‘Doğu’daki çocuklara bakın’

‘Doğu’daki çocuklara bakın’

Altın Portakal’a katılan ilk Kürtçe film, Min Dit (Gözlerimin Önünde/Ben Gördüm), beklenen tartışmalar eşliğinde görücüye çıktı. Altın Portakal’da yarışan filmler arasında en çok seyirci çeken film, Min Dit oldu.


Altın Portakal’a katılan ilk Kürtçe film, Min Dit (Gözlerimin Önünde/Ben Gördüm), beklenen tartışmalar eşliğinde görücüye çıktı. Altın Portakal’da yarışan filmler arasında en çok seyirci çeken film, Min Dit oldu. Film ekibi ile seyirciler arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı. Basının “Portakal karıştı” şeklinde abartıyla verdiği haberlerin aksine, söyleşi, Kürt sorununun ve ‘90’larda bölgede yaşanan acıların aktarıldığı ve tartışıldığı bir platforma dönüştü.
Film başlamadan önce sahneye çıkan Yönetmen Miraz Bezar, izleyicileri Kürtçe selamladı. Gösterim sonrası uzun süre ayakta alkışlanan filmin söyleşisine de ilgi yoğundu. Yönetmenliğini Miraz Bezar’ın yaptığı filmde; Şenay Orak, Muhammed Al, Hakan Karsak, Suzan İlir ve Berivan Ayaz rol alıyor.
Filmi izleyen ve söyleşiye katılacak olan izleyiciler arasında, filmin yönetmeni ve oyuncuları söyleşinin yapılacağı kafeye gelmeden önce kısa süreli bir tartışma yaşandı. Filmin tek taraflı olduğunu düşünen bazı izleyiciler, söyleşiden önce tartışma açtılar. Lale Mansur’un ve bazı konukların araya girmesiyle ortam sakinleşti ve söyleşi başladı. Yönetmen Bezar’ın yanı sıra filmin senaryosuna katkı sunan Evrim Alataş ve Oyuncu Hakan Karsak da soruları yanıtladı.
‘ÇOCUKLAR ŞİDDET ORTAMINDA’
Oyuncu seçiminin nasıl gerçekleştiğinin sorulması üzerine, “Oyuncu aramak için fazla zamanımız yoktu” diyen Bezar, Zelal (Suzan İlir) karakterini Diyarbakır’da mezarlıkta su satarken gördüğünü, kendisine su satmaya çalışırken tanıştığını ve film için uygun olan karakteri bulduğunu ifade etti. Bezar, “Oyuncular rollerini yapmakta zorlanmadı mı” sorusuna, “Diyarbakır’da yaşayan çocukların birçoğu şiddet ortamında büyüyor. Çocuklar neyi canlandıracaklarını çok iyi biliyorlar” karşılığını verdi.
Bezar, diğer bir oyuncu olan Hakan Karsak’ı, Diyarbakır Belediye Tiyatrosu’nda oyun izlerken tanıdığını söyledi.
‘SAVAŞ COĞRAFYASINI ANLATTIK’
Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Sinema Yazarı Tunca Arslan, izleyicilerin sorularına geçtiğinde ön sıralarda oturan bir kadın izleyicinin, “Emeğinize sağlık ama düşüncelerinize hiçbir şekilde katılmıyorum. Hiçbir zaman burada Kürdistan olmayacak” dedi ve söyleşiden çıktı. Bunun üzerine Yönetmen Bezar, “Kürdistan lafı neden bu kadar rahatsız ediyor, bence bunu sorgulamamız lazım” dedi. Bezar, ancak konuşarak, tartışarak bir yerlere varılabileceğini kaydetti. Başka bir izleyicinin “Benim abim asker, neden askerleri bu kadar kötülediniz?” demesi üzerine, filmin senaryosuna yardımcı olan Evrim Alataş, Türk askerini kötüleme amaçlarının olmadığını belirtti. Alataş, “Biz savaş coğrafyasını anlattık. JİTEM’i bugün herkes bilir. JİTEM’in bu ülkenin geleceğine nasıl olumsuzluklar yaptığını herkes bilir” karşılığını verdi. Yaptıkları filmin bu kadar sert tepkiyle