12 Eylül 2026 00:24

Darbe gitti, düzeni kaldı bugüne

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Bugün 12 Eylül. CIA'nın Türkiye istasyon şefi, adı Türkiye’de pek çok katliam planında geçen Paul Henze'nin yöneticilerine, “Our boys did it” (Bizim çocuklar yaptı) diye duyurduğu 12 Eylül faşist darbesinin 46'üncü yıl dönümü… 

Bilançosu ağır oldu darbenin… Bu ağırlığı ifade etmek için, “Toplumun üzerinden silindir gibi geçti” denir… Gerçekten de toplumu ezdi geçti. 650 bin gözaltı, 1 milyon 683 bin fişleme, 230 bin yargılama, 517 idam cezasından 50’sinin infazı, 300 kişinin şüpheli şekilde ölümü, 171 kişinin işkencede öldürülmesi, 14 kişinin cezaevlerinde açlık grevlerinde ve kötü muamele sonucu ölümü, 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarılması, 39 ton gazete ve derginin imhası… TBMM’nin feshi, siyasi partilerin kapatılması, sendika binalarına kilit vurulması ve o dönemin patron örgütü başı TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin’in, “20 yıldır onlar güldü, biz ağladık. Şimdi sıra bizde. Biraz da biz gülelim” sözleri… Sendikalaşmanın, örgütlenmenin yasak olması, patronların istediği gibi at oynattığı bir ortamın yaratılması… Dahası öncesinde ilan edilen 24 Ocak kararlarının bir bir hayata geçirilmesi… 

Bilanço ağır, çok ağır…

17 yaşındaki Erdal Eren’in idamı, üstelik işlemediği bir cinayet nedeniyle… Necdet Adalı, Veysel Güney, Serdar Soyergin, Mustafa Özenç ve adını sayamadığım gencecik fidanların idamı… Bundan daha ağır bilanço ne olabilir?

12 Eylül’ün 'silindir'inin üzerinden geçtiği Mamak Askeri Cezaevinde direnen kadınlar bugün bir araya geliyor. Başta Mamak Cezaevi Müdürü işkenceci Raci Tetik ve yapılanlar unutulmasın diye yazdıkları “Kaktüsler Susuz da Yaşar” adını verdikleri kitap için bir araya geldi ve sonrasında sürdürdüler buluşmalarını. Raci Tetik’in üzerlerinden geçirmek istediği 'silindir'e rağmen ezilmeyen, teslim olmayan, direnen ve işkencecilere boyun eğdiren kadınlar, “12 Eylül’ün 46'ıncı yılında Mamak Askeri Cezaevi kadınlar koğuşu buluşması” adıyla bir araya gelecekler. Raci Tetik’i, 12 Eylül’ün yaşattıklarını, Mamak Cezaevindeki işkenceleri konuşacaklar belki ama en çok da kendilerine boyun eğdirmek için türlü işkenceleri denediği halde kadınlara boyun eğdiremeyen, bunu yıllar sonra bile itiraf eden işkenceci komutan Raci Tetik’i…

“Kaktüsler Susuz da Yaşar” kitabının önsüzünde kadınların yaşadıklarına ilişkin kısa bir bölümü aktarmak yaşananları bir nebze anlatmak için önemli sanırım: “Mamak Askeri Ceza ve Tutukevindeyken bir güvencin ürkekliğindeydik önceleri… Ürktük, çekindik, korktuk, kaygılandık ve de suskun kaldık. Anlamaya çalıştık, sonra toparlandık. İnsanlığımızı, kişiliğimizi, devrimci değerlerimizi savunmak üzere güçlerimizi birleştirdik. Suya atılan taş misali başladı bu başkaldırı… (…) Onlar kişiliklerimizi elimizden almaya, gözlerimizdeki ışığı söndürmeye, bizi biz olmaktan çıkarmaya çalıştıkça, zulmün karanlığında, ufacık da olsa bir ışık yaktık birlikte…”

***

12 Eylül darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Darbe yönetimi sona erdi, seçimler yapıldı, parlamentolar açıldı. Peki, darbenin kurduğu düzenin izleri silindi mi?

