarısızlıklarla yoğurmuş başkanlar için de birer kompleks yaratılırsa hepimizin komplekse girmesi kaçınılmazdır, bu biline.
    O önder, kulübün yandaşı idi ise(!); yandaşı olmasa bile seviliyor(!), sayılıyor(!) ve tapılıyordu (!) idi ise, dediği yapılmalı, gittiği yoldan da gidilmeli; Seba’yı ölümsüzleştiren yapıyla dil devrimi de anıtlaştırılarak “Süleyman Seba Yerleşkesi” denilmeliydi. Yürekler el veriyorsa eğer. Pek çok yerde kullanılıyor yerleşke ülke topraklarını sınırlayan çizgilerin içinde. Belki dışında da. Kullanılmıyorsa bile ilk kez kullanılmalı ve bir yol açılmalıydı o büyük yandaş için. Sevgi(!) salt duvarlarda asılı fotoğrafla sınırlı kalmazdı hiç değilse.
    Hani kulüp ürünlerini satan yerlerin adı değiştirilip “Kartal Yuvası” yapılmıştı da bir yerlerden ödül mü, kutlama mı ne alınmıştı. 12 Eylül paşalarının devletleştirdiği dil kurumundan yanılmıyorsam. Eğer o kurum tutarlıysa davranışında, verdiği o şey her neyse, hemen geri almalı bu kompleks yüzünden. Ama onun ki de göstermelikse… Aşılamaz bu kompleks o zaman, ancak açılır…
    Kulüp, açılan bu kompleksle “… her gün artarak çoğalan sabit getirinin sahibi olmuştur” başkanının söylemiyle. Artarak çoğalan; ama sabit getiri. Nasıl da kompleks bir getiri ve söylemse bu böyle.
    Bol kompleksli bir kompleks var bu işin içinde. Tepe tepe kullansınlar bari.
    Kullanırken de, 11 Mart Çarşamba günü 19.00 da İstanbul MKM’de kot kumlama işliklerinde silikozis sayrılığına yakalanan işçileri () yaşatabilmek için düzenlenen geceyi unutmasınlar hiç değilse. Gazze için kolları sıvayanlara ve her türlü kompleksinden arınmışlara duyurulur.
    ÜSTÜN YILDIRIM
    www.evrensel.net