Selde de aynı kafa

Selde de aynı kafa

Bakan Abdülkadir Akcan, Ulaştırma Bakanı ile birlikte, sel altında kalan İzmir'de boy gösterdi. Bakan, 'Yağmur yağarken birşey yapılmaz' diye konuştu.

Selde de aynı kafaÜlkenin en kalabalık üçüncü kenti İzmir'in birçok semtini sular altında bırakan sel felaketinden sonra, devlet erkanı bölgede boy gösterdi. Ulaştırma Bakanı Oktay Vural ile birlikte İzmir Valisi Alaaddin Yüksel'i ziyaret eden Bayındırlık ve İskân Bakanı Abdülkadir Akcan, pişkinlikte halefi Koray Aydın'ı aratmadı. Devletin afet olduğu her yerde bulunduğunu savunan Akcan, bunun en güzel örneğinin Marmara depremi olduğunu iddia etti. Marmara depreminin bir diğer çarpıcı tarafı da yetkili makamların sorumluluğu altyapı eksikliklerine değil, doğaya bağlamalarıydı. Akcan, bu konuda da alışıldık "devlet tavrını" sürdürerek "Devletin vatandaşını ihmal etmesi söz konusu değildir. Problemleri çözmek için buradayız. İş yapılmadığı zaman 'Nerede devlet' deme hakkı var. Ama yağmur yağarken bir şey yapılamaz. O sırada da 'Nerede devlet' denilemez" diye konuştu. Bakan, siyasi muhaliflerine de çatmayı ihmal etmedi. Akcan, "İşin dışında kalanların, yağmur yağınca çizme giyerek, İzmir'de, Mersin'de, Antalya'da bu durumu siyasi rant ve şov haline getirdiklerini" söyleyerek bu durumun kendisini üzdüğünü anlattı.

Yine vaatlerGeçtiğimiz cuma günü bakanlığının "Genel Hayatın Olumsuz Etkilenmesi" kararını aldığını açıklayan Akcan, bu kararının, yağışın tekrar olumsuz etkilediği vatandaşları mağdur etmemesi için alındığını söyledi. Akcan, "Afet Kararnamesi 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren geçerli olacak. Bu karar, şu ana kadar oluşacak olumsuzlukları kapsayacak. Ancak yağışlar devam ediyor. Bundan sonra doğacak hasarlarda vatandaşların mağdur edilmemesi için afet kararını daha yayınlamadık. İzmir'in afet raporu salı günü elimize ulaşırsa, çarşamba günü bunu Bakanlar Kurulu'na sunacağız. Bununla bireysel afetzede olan, evi yıkılan, selden ağır zarar gören kişiler yararlanacak. Deprem bölgesi gibi sel felaketine uğrayanlar da hak sahipliği imkânına kavuşacak. Borçlarının ertelenmesi de söz konusu olacak" dedi.

Birlik beraberlik edebiyatıUlaştırma Bakanı Oktay Vural da İzmir'de 1995 yılında yaşanan felaketten daha ağır yağış alındığını ancak zamanında yapılmamış, giderilmemiş sorunların şimdi ortaya çıktığını söyledi. "Sorunların giderilmesi için tek yürek halinde olmaya geldik" diyen Vural, hükümetin seri kararlar aldığını, sorunların daha fazla büyümeden önlenmesi için çaba gösterildiğini anlattı. Vural, sorunların birlik beraberlik içinde çözüleceğini söyledi. İzmir Valisi Alaaddin Yüksel, Bayındırlık Bakanı Akcan'a ziyaretinin anısına İzmir Valiliği binasının gümüş rölyefini sundu. Ziyarete İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Piriştina ve Emniyet Müdürü Halil Tataş da katıldı.

