Fotoğraf: Tanner Maury/EPA/AA

Çanakkaleli mücadeleyi bırakmıyor

Enerji politikalarının yarattığı çıkmazdan 'kurtuluş' olarak gösterilen enerji santralleri halkın gündeminden çıkmıyor. Kaz Dağları'nda yapılmaya çalışılan Çan Termik Santrali de halkın tepkisini çekmeye devam ediyor.

Çanakkaleli mücadeleyi bırakmıyor
Ebru Ilgaz
Çanakkale'de yapılacak Çan Termik Santrali için düğmeye basıldı. Santralin yapılacağı arazinin kamulaştırılması 1996 yılında tamamlanmıştı. Santrali yapacak şirket için ihale ise 1998 yılında tamamlandı. Yöre halkının geçim kaynağı olan meyve ve sebze bahçelerini, orman alanlarını büyük ölçüde etkileyecek santralin ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu da ihale yapıldıktan sonra hazırlanmıştı. Anlaşılan, enerji bakanları ve konu hakkında tüm yetkili kişiler santralin hiçbir etkisini ciddiye almadan 'ne olursa olsun yapılacak' fikriyle yola çıkmışlar. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'nın Çan Termik Santrali hakkında hazırlanan ÇED raporu hakkındaki görüşlerinde '..raporun yetersiz olduğu, revize edilmesi gerektiği' ortaya konmuştu.
"Termik santral, bacasından çevreye savrulacak olan kükürtdioksit ve azotoksitler, uçucu küller, ağır metaller, karbondioksit ve radyoaktif maddeler hakim kuzeydoğu rüzgârlarının etkisiyle geniş bir çevre tahribatına yol açacaktır. Asit yağışları sonucu, geçirgen yapıya sahip toprağın kimyasal yapısı bozulacak, toprak verimsizleşecektir" açıklaması, birçok meslek odası ve sivil toplum örgütünün bir araya gelerek oluşturdukları Çanakkale Çevre Platformu'na ait. Türkiye'deki sebze meyve üretiminin yüzde 6'sını karşılayan Çanakkale'nin, 82 köyünde de geçimi kaynağı orman ürünlerinden sağlıyor. Kentin içme ve sulama suyunu karşılayan akarsuların ve Atik Hisar Barajı'nın santral yapımı için seçilen bölgeye yakınlığı dolayısıyla kısa sürede kirleneceği de konunun başka bir ayrıntısı. Santralin çalışması için günde 6624 ton, yılda 1.950 bin ton kömür yakılacak. Ortaya çıkacak katı atıklar ise yine santral yakınındaki tarım arazilerinde biriktirilecek. SİT alanı ilan edilip milli park kapsamı içerisine alınan alanlar da santralin etkisiyle yok olacak. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ali Demirsoy, Çevre Bakanlığı'nın hazırlattığı ÇED raporunu ve bölgenin özelliklerini inceleyerek hazırladığı bir metinde, termik santrallerin bacalarında çok gelişmiş arıtma sistemleri kullanılmış olsa bile toprağın doğal yapısını kaybettiğini, ayrıca baca gazlarının asit yağmurlarına yol açtığını belirtiyor.
'Bu santrali yaptırmayız'
Yüzyıllardır doğayla barışık yaşamış Çanakkaleli. Çanakkale'nin bereketli topraklarında yetiştirdiği meyve sebzeleri satarak yaşamını sürdürmüş. Şimdi, yapılacak termik santralle birlikte yüzyılların mirası olan ormanları, ekmeğini kazandığı meyve ağaçları ve sebze tarlaları, üzüm bağları yok olacak. "Çocuklarımız nasıl yaşar orman yok olursa, Kaz Dağı yok olursa. Meyve ve sebze yetiştiremezsek karnımız nasıl doyar?" diye soruyor görüş almak için yöneldiğimiz her köylü. Devletin kuracağı santralin 'iş imkânı sağlamak' iddiasında olduğunu, ancak yüzlerce insanı işinden edeceğini, aç bırakacağını iyi biliyorlar. Bu yüzden az ötelerindeki Bergama köylüsünün uzun süren mücadeleleri sonrasında elde ettiği zaferden de güç alarak konuşuyorlar: "Bu santrali yaptırmayacağız."
'Tepkileri diri tutacağız'
Çanakkale Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Halil Dalmış her an yapımına başlanabilecek Çan Termik Santrali'ne karşı bundan sonra yapacakları anlatıyor: "ÇED raporu için iki kez gidip eleştirilerimizi sunduk. Santral deprem kuşağında bulunuyor. Biz bunu defalarca dile getirdik. Dikkate alınmadı. Marmara depreminden sonra konu tekrar gündeme geldi. Santralle birlikte kurulacak kül barajı tamamen fay hattı üzerinde bulunuyor. Bir fay çatlamasıyla kül barajı yıkılabilir. 30 bin insan küller altında kalabilir. Bu nedenle kül barajını da tehlikeli buluyoruz. Çevre Bakanlığı kendi hazırlattığı raporda santralle birlikte kanserli sayısının yüzde 14 artacağını söylüyor. Bunu hiç insani bulmuyoruz. İnsanları birlikte olmaya ve dava açmaya çağırıyorum. İptal davasını hep birlikte açalım. Öncelikle hukuksal yolları deneyeceğiz. Bunun yanında halkın bilgisini ve tepkisini diri tutmaya çalışıyoruz." Öyle görülüyor ki Çanakkaleli'nin 'termik ölüm'e karşı verdiği mücadelede yeni bir sayfa açılıyor...
www.evrensel.net