ARKADAŞLARI ‘O GUNU’ ANLATTI

Muğla’da polis kurşunuyla yaralanan ve önceki gün beyin ölümü gerçekleşen Şerzan Kurt için ailesinin, arkadaşlarının, siyasi parti temsilcileri ve üyelerinin hastane bahçesindeki bekleyişi sürüyor.


Muğla’da polis kurşunuyla yaralanan ve önceki gün beyin ölümü gerçekleşen Şerzan Kurt için ailesinin, arkadaşlarının, siyasi parti temsilcileri ve üyelerinin hastane bahçesindeki bekleyişi sürüyor. Beyin ölümü gerçekleşen Şerzan’ın diğer organlarının da fonksiyonunu kaybetmesi bekleniyor.
ORGAN BAĞIŞI OLMAYACAK
Kurşun yarası bulunan ve başına darbe alan Şerzan’ın ölüm sebebinin neye bağlı olduğunun anlaşılabilmesi için otopsi yapılması gerekiyor. Bu nedenle ailenin isteği olan organ bağışı gerçekleşemeyecek.
İHD İzmir Şube Başkanı Avukat Nezahat Paşa Bayraktar, halk arasında, “Fiş çekme” olarak geçen konunun yasal olarak mümkün olmadığını, ailesinin böyle bir karar verme gibi bir durumunun söz konusu olmadığını belirtti. Bayraktar, beklenenin “Fiş çekme” değil, beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen hâlâ çalışan organların da fonksiyonunu kaybetmesi olduğunu ifade etti. Bayraktar, Savcılığın önce göz korneasının bağışlanabileceğini belirttiğini daha sonra ise bundan da vazgeçtiğini, ölümün neye bağlı olarak gerçekleştiğinin anlaşılabilmesi için Adli Tıp Kurumu’nda otopsi yapılacağını söyledi.
Öte yandan hastane bahçesinde görüştüğümüz, Şerzan’ın olaylar sırasında gözaltında ve yanında olan arkadaşları o günü anlattı.
HER HAFTA SALDIRI VAR
Muğla’da haftada en az bir arkadaşlarına saldırıldığını belirten ve olaylar sırasında gözaltında olan Ahmet Dündar Eren, “Şemdinli’deki iyi çocukların gelmesiyle beraber saldırılar daha da artmaya başladı. Özellikle sivil polislerin bu olayları kışkırttığını, sürekli bu faşistlerle beraber ilişki kurduklarını, polislerin arabalarında olduklarını, bu faşistlerin mekanlarında polislerin onlarla beraber oturduklarını görüyorduk. Polisler bizi gözaltına aldıklarında bir sevinç ortaya çıkıyordu, sürekli kafa tokuşturmalar, yani o faşistliği yansıtacak hareketlerde bulunuyorlardı. Bizi kışkırtma noktasına getiriyordu bunlar” dedi.
Gözaltında oldukları sırada Şerzan’ın vurulduğu haberini aldıklarını, sinirlendiklerini ve dışarıya çıkmak istediklerini ama o esnada polislerin “Kurşundur, niye bu kadar abartıyorsunuz? Kurşun sıyırmış işte” dediklerini söyleyen Eren, “Yani olayı o kadar basit bir şekilde ele almaya çalışıyorlardı. ‘Bir şey yok, polis müdahale etti, gerginlik vardı polis bitirdi. Biz gereğini yapıyoruz, siz sakin olun, bir şey yapmayın’ diyorlardı. Hep, ‘Siz sakin olun’ diyorlardı, ama diğer taraftan da öteki tarafı kışkırttıklarını biliyorduk. Çünkü olaylar emniyetin yan tarafında gerçekleşiyordu ve silah sesleri hiç durmadan devam ediyordu. Gaz bombaları devam ediyordu. Gaz bombaları emniyetin içerisine kadar geliyordu. Olaylar zaten emniyetin yanı başındaydı” dedi.
YOĞUN GAZ BOMBASI
Olaylar sırasında gaz bombalarının yoğun bir şekilde atıldığını ve polislerin diğer gruba müdahale etmeden üstlerine ateş açarak geldikleri söyleyen Fırat İnal ise, “Olayın başlangıcında zaten polisler emniyetin oradan direk indiğinde hiçbir şekilde faşistlere yönelmeden, faşistlerin yanından koşarak bize doğru yönelmeleri ve ateş seslerinin başlamasıyla, gaz bombalarının atılması bir oldu. Gaz bombalarıyla zaten birçok arkadaş yerde kusmaktaydı. O sıra hiçbir şey görünmüyordu. En az 20-30 el silah sesi duyuldu. Yerden kalkmamızla Şerzan’ın vurulduğunu duymamız, Şerzan’ı yerde görmemiz bir oldu” dedi.
Kendilerini kaybettiklerini ve polislere yöneldiklerini de söyleyen İnal, “Polisler de coplarını açıp geliyordu. Birkaç arkadaş polislere yöneldi, ‘Artık vuracaksanız bizi de vurun’ dediler. Çünkü herkes şuurunu kaybetmişti” dedi.
SAVAŞ ALANI!
Şerzan Kurt’un vurulduğu sırada yanında olan arkadaşı Methi Karaçelik de, “Arkadaşlar gözaltına alındıktan sonra polis geldi, bize, ‘Emniyetin önünde kimse yok, siz de dağılın’ dediler. Bir zaman sonra aşağıdan bir kalabalık gelince biz anladık ki gerçekten onları dağıtmamışlar, onlar daha oradalar. Biz de arkadaşlarımıza yönelik gerçekleştirebilecek bir saldırı ihtimalini düşünerek emniyete yürümek istedik. Akyol Caddesi’ne girer girmez faşist grup emniyetin yanında bir yerde konuşlanmıştı. Onlara doğru yürümek istedik. Onlar hemen polisin arkasına geçtiler, polis de hemen barikat kurdu. Aramızda daha halen 15-20 metre olmasına rağmen, yani biz daha barikatı zorlamamamıza rağmen, kurşun sesleri gelmeye başladı. Ortalık savaş alanına dönmüştü” dedi. Şerzan Kurt’un kurşunlara rağmen devam etmek istediğini ve o anda yere düştüğünü söyleyen Karaçelik, “Ben arabanın yanındaydım, düştüğünü de gördüm. Yüzüne bir darbe aldı sanırım. Döndükten sonra kurşunları almış, çünkü yüzü polise dönüktü, o sıra ateş de karşı taraftan geliyordu. Yani ilk önce yüzüne bir darbe aldı, sonra yüzünü çevirince kurşunları aldı. Yere düştüğünü gördüm, gittim. Hâlâ daha kurşunlar sıkılmaya, gazlar atılmaya devam ediyordu. Yanına gittim, işte öncesinde bir kadın arkadaşımız gitmiş, onu sırt üstü çevirmiş, yüzüstü düşmüştü” dedi. Şerzan’ın kafasını kaldırıma çarptığına dair iddialara ise, “Şerzan her ne kadar kafasını yere çarpmış ihtimali olsa dahi, o isabet eden kurşunlardan olmuştur. Bana göre gaz bombasıydı, o kadar etki edip yere düşürecek kadar bir taş olamaz. Gaz bombaları, tabancayla atılıyordu ve normalde yukarıya doğru atılması gerekirken doğrultulup atılıyordu. Şerzan onurlu bir arkadaştı, arkadaşlarını korumak için gitmek istedi, vuruldu” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

