Yıkım projesini bir türlü açıklamıyorlar

Yıkım projesini bir türlü açıklamıyorlar

Emek Sineması’nın içinde bulunduğu Circle D’Orient parselini “koruma” projesi, dün ilk kez kamuoyuna açıklanacaktı.


Emek Sineması’nın içinde bulunduğu Circle D’Orient parselini “koruma” projesi, dün ilk kez kamuoyuna açıklanacaktı. Orada da net bir açıklama yapılmadı ama “yıkım yok” deseler de, projenin içinde yıkım olduğu ortaya çıktı.
İstanbul Beyoğlu’nun merkezinde yer alan en eski sinemalardan biri olan ve kamuya ait bir binada bulunan Emek Sineması, sekiz aydır kapalı olduğu ve yıkılması gündemde olduğu halde, hiçbir yetkili bu konuyla ilgili net bir açıklama yapmıyordu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın bile “Yıkılmayacak” açıklaması yaptığı binayla ilgili “yenileme” projesini hazırlayan mimar, ilk kez konuştu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda yapılan toplantıda, yönetmenler, sinema eleştirmenleri ve oyuncular başta olmak üzere sinema çevrelerinden birçok kişi hazır bulundu. Nuri Çolakoğlu’nun yönettiği toplantıda konuşmacılar, projenin mimarı Fatih Kesgün, Mimarlar Odası’ndan Mücella Yapıcı, İstanbul Film Festivali direktörü Azize Tan ve İstanbul 2010 Ajansı’ndan Korhan Gümüş idi.
TUVALETLERİ ANLATTI, PROJEYİ ANLATMADI
Mücella Yapıcı, toplantının başında Mimarlar Odası’ndan bile gizlenen projeyi ilk kez dinleyip öğreneceklerini söyledi. Fatih Kesgün projeyi anlatmak üzere sözüne başlar başlamaz, tepkiler gösterildi. Toplantının meşru olmadığını söyleyen izleyicilerle konuşmacılar arasında bir süre tartışma yaşandı. Önce konuşmacıların, özellikle de Kesgün’ün konuşacağı, ardından izleyenlere söz verileceği söylenerek tartışma bitirildi. Ancak Kesgün’ün sözü aldıktan sonra yaklaşık bir saat boyunca sözü bir türlü projeye getirmemesi, tepkilerin dinmemesine neden oldu.
Kesgün, uzun uzun Emek Sineması’nın girişinin taşıyıcılarının eksik olduğunu, tuvaletlerinin sorunlu olduğunu söyleyerek, binanın tarihini anlattı. Projeyi anlatması için sürekli izleyiciler tarafından uyarılan Kesgün, sık sık sabrı taşan izleyicilerin tepkilerine neden oldu. Soğukkanlı bir şekilde gülümseyerek sözlerine devam eden Kesgün, sürekli yıkım olmadığını öne sürdü, kültür varlıklarının korunacağını savundu.
Sonunda, tahmin edildiği gibi Emek Sineması’nın içindeki işlemelerin ve koltuk yapısının dördüncü kata taşınacağı açıklandı. Kesgün’ün açıklamasında “şaka gibi” bir bölüm daha vardı: Yeni inşa edilecek binanın birkaç katına da “Madame Tussaud müzesi” yapılacaktı!
Fatih Kesgün’ün toplantı boyunca projeyi net bir şekilde açıklayamaması dikkat çekiciydi. Mimar Mücella Yapıcı’nın gösterdiği avam projeyi, Fatih Kesgün kabul etmedi. Kendisinden ısrarla beklenen projeyi ayrıntılarıyla anlatmadı, ancak projeye getirilen eleştirileri de “Bizim projemiz o değil”, “Yıkmıyoruz” gibi sözlerle inkar etti.
‘KORUMA’ DİYE BİR ŞEY YOK!
Kesgün’ün tepki gösterilen sözlerinden biri de, “Sinema sektöründen insanlar, bize Emek Sineması’nın sinema salonu olarak varlığını sürdüremeyeceğini söyledi” ifadesi oldu. Sektörün her kesiminden kişilerin olduğu salonda, “Kim o temsilciler” sorusu soruldu, ancak yanıt alınamadı.
Mücella Yapıcı’nın açıklamasına göre ise Emek Sineması’nın içinde bulunduğu parselde, 23 bin 500 metrekarelik inşaat yapılacak, bunun 16 bin 500 metrekaresi ticari yapı olacak, 6 bin 500 metrekaresi ise sinema salonu. Bu binanın kamu malı olduğunu hatırlatan, halkın vergileriyle yapıldığını söyleyen Yapıcı, ortada bir “koruma” olmadığını, bunun evrensel koruma kurallarına aykırı olduğunu belirtti. Mimarlar Odası’nın bununla ilgili açtığı bir dava da bulunuyor.
Kesgün’e itiraz eden 2010 Ajansı’ndan Korhan Gümüş’e İstanbul 2010 logosunun neden projeye konduğu sorulduğunda, Gümüş, bunu kendisinin de araştırdığını ve şu sonuca vardığını söyledi: “Logoyu kimse vermemiş.”
Konuşmaların ardından söz alan sinemacılar ve yurttaşlar, Emek Sineması’nın yıkılmasına izin vermeyeceklerini söylediler. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, kültür sanat mekanlarıyla ilgili bilgilendirme toplantılarına devam edecek. (KÜLTÜR SERVİSİ)


