GDO’ların girişi durdurulmalıdır!

GDO’ların girişi durdurulmalıdır!

Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık Gerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, gerek Biyogüvenlik Kurulu ve bilimsel komitelerinin örnek alarak GDO’ların ülkemize girişine izin verdiği EFSA’nın bağımsız bir kuruluş olmadığını vurgulayarak “GDO’ların ülkemize girişi en kısa sürede du

Konuyla ilgili bir yazılı açıklama yapan  Atalık EFSA’nın bazı üst düzey yöneticilerinin biyoteknoloji şirketleri ile olan ilişkilerinin güvenilirliğini ve kararların bilimselliğini zedelediğinin altını çizerek. “Her biri büyük bir sağlık ve çevre tehdidi oluşturan GDO’ların ülkemize girişi en kısa sürede durdurulmalı, ithal ettiğimiz GDO’lu ürünlerden en büyük payı alan soya, mısır ve pamuk üretiminde doğru bir tarım politikası ile kendimize yeterlilik hedeflenmelidir” dedi.

AB HALKI GDO’LU ÜRÜN İSTEMİYOR

Eurobarometer’in araştırmasına göre AB halkının yüzde 61’inin GD tohumla tarım yapılmasına karşı olduğunu vurgulayan Atalık, “AB halkı GD ürünler konusunda son derece hassas bunları tüketmek istemediği gibi tarımının yapılmasını da istemiyor ve bu konuda son derece örgütlü bir mücadele veriyor. GD tohumlarla tarım yapan ve şu anda tamamı AB içerisinde yer alan ülkelerde 2005 yılında 165 bin hektar alanda GD mısır ekilirken 2010 yılında yarı yarıya azalarak 82 bin hektara geriledi” diye belirtti.

AVRUPA KOMİSYONU AB MEVZUATINA AYKIRI KARAR ALMIŞTIR

Ekimine Mart 2010’da izin verilen Amfloranın, kanamisin isimli antibiyotiğe direnç geni içerdiğine dikkat çeken Atalık, “Kanamisin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından klasik ilaçlara karşı direnç geliştirmiş tüberküloz (verem) vakalarının tedavisi için yedek saklanan bir antibiyotiktir. Böylesine riskli antibiyotik direnç genlerinin GD ürünlerde kullanılması insan ve hayvanlarda görülen tüberküloz vakalarının tedavisini etkisizleştirecektir. Avrupa’da bu hastalık belki görülmüyor olabilir, ama ülkemiz hala bu hastalıkla savaşını sürdürmektedir” dedi.

AB mevzuatında, insan ve çevre sağlığı açısından tehdit oluşturabilecek antibiyotik direnç genlerinin kullanımının 2004 yılı sonuna kadar kademeli olarak sonlandırılacağının belirtilmesine karşın, Avrupa Komisyonu’nun hükme aykırı olarak Amflora’ya Mart 2010’da izin verdiğini belirten Atalık “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, AB’de mevzuata aykırı bir şekilde izinlendirilmiş ve üye 5 ülke tarafından dava edilmiş bu patatesin ithalatına 2010 yılında yalnızca endüstriyel amaçlı kullanım amacıyla izin verdi. Ancak, bu patatesin gıda zincirimiz içerisine girmeyeceğini kim ve nasıl garanti edecek?” diye sordu.

Bakanlığın Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) bilimsel değerlendirmelerine dayandırarak GD patatesle birlikte GD mısır, soya, pamuk, kanola, şeker pancarı, bakteri biyokütlesi ve maya biyokütlesi çeşitlerinden oluşan tam 32 GDO’ya gıda/yem/yem katkı maddesi olarak kullanılmak üzere ithal izini verdiğinin altını çizen Atalık “Bilimsel değerlendirmelerin yapıldığı EFSA bağımsız mıdır, kararları bilimsel midir? EFSA’nın bazı üst düzey yöneticilerinin biyoteknoloji şirketleri ile olan ilişkileri güvenilirliği ve kararların bilimselliğini zedelemektedir” dedi.

EFSA SKANDALI!

EFSA GDO Paneli’nin  başkanı, Suzy Renckens’in bu görevinden ayrılmasının hemen ardından biyoteknoloji devi Syngenta’nın Avrupa, Afrika ve Orta Doğu Biyoteknoloji İdari İşler Başkanı olduğuna dikkat çeken Atalık “Renckens, EFSA’da GDO mevzuat çalışmalarından sorumluyken, şimdi Syngenta adına AB’nin GDO konusunda karar alıcılarına karşı lobi faaliyeti yürütmektedir. 2003 yılından bu yana EFSA GDO Paneli’ni yöneten oldukça önemli bilim insanı Harry Kuiper, EFSA’dan önce Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü (ILSI) tarafından kurulmuş olan Task Force için çalışıyordu. ILSI, gıda ve kimya şirketlerinin finanse ettiği, biyoteknoloji taraftarı bir lobi grubudur. Monsanto’nun bir elemanı Task Force’ye başkanlık etmektedir ve diğer tüm üyeleri Monsanto, Syngenta ve Dow gibi büyük biyoteknoloji şirketlerinin temsilcileridir. EFSA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Diana Banati, sivil toplum örgütleri ve politikacılar tarafından ortaya konan çıkar ilişkileri üzerine Ekim 2010’da ILSI’nin Avrupa Yönetim Kurulu’ndan istifa etmek zorunda kaldı” diye belirtti.

GDO’ların izinlendirilmesi konusunda gerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, gerek Biyogüvenlik Kurulu ve bilimsel komitelerimizin örnek alarak GDO’ların ülkeye girişine izin verdiği EFSA’nın durumunun ortada olduğunu belirten Atalı, “Her biri büyük bir sağlık ve çevre tehdidi oluşturan GDO’ların ülkemize girişi en kısa sürede durdurulmalı, ithal ettiğimiz GDO’lu ürünlerden en büyük payı alan soya, mısır ve pamuk üretiminde doğru bir tarım politikası ile kendimize yeterlilik hedeflenmelidir” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net