GÖZLEMEVİ

GÖZLEMEVİ

  • İstanbul Kentinin Yüksek Mimar Başkanı Kadir Topbaş, Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRRKS) Genel Sanat Yönetmeni Yalçın Çetinkaya’yı görevinden aldı. Neden aldı, niçin aldı şimdilik bilinmiyor.


    İstanbul Kentinin Yüksek Mimar Başkanı Kadir Topbaş, Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRRKS) Genel Sanat Yönetmeni Yalçın Çetinkaya’yı görevinden aldı. Neden aldı, niçin aldı şimdilik bilinmiyor. Bilinen şu ki, CRRKS’nu dört buçuk yıldır başarıyla yöneten Yalçın Çetinkaya artık görevinin başında değil.
    Hep söylüyorum, vallahi bir alem şu bizim yerel yöneticiler! Seçilince kendilerini çoban mı sanıyorlar ne! Son örnek işte Yalçın Çetinkaya. Olay diyorum, çünkü Çetinkaya’nın görevden alınması fevkalade somut bir “ben yaptım oldu”culuğu çağrıştırdı. Eyyy Okur… Dikkat buyur lütfen… İşe ben atarım, işten ben atarım cahilliğinin son belgesidir bu olay. Alırım, atarım, kimseye hesap vermem vurdumduymazlığının en somut örneğidir. Lütfen dikkat et!
    Ama yok öyle şey!
    Artvin’in ilçesine bağlı Altıparmak (Barhal) köyünde doğma, İstanbul’da büyüme Kadir Topbaş, ortalığı bu denli boş bulmamalı. İstanbullulara mutlaka hesap vermeli, İstanbullular da İstanbullularsa eğer, hesap sormalı. Neden derseniz, yahu İstanbullular bu kentin mirasçısı derim. Ben de, diğer İstanbullular gibi İstanbul’un geleceğinin varisiyim. Yedirir miyim?
    Yedirtmem. Dört buçuk yıl önce göreve başlatılan, dört buçuk yıldan bu güne salonu eski saygın günlerine kavuşturmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan bir yöneticiyi, gerekçesi olmadan Topbaş başkana yedirtmem. Yedirtmemek içinse CRRKS’nun epil epil olmuş kurumsal kimliğini onaran, koruyan, yepyeni ve onurlu bir kimlik kazandıran Yalçın Çetinkaya’nın “ham” edilmesindeki gerekçeyi sorarım. Salonu dünya standartları seviyesine yükselten, kurumun yerleşik senfonik topluluğu elemanlarının statülerini iyileştiren, tezgahsız birer usta olan virtüözlerimizin “kaşe”lerini dünyadaki ölçülere çeken bir yöneticinin yenip yutulmasının ardındaki dönme dolabı merak ederim, var olduğuna inandığım gizleri sanata olan tutkumun pençesiyle silerim.
    Yalçınkaya Yeni Ufuk, Aksiyon, İzlenim, Zaman, Yeni Şafak gibi benim düşünce ve görüşlerimin tamamen karşıtını savunan yayın organlarında müzik yazıları yazan bir ad. Tanımıyorum, tanışmadım, tanıştırılmadım. Bir keresinde, Yeni Şafak’taki bir yazısında “… Batı müziği bir anlamda, alanı belirlenmiş ve özgürlüğü elinden alınmış Batılı “beşer”in dramını; Doğu ve İslam müzikleri ise, Allah’a yönelerek gerçek özgürlüğü hisseden ve yaşayan “insan”ın, tatmin olmuş nefsin huzurunu ve sadeliğini ifade eder,” demişti de beni deli etmişti. Ama bu durum, CRR’de medyatik isimleri değil, nitelikli sanatçıları tercih eden, önceki yıllarda sınırlı bir izleyici kitlesinin gittiği CRRKS’nu doldurup taşıran bir yöneticinin görevine “gerekçesiz” olarak son verilmesinin karşısında durmama neden olmaz, olamaz. ‘a da yer verdi Yalçınkaya, ‘nı da İstanbullulara dinletti. gibi alanında dünyanın en iyilerini müzikseverlerle buluşturdu.
    Yalçın Çetinkaya, b oluşturduğu ile kalıcı eserlere imza attı. St. Petersburg ve Prag Radyo Senfoni, Mischa Maisky, Alexander Melnikov, Fazıl Say, Hüseyin Sermet, Angela Hewitt, Kenneth Hamilton, Manuel Barrueco gibi birinci sınıf orkestra ve virtüözleri ağırladı. CRRKS’nun müzikal yelpazesini genişletti. Türkiye’nin ve dünyanın saygın sanatçılarını sahnesinde konuk etti.
    Yelpaze nitelikli olunca, müzik geniş bir dinleyiciyle buluştu. CRRKS bir prestij mekanı oldu. Yalçınkaya Türkiye’de önemli bir müzik kültürü olduğunun bilincindeydi, bu nedenle yerli müzik değerlerine de sahip çıktı. Ama Batı’daki zenginlikleri savsaklamadı. Jazz da dinletti, müziği de... Nitelikli olmak koşuluyla bütün dünya müziklerine CRRKS’nun sahnesini açtı. Sanki, İstanbul’u neredeyse dünyanın bütün seslerinin duyulabildiği bir kent haline getirmeyi amaçlamıştı.
    Yalçın Çetinkaya’nın görevden alınmasında, AKP’nin politikalarına muhalif olmasıyla son dönemde öne çıkan Piyanist-Besteci Fazıl Say’ın İstanbul’da son yıllarda sadece CRRKS sahnesinde resitaller ve özel konserler vermesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve AKP çevrelerinde sıkıntı yarattığı da söylendi. İşin bu tarafını bilmem bilemem. Kadir Bey açıklarsa öğrenir, size de iletirim. Ama Serhan Bali, Yalçın Çetinkaya’nın CRRKS ‘de dört buçuk yıldır yaptığı çalışmaları yakından takip eden bir müzik yazarı olarak, Radikal’de, onun belediye mevzuatı gereği her defasında ihaleye çıkarılması gereken, kurumun üçer aylık konser programlarının kabul edilmesi sürecinde yaşadıklarının yakından tanığı olduğunu anlatırsa inanırım. Çetinkaya, her ihale sürecinde, salona getirtmek istediği dünya çapındaki sanatçılara ödenen kaşelerin neden o denli yüksek olduğu konusunda belediye yetkililerinin ısrarlı “tacizlerine” muhatap olur, konser takvimini belediyeden geçirebilmek için her defasında akla karayı seçermiş. Gene de; “Bize ne gerek birinci sınıf, pahalı sanatçı; ikinci, üçüncü sınıf müzisyenler ne güne duruyor, onları çağırırız olur biter, onlar da müzik yapmıyor mu,” dememiş.
    İstanbul, insanın başını döndürecek kadar güzel ve kültürel açıdan zengin bir kent. Bu kentin konser salonları da hiç kuşku yok ki son derece işlevsel olmalı, İstanbul’a yakışmalı. “Yeni”yi yeniden tanımlamayı hedefleyen bir sanat yönetmeni olarak, Yalçın Çetinkaya’nın görevinden alınışının gerekçesi kamuoyuna mutlaka, ama mutlaka açıklanmalı.
    Çapanoğlu ortaya çıkartılmalı.
    Çapanoğlu yoksa ya da saklanacaksa eğer, Yalçın Çetinkaya yeni sezonda da görevinin başında olmalı.
    ÜSTÜN AKMEN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.