Karın tokluğuna eğitmenlik

Karın tokluğuna eğitmenlik

TEKEL işçileri aylardır güvencesiz 4-c dayatmasına karşı mücadele ediyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ise eğitim emekçileri, “vekil, sözleşmeli, ücretli” gibi adlar altında yıllardan bu yana güvencesiz olarak çalıştırılıyor.


TEKEL işçileri aylardır güvencesiz 4-c dayatmasına karşı mücadele ediyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ise eğitim emekçileri, “vekil, sözleşmeli, ücretli” gibi adlar altında yıllardan bu yana güvencesiz olarak çalıştırılıyor. İşten atılma korkusu ve yasal engeller nedeniyle örgütsüz olan eğitim emekçileri, ağır koşullarda karın tokluğuna çalışmaya zorlanıyor.
MEB’de sözleşmeli eğitim emekçisi oranı yüzde 10’u, sayısı ise 70 bini buluyor. Günden güne artan sayıda eğitim emekçisi, sözleşmelilik ve ücretlilik gibi adlarla daha fazla yoksulluğa itiliyor. 2005 yılında 4-c sözleşmesiyle göreve başlayan S.A, edebiyat öğretmeni. İngilizce Öğretmeni S.B. ise halen ücretli öğretmenlik yapıyor. Henüz yeni kadro alan S.A. ve S.B’nin anlattıkları, güvencesiz çalışmanın emekçilere neleri dayattığının sadece birer örneği. Her ikisi de henüz iş güvenceleri olmadığı için isimlerini vermek istemiyorlar.
Uzun süre 4-c’li çalışan S.A, 4-c’yi “İş garantisi olmayan, yarınını göremediği, planlayamadığı, diğer çalışanlarla aynı işi yaptığı halde onlardan çok daha az para kazandığı ve sosyal güvencenin tırpanlandığı bir çalıştırma yöntemi” olarak tanımlıyor. Sözleşmelerde unvanlarının “öğretmen” değil “kısmi zamanlı geçici öğretici” olarak geçtiğini belirten S.A. anlatıyor: “Haftada en fazla 24 saat çalışabiliyorduk ve her 6 saat için yaklaşık 40 TL alabiliyorduk. Hafta sonlarında, resmi tatillerde, yarıyıl ve yaz tatillerinde para alamıyorduk. Üstelik sadece çalıştığımız günün sigortası yatıyordu.”
‘SAĞLIK DA HAYAL, EMEKLİLİK DE’
Kadrolu öğretmenlere eylül ayında verilen kırtasiye yardımının 4-c’li öğretmenlere verilmediğini aktaran S.A, kar, sis gibi nedenlerle okul tatil edildiğinde 40 TL’lik yevmiyesinden olduğunu belirtiyor. S.A, böyle durumlarda sigorta primlerinin de ödenmediğini belirterek, bu nedenle sağlık hakkından da mahrum bırakıldıklarını ifade ediyor: “Tedavi olabilmek için en az 90 gün sigortalı olmamız gerekiyordu.”
4-c’li eğitimcilerin tayin hakkının olmadığına; fen ve Anadolu liselerine başvurma, idareci olma şansları bulunmadığına dikkat çeken S.A, düşük ücret dışında en büyük kaybını “Sadece çalıştığımız günün sigortası yatıyordu. Yaz tatilleri ve yarıyıl tatillerinde sigortamız yatmıyordu. Bu da yılda yaklaşık 180 gün ediyordu. Bu durumda emeklilik hayal bile değildi” diye anlatıyor.
SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN BESLENEMİYOR
Ücretli öğretmen olarak çalışan İngilizce Öğretmeni S.B’nin yaşadıkları, S.A’nın 4-c’liyken yaşadıklarından farklı değil. Asgari ücretin bile altında maaş aldığını belirten S.B, kazandığı paranın tamamını yola harcadığını söylüyor. S.B, yaşadıklarını şöyle ifade ediyor: “İhtiyaçlar hiyerarşisinde henüz beslenme ve barınma ihtiyaçlarımı karşılayamadığım için ‘ait olma’, ‘saygı’ gibi üst basamaklara henüz geçemiyorum. Dolayısıyla kadrolu öğretmenlere göre olan kaybımız daha en başta adil maaş alamamamızdır.”
Çalıştığı okulda öğrencilerin gözünde öğretmen statüsünde olmamanın yarattığı sıkıntıyı paylaşan S.B, “Her an kadrolu bir öğretmen gelecek ve gitmek zorunda kalacağım” korkusu yaşadığını anlatıyor. S.B, çözümün sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılarak, tüm eğitimcilerin kadrolu olmasında yattığını vurguluyor.
Sözleşmeli, ücret karşılığı çalıştırılan eğitim emekçilerinin durumu tüm kamu emekçilerine dayatılan güvencesiz bir geleceğin de fotoğrafı adeta. Çalışma koşullarında yaratılan bu bölünmelerle, çalışanların düşük ücretlerle ve güvencesiz çalışmaya itildiği günümüzde, bu koşullardan kurtulmanın yolu da, herhalde, TEKEL işçilerinin açtığı yolda her işkolunda haklar için ortak mücadele etmekten geçiyor. (Ankara/EVRENSEL)


SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENE RAPOR MÜJDESİ
Danıştay, sözleşmeli öğretmenlerin yüzünü güldürecek bir karar aldı. Buna göre sözleşmeli öğretmenlerin 30 günü aşan rapor alması halinde, artık hizmet sözleşmeleri feshedilemeyecek.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Eğitim Bir-Sen’in, sözleşmeli öğretmenlerin 30 günü aşan hastalık izni kullanmaları halinde sözleşmelerini fesheden Hizmet Sözleşmesi’nin 11. maddesinin (b) fıkrasında geçen “30 günü geçmemek üzere” ibaresinin ve “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların” 10. maddesinde yer alan “30 günü geçmemek üzere” ibaresinin iptali için açtığı davada, yürütmenin durdurulması kararını verdi.
Buna göre sözleşmeli öğretmenlerin 30 günü aşan rapor alması halinde, hizmet sözleşmesi feshedilmeyecek. Bu konuda kadrolu öğretmenlerin tabi olduğu hükümler sözleşmeli öğretmenler için de uygulanacak. Söz konusu karar uyarınca, 30 günü aşan rapor aldığı gerekçesiyle hizmet sözleşmesi feshedilen sözleşmeli öğretmenler de görevlerine dönebilecek.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararı, sözleşmeli öğretmenleri, üniversitelerde çalışan sözleşmeli personeli ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan “tüm sözleşmeli personeli” ilgilendiriyor. Bu kararla, “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların” 10. maddesinde yer alan “30 günü geçmemek üzere” ibaresi hakkında da yürütmenin durdurulması kararı verildiğinden, sözleşmeli öğretmenlerin yanında diğer kurumlarda çalışan tüm sözleşmeli personelin, 30 günü aşan sağlık raporu alması halinde sözleşmesi feshedilemeyecek.
Gönül DemirciGülhan Şimşek
www.evrensel.net