MİNERVANIN BAYKUŞU

MİNERVANIN BAYKUŞU

  • Marshall MacLuhan dünyanın küresel bir köy haline geleceğinden söz ettiğinde bunun günlük yaşamdaki sonuçları üzerine bir kestirimde bulunmak henüz mümkün değildi.


    Marshall MacLuhan dünyanın küresel bir köy haline geleceğinden söz ettiğinde bunun günlük yaşamdaki sonuçları üzerine bir kestirimde bulunmak henüz mümkün değildi. 2000’li yılların başında, dünyanın eşiğinde durduğu yeni Ortaçağ’dan söz edildiğinde de öyle. Ortaçağa dönüşün ve köylüleşmenin daha çok, siyasal ve hatta iktisadi sonuçlarıyla ilgilendik. Toplumsal ilişkilerin Ortaçağ köyü gibi arkaik bir modele göre yeniden şekillenmek üzere olduğundan, o “köy”ün istikrarı adına bütün hayatların göz önünde geçebilmesi için, gözetlenme ve gözetlemeyi içselleştirmemiz gerektiğinden daha habersizdik.
    Nihayet bunu da öğrendik zaman içinde; bir toplumsal denetleme biçimi olan gözetlemeye dünyanın çoğu güle oynaya ikna oldu. Sanki zararsız bir şeymiş gibi, sanki pek o kadar kötü bir şey değilmiş gibi. Gözetlenmeye BBG evlerinde birkaç ay tahammül edenlere verilen ödüllere, edinilen şöhrete çocuklar gibi kanarak.
    Almanya’da pop star yarışmacısı genç bir kadın annesinin ölüm haberini kameraların önünde öğrendiğinde izleyicilerin kılının kıpırdamaması da bunu gösterdi. Üstelik haberin, daha önce gelmiş olmasına karşın kameralara motor deninceye kadar kızdan saklanması etik bir tartışma da yaratmadı. Çünkü tartışılacak etik de miyadı dolmuş, küresel köy öncesi saçmalıklardan biri gibi görülüyordu.
    Ve en sonunda İngiltere BBG’sine katılan ve kanser olduğunu çekimler sırasında öğrenen Jade Goody de ölümüne kadar kameralar tarafından izlendi. Ölüme mahkum birinin can çekişmesini seyretmek kadar tüyler ürpertici bir şey olamaz. Ortaçağ’da siyaset meydanlarına asılmaya, engizisyon ateşlerinde yakılmaya, linçle taşlanarak öldürülmeye götürülenlerin etrafında toplanan seyirci kalabalığı bugün bize ne kadar tuhaf gelir. Halbuki eski toplumlarda, komşularının kapılarını kim giriyor, kim çıkıyor; asayişi bozan bir davranışı var mı diye gözetleyenlerin o komşu bir gün siyaset meydanında asılmaya götürüldüğünde kılını kıpırdatmadan seyredebilmesi biraz da gözetleme alışkanlık haline geldiği için mümkün olur.
    Neil Postman Televizyon: Öldüren Eğlence adlı kitabında, diktatörlüklerin uyguladığı baskıya karşı çıkmanın kolay olduğunu, televizyonun kahkahalar arasında kurduğu diktatörlüğe karşı insanların daha savunmasız olduğunu yazıyor mealen. Hayatın ve ölümün aynı biçimde kayıtsızlıkla seyredilebiliyor olmasında; mahremin ekrandan bu kadar çok dökülüp saçılmasına kayıtsız kalışta belki bu kahkahaların payı var. Ne de olsa hep birlikte eğleniyoruz; alan razı veren razı.
    Ama BBG’lerin küresel köyün seyircisini hazırladığı vahim bir durum var; Goody’nin ülkesinde, İngiltere’de her köşe başına, her durağa, sokağa her dükkana rivayete göre sayısı 3 milyonu bulan mobese kamerası kuruldu. Google Map’in kameralarına insanlar en uygunsuz halleriyle yakalanıyorlar ve görüntüler internetten izleniyor. Bu kadar kamera ne için diye sorulduğunda “teröre karşı savaş” için, “suçluları yakalamak” vs. gibi yanıtlar alınıyor.
    Arada mutlaka birkaç “terörist”, “şüpheli şahıs”, “soyguncu” yakalanıyor bu kameraların marifetiyle; şüphe yok. Fakat marifetin asıl büyüğü gün boyu, attıkları her adım izlenen, evlerinin içinde bile gözetlenebilen insanların ruh halinde yaratılan dönüşüm. Sürekli gözaltında yaşamak insanları, kendilerine çeki düzen vererek yaşamaya zorlar; hizaya getirir. BBG’ler ve benzeri reality show’ların kötülüğü de gözetlemeyi olağanlaştırması ve gözetlenmeyi sorunsuz hale getirmesinde.
    Bugün Goody’nin ölümünü sükunetle izleyen bir seyircinin yarın “şüpheli bir şahıs”ın göz önünde yargısız infaza kurban gitmesine de aynı sakin tepkiyi göstermesi şaşırtmasın. Bu çok uzak bir olasılık değil.
    Çünkü küresel bir köyde yaşıyoruz ve köy halkı olarak kahkahalar içinde kayıtsızca birbirimizi gözetlerken biri bizi her yerde gözetlemeye devam ediyor.
    NURAYSANCAR
    www.evrensel.net