Bu soruya verilecek yanıt herhalde, “12 Eylül darbesi bugünkü düzeni hazırladı” olur… 12 Eylül'ün kalıcı etkisi, askerlerin kışlaya dönmesiyle sona ermedi yani…

Devlet mekanizmasının toplum üzerinde yarattığı en büyük fatura korku iklimi oldu herhalde. Yukarıda örneğini verdiğim kadınlarda olduğu gibi binlercesi direnmesine, ölümü göze almasına, baş eğmemesine rağmen, toplum üzerinde yaratılan o korku iklimi bugün halen devam ediyor…

12 Eylül Anayasası, YÖK ve birçok yasa ve kurumlar bugün halen var olmaya devam ediyor. Anayasayı birçok kez değiştirdiler, ama darbenin ruhu halen duruyor Anayasa’nın üzerinde. Bugün yeniden değiştirmek için girişimleri, çabaları, en azından girişimleri var ancak bu düzen var olduğu sürece değişecek olan Anayasa’da darbecilerin ruhu devam edecek yine…

***

Deniz Göktaş mizahı nedeniyle kuyu tipi cezaevinde ve 11 yılı aşkın ceza isteniyor hakkında. “Suçu” neymiş? “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama”, “suçu ve suçluyu övme…”

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ,  Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden… Türkiye yasalarının üzerinde olan AİHM kararlarına rağmen içeride tutuluyorlar. 

Dahası da var…

Bu ülkede 35 yıl önce verilen diplomalar iptal edildi… Üniversitede dersler vermiş, öğrenciler yetiştirmiş profesörler bir anda lise mezunu seviyesine indiriliverdi… 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olacağını ilan edince olan oldu, diploması iptal edildi, kendisi içeri atıldı, şimdi de yargılamada söz hakkı kısıtlanmaya, savunması engellenmeye çalışılıyor…

Bu ülkenin en köklü partisi CHP adeta karpuz gibi ikiye böldürüldü. Belediyelere kayyımlar atandı, seçimle alınamayan belediyeler şimdi iktidar partisinin oldu. Boyun eğenler yanlarına çekildi, ödüllendirildi, boyun eğmeyenler cezaevlerine atıldı… Kayyım atanan, iktidar partisine geçen belediye ve başkanlarının, belediye meclis üyelerinin sayısını bile takip etmek zorlaştı, her gün bir yenisi ekleniyor çünkü… 

Gazeteciler sürekli hedefte, yaptıkları haberler, sordukları sorular, paylaşımları hep “suç” ya da “hakaret” sayılarak… 

TGS'nin 2026’nın ilk çeyreğinde hazırladığı rapora göre en az 53 gazeteci hakkında soruşturma açıldı, 67 gazeteci gözaltına alındı, 19 gazeteci tutuklandı. 1 Nisan 2026 itibarıyla en az 14 gazeteci cezaevindeydi…

Bu ülkede, sendikacılar sadece sendikacılığın gereğini yaptıkları, üyelerinin hakları için mücadele ettikleri için cezalandırıldılar, tutuklandılar…

***

Evet, faşist darbenin üzerinden 46 yıl geçti. Darbe düzeni geride kaldı belki ama darbe yalnızca tanklardan ibaret değil ki… Darbe, toplum iradesini yok saymak, düşünceyi, örgütlenmeyi, basını ve muhalefeti tehdit olarak görmektir aynı zamanda…

Askeri ya da siyasi darbelerle bir gün hesaplaşma gerçekleşecek elbette. Bu da gazetecinin haber yaptığı için tutuklanmadığı, seçilmişlerin sandıkta aldığı yetkinin idari kararla yok sayılmadığı, işçinin grev hakkını kullanabildiği, vatandaşın düşüncesini özgürce açıklayabildiği ve yargının iktidardan bağımsız karar verebildiği bir hukuk düzeni kurmakla mümkün olabilecek. Bu günlerin de geleceği inancı ile…

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et