Lodos esmeseydi!İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Piriştina, İzmir'de ardı ardına yaşanan sel felaketlerinin, kendisi ve bürokratları için yaşam boyu saklanacak "şansız anılar" arasında yer alacağını söyledi. Kasım ve aralık aylarında yağan şiddetli yağışlardan sonra kentte meydana gelen sel felaketleri nedeniyle eleştiri oklarına hedef olan Piriştina, su baskınlarını değerlendirdi.Piriştina, Büyük Kanal Projesi'nin bitme aşamasına geldiği ve ulaşımda entegrasyonun sağlandığı bir dönemde ardı ardına gelen sel felaketlerinin kendisini çok üzdüğünü söyleyerek yağışla birlikte gelen lodosa çattı. Piriştina, dere yataklarının ıslahında geç kaldıkları ve yeterli çalışma yapmadıkları yolundaki eleştirileri şöyle cevapladı:"Bizim bu konuda bir gayret, bir çalışma içerisinde olmadığımız doğru değil. Bu, belgeleriyle ispatlıdır. Şu ana kadar 18 trilyon 370 milyar liralık ihale gerçekleştirdik. Bunun da üçte birlik bölümü tamamlandı. Dereler, kendi içinde bütünlük oluşturduğu için tam anlamıyla hiçbiri bitmemiş oluyor. Ama yolun da yaklaşık üçte birini geçmiş vaziyetteyiz. Bu uzun soluklu bir çalışmadır. Biz 2 yıllık görev süremiz içinde bu kadar derenin projelerini hazırlayıp uygulamaya koyduğumuz halde geç kaldığımız gerekçesiyle eleştiriliyorsak polemiğe girmem. Bu bir taktir meselesidir."Dere ıslahlarının selle mücadelede tek başına yeterli olmadığını söyleyen Piriştina, "Eğer derenin kapasitenin üstünde yağış geliyorsa, artık dere yatağı ıslahı ve onun temizliği tek başına yeterli bir önlem değil. Onun dışında başka önlemlerin alınması gerekir. Şimdi dere yataklarının kapasitesinin çok üstünde gelen suyu dere havzalarına 2-3 saat tutarak kente inişini geciktirecek bent veya baraj yapma projeleri hazırladık. Bu yöndeki çalışmalarımız, 2002 yılının Mayıs ayı sonunda tamamlanmış olacak."İzmir'de, son iki ay içinde meydana gelen sellerin, şiddetli yağışların çok kısa süre içinde kente inmesinden kaynaklandığını da anlatan Piriştina, "Çok kısa sürede çok fazla yağışlar hem de lodosla beraber geldi. Bunun sonucunda çukurda kalan yerlerde sel oldu" diye konuştu.Jeoloji Müherdisleri Odası İzmir Şubesi, selle ilgili açıklamasında, belediyenin dere ıslah çalışmalarını yetersiz bulduklarını ancak desteklediklerini duyurmuştu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Ortakların gündemi uyum yasalarıHükümet ortakları bugün, son Anayasa değişiklikleri doğrultusunda yapılması düşünülen yasa değişikliklerini görüşmek üzere bir araya gelecek. Başbakanlık Merkez Binası'nda gerçekleşecek Liderler Zirvesi'ne, DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcıları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın yanı sıra, DSP'li Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan da katılacak. Toplantının gündeminin, Başbakanlık AB Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan ve Adalet Bakanlığı'nca son şekli verilen yeni "demokrasi paketi" olduğu bildirildi. Geçen ekim ayında yapılan Anayasa değişiklikleri doğrultusunda yapılacak yasal düzenlemeleri içeren pakette, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu ile gözaltı sürelerini düzenleyen kanunlarda değişiklikler yapılması öngörülüyor.

Kısmi değişikliklerTCK'nın 159. maddesinde yapılması düşünülen değişiklikle, devlet kuvvetleri aleyhindeki suçlar içinde sayılan "Cumhuriyet" ve "Hükümetin manevi şahsiyetine" ifadaleri yerine "Türk Milleti", "Türkiye Devleti" ve "Bakanlar Kurulu" kelimeleri getiriliyor. Ayrıca, bu suçlarla ilgili cezaların üst sınırı 6 yıldan 3 yıla indiriliyor. "Demokrasi paketi" olarak adlandırılan yasal düzenlemeye göre, TCK'nın 312. maddesinde yapılacak değişiklik ise, "halkı kanuna itaatsizliğe" ibaresinin "kişileri kanuna uymamaya" şekline dönüştürülmesiyle sınırlı kalıyor. İfade özgürlüğü önündeki en büyük engellerden biri olan 312. maddede yapılacak değişiklikle de, maddenin "Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, insanları birbirlerine karşı düşmanlığa veya kin beslemeye" tahrik etmeyi içeren ikinci fıkrasına, "kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak şekilde" kaydı ekleniyor. Tasarı, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMY) 7. ve 8. maddelerinde de değişiklik getiriyor. Buna göre, TMY' nin 7. maddesinde yapılan değişiklikle yasadışı örgütlere yardım suçunda, "terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde örgütle ilgili propaganda yapma" koşulu aranacak.Yasanın, "devletin bölünmezliği aleyhine propaganda" başlıklı 8. maddesindeki değişiklikte de, yoruma açıklığı sebebiyle ifade özgürlüğü önünde engel oluşturan, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla..." ifadesi korunurken, bu suça karşılık gelen ceza en fazla 3 yıl, ayrıca 1 ile 3 milyar arasında para cezası olarak düzenleniyor. DGM Kanunu'nda yapılacak değişiklik ise, olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde savcının talebi ve hakim kararı ile gözaltı süresinin 7 güne kadar uzatılabilmesini getiriyor. Tasarı ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye aleyhine verilen kararlarda, davacının mağduriyeti verilen tazminatla giderilemeyecek ağırlıkta ise yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkı tanıyor.

Ortaklar rahatHükümet ortakları arasında, uyum yasaları konusunda görüş ayrılığı çıkması beklenmiyor. AB'ye uyum kaygısıyla yapılan bu "demokratikleşme adımları" üzerinde, hükümet ortakları 2001 yılı boyunca tartıştı. Nihayet geçen ekim ayında TBMM'de kabul edilen Anayasa değişiklikleri öncesinde de, özellikle MHP'nin Kürtçe eğitim ve 312. madde hükümleri gibi birkaç konudaki "hassasiyetleri" göz önüne alındı. MHP'nin de, yapılan düzenlemelerin var olan durumu fazla değiştirmediğine ikna olmasının ardından Anayasa değişiklikleri yapıldı.
www.evrensel.net