karşılanacağını düşünmediğini dile getiren Alataş, çocukların anne-babasız kalışının kendisine daha fazla rahatsızlık verdiğini kaydetti. Filmin gerçekleri yansıtmadığı ve ayrılıkçıların ekmeğine yağ sürdüğü tepkisinde bulunan bir izleyicinin ardından konuşan Yönetmen Bezar, “Benim yazdığım senaryoda o şarkıyı söyleyeceksiniz diye bir laf geçmiyor. Çocuklar saz getirdiler, söyledikleri şarkı oydu, ben de müdahale etmedim” dedi. Belgesel niteliğinde bir sahne çektiğini dile getiren Bezar, “Eğer siz o insanlara, ‘Hayır öyle bir özlemleri yok’ derseniz yanlış anlamış olursunuz” diye konuştu ve “O insanların içinde o şarkıyı söylemek geçiyorsa böyle bir özlemleri var demektir” açıklamasında bulundu.
‘BÖLÜNME ENDİŞESİYLE BAKMAYIN’
İzleyicilerden gelen sorular üzerine söz alan filmin oyuncularından Hakan Karsak, “‘80 darbesi zamanında 6 yaşındaydım. Sizler de benim gibi hatırlıyorsunuzdur o zamanları. Ancak ben ‘90’ları da hatırlıyorum, 2000’i de hatırlıyorum. Yıllardır her gün 7.9 şiddetinde deprem yaşıyoruz biz. Filistin’deki, Irak’taki çocuklara bakabildiniz, onlar için üzüldünüz; ne olur biraz da Doğu’daki çocuklara bakın” dedi. Hikayenin yazarlarından Evrim Alataş ise “Ben Diyarbakır’da yaşıyorum, yıllardır oraları yazıyorum. Ne olur bir filme ‘ülke bölünür’ endişesi ile değil ‘ülkenin bir yerinde bu çocuklar bu acıları yaşıyor olabilir’ rahatsızlığı ile bakın” dedi.
Miraz Bezar, filmin ileriki serüveni için “Gösterim tarihini henüz bilmiyoruz” dedi. Bezar, 2007 yılında filmi çektiğini ve Kürtçe çektiğini, ancak o yıllarda filminin gösterebileceğini tahmin etmediğini anlattı. Amacının, önce filmi tamamlamak olduğunu belirten Miraz Bezar, Antalya’ya kadar gelebileceklerini bile tahmin etmediklerini söyledi.
HABERLER ABARTILI
Basında çıkan haberlerin aksine, büyük bir gerginlik yaşanmadı. İzleyenlerin dışarıdan kısaca fikirlerini beyan etmeleri üzerine sesler biraz yükselmiş oldu, ancak ortam kısa süre sonra normale döndü
Min Dit’in konusu kısaca şöyle: Diyarbakır-Batman yolunda bir gece, on yaşındaki Gülistan’ın ve kardeşi Fırat’ın gözleri önünde, babaları ve anneleri öldürülür. Baba ve annesini yitiren iki kardeş, 6 aylık kardeşleri Dilovan’a bakabilmek ve hayata tutunabilmek için evdeki eşyaları satmaya başlar. Bir müddet sonra ev kirasını ödeyemeyen çocuklar, Diyarbakır sokaklarında yaşamaya başlarlar.


‘AİLESİNDE MAĞDUR OLMAYAN YOKTU’
Sinemaya kısa filmle başladığını ve Min Dit’in ilk uzun metrajlı filmi olduğunu kaydeden Bezar, “Türkiye’de olup bitenleri ailem, arkadaşlarım ve gazeteler aracılığı ile takip ediyordum ama burada bulunmadan hikayeyi yazamazdım. Diyarbakır’a gelerek insanlarla konuştum. Hemen hemen herkesin bir öyküsü vardı. Ailesinde mağdur olmayan yok gibiydi. Ölenlerin akrabaları ile failleri bir arada yaşıyor, hayatta sürüklenip gidiyorlardı” dedi. Filme, Fatih Akın’ın da destek verip vermediğinin sorulması üzerine Bezar, “Çok küçük bir bütçe ve ekiple, etraftan para toplayarak yola çıktım. En büyük destekçim ailemdi” dedi.
(Antalya/EVRENSEL)
Berivan Tedik - Tanfer Yeşiltepe
www.evrensel.net