Film değil sinema dergisi

Her hafta yeni filmlerin seyirci karşısına çıktığı Türkiye'de, sinema bir sektör olarak gelişirken, tanıtım ile eleştiri de birbirine karışıyor.

Her hafta yeni filmlerin seyirci karşısına çıktığı Türkiye'de, sinema bir sektör olarak gelişirken, tanıtım ile eleştiri de birbirine karışıyor. Sinema Dostları Derneği, "Sekans" adlı sinema dergisini, "bir sinema dergisi" oluşturmak ve yeni bir okur kitlesi yaratmak hedefiyle yayınlamaya başladı. "Türkiye'de hatırı sayılır bir sinema izleyicisinin bulunduğu ama sinema üzerine okuma yapılmadığı" düşüncesinden hareketle yayınlanan iki aylık dergi Sekans'ta vizyondaki filmlerden, sanatsal etkinliklere ve akademik tartışmalara kadar pek çok konuya yer veriliyor. Derginin Yayın Koordinatörü Ece Özdemir ile Sekans'ın yayın çizgisi ve amaçları üzerine görüştük.

Neden "Sekans" adını seçtiniz? Adını doğrudan sinematografik bir kavram veya tanımla ilişkilendirmek istedik. Dünyanın her yerinde bilinen bir isim olsun dedik. Tasarım açısından esprili olanaklar sunuyordu. Sinema dergiciliği yayınında bir sekans olma isteğimizle de örtüşüyordu.

Sinema Dostları Derneği hangi amaçla Sekans'ı çıkartıyor? Sekans, Sinema Dostları Derneği (SDD) ve Kül Yayıncılık işbirliği ile yayınlanıyor. Dünya geneline bakıldığında, sinema izleyicisi ile sinema dergisi okuyucusu arasında büyük bir sayısal uçurum var. Ancak, bu hiçbir ülkede Türkiye'deki boyutlarda değildir. Derneğimiz üç yıldan beri sinemayla bir şekilde ilgilenen herkese bol sorulu bir anket uyguladı. Buradaki sorulardan biri sinema dergilerinin ne sıklıkla okunduğu üzerineydi. Gördük ki gösterime giren her üç filmden birini seyreden, televizyonda sinema kuşaklarını kaçırmayan bu kitlenin beşte dördünün sinema dergileriyle arası yok. Dahası çıkanlar arasında okunacak bir dergi olmadığı yanıtı ağır basıyor. Üç milyon seyircisi olan yerli yapımların olduğu, yıllık toplam biletin 25 milyonu aştığı ve yerli yapımların ilk onda başa oynadığı bir ülke için, salt bu alanla ilişkili olarak çıkan dergilerin okurdan uzak kalması ilginç görünüyor. Üstelik bunlar salonlarla sınırlı istatistikler. Seyirci çok daha fazla. Genel seyirci sayısının çok küçük bir kısmının salonlara gittiği de bilinen bir gerçek. Biz, sorunu yayıncılık anlayışında görüyoruz ve bu beşte dörtlük potansiyel okurla paylaşacaklarımız olduğuna inanıyoruz. Sekans, işte bu nedenle var.

Diğer sinema dergilerinden farkınız ne olacak? Sinemanın eğlence ayağı için üretilen filmler dışında kalanlara kör rolü oynayan, lütfedici bir yaklaşımla ötekilerin "öteki" olduğunu daha derinden hissetmelerini sağlayan vizyon dergilerinden biri değiliz. Sinemayı akademik bir kavanoza kapatmak veya ideolojik bir yastık olarak kullanmak derdinde de değiliz. Şimdilik kısık çıkmakla birlikte, sinemanın bir sevgi işi olduğunu yeniden hatırlatma çabasında olan sesin bir parçası olmak derdindeyiz. Klasik-modern, teorik-pratik, popüler-sanatsal gibi yapay paradoksal söylemlere de inanmıyoruz. Kısaca film dergisi değil sinema dergisiyiz. İçeriğe gelince farklarımız var, ama siz bunu bölüm başlıklarımız anlamında değil, yaklaşım ve nitelik farkı olarak algılayın. Zaman zaman kesişen popüler ve kitle kültürlerinin ne olduğundan çok onların nasıl çözümlendiğine kafa yorarsak, aynı konuyu işlemiş olabiliriz belki ama farklı sonuçlara varacağımız kesin görünüyor.

Sinemanın eleştirisi mi yoksa tanıtımı mı? Her ikisi de. Ama eleştiri tanıtımdan önce geliyor. Burada bölüm başlıklarımıza yaklaşımımız ve belirlediğimiz öncelikler rol oynuyor.

Sinema arkeolojisi isimli bölümünüzünü içeriği nedir acaba? Sinemanın geçmişini eşelemek... Çok geniş bir alan. Yayınlar, sinemacılar, günlükler, biyo-filmografiler, kitaplar, filmler... Dün neler oldu? Yıllardır bunun peşinden koştuğumuz için ne denli zevkli bir alanı kazı alanına çevirdiğimizi biliyoruz. Sinema tarihinde öylesine güzel unutulmuşlar, öylesine çarpıcı ayrıntılar var ki, onların peşinde koşuyoruz. Kendimizi yeniden bulmak gibi bir şey.

Dosya konularınızın daha çok toplumsal bir içerik taşıması bilinçli bir tercih mi? Dosya konuları çok çeşitli olacak. Sansür, festivaller, yasalar, sinema coğrafyaları, akımlar gibi doğrudan sinemayla olduğu gibi, kaldı ki bunlar bir koşulda sosyal, ekonomik ve politik ortamla ilintili, sinemayla dolaylı olan dosya konuları da var. Bazıları hazırlık aşamasında. Toplumcu bakış ya da sizin deyiminizle içerik, bizim tercihimize bırakılamayacak kadar gerçek, zorunlu ve yaşayan bir olgu. Filmler bireyin mikro bakışına ve hazzına yönelirler, sinema ise toplumun makro bakışıyla ve toplumsal yapısıyla ilişkilidir. Kol kola yürürler ama bir yandan da çatışmaktan ve birbirlerini beslemekten de geri kalmazlar.

Sekans'ın kadrosu kimlerden oluşuyor? Derneğin bundan önce yayınlanan ve "Kinorama" adını taşıyan bir broşürü vardı. Neler yapabileceğimizi test ettik. Değerlendirmeler olumlu sonuç verince dergiye yöneldik. Dernek dışından gelen yüreklendirmeler de buna eklenince çabamızı hızlandırdık. Açmış olduğumuz temel sinema eğitimi ve film eleştirisi seminerlerinden gelen ve çeşitli yayın organlarında yazan arkadaşlarla Sekans çatısı altında toplandık. Derken Kül Yayıncılık devreye girdi ve Sekans bir inanç ve hoşgörü yumağı içinde doğdu. İlk sayının içeriği, ağırlıklı olarak, içlerinde akademik ortamdan veya serbest yazarlıktan gelenlerin de olduğu derneğimiz üyesi yazarların çabalarıyla meydana geldi. Önümüzdeki sayıdan başlayarak bu oranı yarı yarıya eşitleyeceğiz.

www.evrensel.net