ŞERZAN iÇiN EYLEMLER YAPILDI

Muğla’da polis ve ülkücülerin saldırısı sonucu beyin ölümü gerçekleşen Şerzan Kurt için çeşitli kentlerde eylemler yapıldı.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) kampüsünde öğrenciler tarafından yapılan yürüyüşte son dönemde Kürt’lere yönelik baskıların arttığına dikkat çekildi. İnşaat mühendisliği önünden kampüs ana giriş kapısına kadar süren yürüyüş polisin ve üniversite özel güvenliğinin yoğun baskısı altında gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG) temsilcisinin okuduğu basın açıklamasında yıllardır ötekileştirme politikalarından vazgeçmeyen egemenlerin bu emellerine ulaşmak için her türlü kirli savaş yöntemini kullandıkları belirtildi. AKP’nin açılım adı altında yürüttüğü Kürt hareketini tasfiye planlarının sonucu olarak Türkiye genelinde Kürtlere karşı saldırı ve linç girişimlerinin giderek arttığına dikkat çekilen açıklamada, saldırıların Kürt halkının verdiği demokrasi ve barış mücadelesini sindirmeye yönelik olduğu vurgulandı. Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.
Van’da da öğrenci derneği tarafından yürüyüş yapıldı.
ÖLÜM DEĞİL, ÇÖZÜM Ankara’da Halkların Kardeşliği İçin Gençlik Platformu üyeleri de, Şerzan Kurt’u mücadelelerinde yaşatacaklarını söylediler.
Halkların Kardeşliği için Gençlik Platformu üyeleri önceki gün Yüksel Caddesi’nde buluştular. Muğla’da başlayıp diğer illere de sıçrayan ülkücü saldırıların YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın rektörlere “Bölücü faaliyetlere yönelik eylem planı” başlıklı yazı göndermesinin ardından tırmandığına dikkat çekilen açıklamada, Zonguldak’ta maden işçilerinin ölümünden sorumlu olanlarla, öğrencilere yönelik saldırıların sorumlularının aynı güçler olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Savaş değil barış, ölüm değil çözüm istiyoruz” denildi.
KATİLLER BULUNSUN
Eğitim Sen Genel Merkezi, Şerzan Kurt’un ölümüne yol açan kurşunun kimin silahından çıktığının , bu olayların arkasında kim ya da kimlerin elinin olduğunun bulunmamasını ve yargılanmasını istedi.
Kurt’un ölümüne yol açan kurşunun arkasındaki zihniyetin kendinden başka ideolojiye yaşam hakkı tanımadığının belirtildiği açıklamada, olayın takipçisi olacakları vurgulandı. (HABER MERKEZİ)
www.evrensel.net