EMEK SEVERLER İKNA OLMADI
Can Atalay: Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı çıkan herkes, Tarlabaşı’nın yıkılmasına da karşı çıkmalı. Bin tane teknik ayrıntıya boğan açıklamalar yapmak şık değil. Yıkımın arifesine kadar projeyle ilgili bilgi sahibi olamıyoruz. Yıkımına karşı çıkılan Emek Sineması, artık İstanbullular için simgesel bir anlam kazanmıştır.
Deniz İncedayı (Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı): Gördük ki, koruma projesinin, koruma ilkeleriyle bir ilgisi yok. Uluslararası sözleşmelere, bilimsel kriterlere uymuyor. Adına “koruma” denmesi etik değil. Mimarlar Odası bile konuyla ilgili bilgi alamıyor. Arkadaşların tepkisi haklı, sabrımız bitti çünkü. Koruma sosyal bir süreçtir. Sinema salonunu başka bir yere taşımakla insanlar belleğinden soyutlanıyor. Kültürel mirasla ilişkisi yok sayılıyor.
Mustafa Ünlü (1001 Belgesel Festivali’nden): Ticari olmayan filmlerin salon bulma şansı zaten yok. Büyük bütçeli olmayan festivallerin kullandığı bir salon Emek. 2010 logosunun orada olması da tesadüf değil, çünkü 2010 projeleri arasında İstanbul’a bir tane bile yeni salon kazandırılmadı. Bu sinema salonunu ayakta tutmak, kentin yöneticilerinin görevidir.
Özcan Alper (Yönetmen): Bugüne kadar sabrettik. Ama bizim adımızı kullanarak konuşuyorlar, sinema sektörü şöyle diyor diyorlar. Bundan sonra bizim adımız kullanılırsa, projeyi yapanların da Kültür Bakanlığı’nın da yalancı olduğunu açıklayacağız. Sinema sektörüne danıştık, onayladılar lafını duymak istemiyoruz. Zaten yurtdışına gittiğimizde, Kültür ve Turizm Bakanlığı logosunu görenler bizi tanıtım yapıyoruz sanıyor. Kültürü turizme bağlarlarsa olacağı bu. Bundan böyle, herkesi, altında Beyoğlu Belediyesi’nin ve Büyükşehir Belediyesi’nin logosu bulunan kültür etkinliklerine katılmamaya çağırıyorum.
www.evrensel.net