Tac Mahal

Tac Mahal

Tac Mahal, dünyanın en olağanüstü yapılarından biri. Mimari kusursuzluğu ve estetik güzelliği ile, insan emeğinin en gurur verici eserleri arasında yer alıyor.

Tac Mahal
İmparatoriçe Mümtaz Mahal'in kabri Tac Mahal, birçok insan için Hindistan ile özdeşleşmiştir. Kıvrımlı, yükseldikçe genişleyen kubbesi ve kubbenin bulunduğu alan, yüzlerce kartpostal, broşür ve gezi kitabında yer almıştır.
Tac Mahal, dünyanın en olağanüstü yapılarından biri. Mimari kusursuzluğu ve estetik güzelliği ile, insan emeğinin en gurur verici eserleri arasında yer alıyor.
Aslında Tac Mahal hakkında bilinmeyen çok şey var; örneğin, devasa bir yapı olan kabir, aslında yalıtılmış bir bina değil, bir ana giriş, karmaşık bir bahçe, bir camii ve duvarlardan oluşan bir kompleksin sadece bir parçasıdır.
Peki Tac Mahal nasıl ve ne zaman inşa edildi? 1612'de, Mümtaz Mahal, o sırada bir prens olan Şah Cihan ile evliydi. İmparator, ikinci eşi olan Mümtaz'a aşıktı. Mümtaz, Şah'a 14 çocuk verdi ve 1630'da, Şah'ın tahta çıkmasından sadece üç yıl sonra yaşamını yitirdi. Acı içindeki Şah, eşinin anısını sonsuza dek yaşatmak amacıyla, unutulmaz bir gömüt yaptırmaya karar verdi. 20 binden fazla işçi ve ustanın 22 yıllık çalışması sonucunda, Tac Mahal, 1648'de, Agra'daki Yamuna nehri kıyısında yükseliyordu.
"Tac Mahal" adının kökeni tam olarak bilinmiyor. Şah Cihan'ın saltanatı sırasındaki kayıtlar, bu yapıyı sadece "Mümtaz Mahal'in rauza'sı (kabri)" olarak nitelemekte. Yine de, "Taç Sarayı" veya "Sarayın Tacı" olarak çevrilebilen Tac Mahal'in, Mümtaz Mahal adının -ki, Saraydaki Yüce İnsan anlamına gelir- kısaltması olduğu düşünülür.
Şah Cihan, kabrin tamamlanmasından sonra da, eşinin mezarını düzenli olarak ziyaret ediyordu. Kayıtlardan, bu ziyaretin bir tekne ile gerçekleştiğini öğreniyoruz: Hükümdar, anıtın nehir kıyısındaki bölümünde tekneden iner ve setlerden geçerek terasa çıkardı. Diğer insanlar ise, kabri ziyaret için başka bir yol kullanmak zorundaydılar: Güneydeki ana kapıdan dev avluya girer ve burada kontrolden geçirilirlerdi. Burada, yoksullara gündelik olarak sadaka, ölüm yıldönümlerinde ise Tac için oluşturulmuş fondan para dağıtılırdı. Böylesi günlerde Tac Mahal'in önü, ülkenin çok uzak noktalarından dahi gelen yoksul insanlarla tıklım tıklım olurdu.
Bugüne dek hakkında birçok kitap yazılan ve araştırmalar yapılan Tac Mahal, yerel Hint kültürüyle kaynaşan özgün İslam mimarisinin en görkemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak yoksullar açısından yüzyıllardır değişen pek bir şey yok; onlar yine, cuma günleri o devasa kubbenin önünde birikiyor ve namazdan çıkanların yardımını istiyorlar...
www.evrensel.net