23 Ağustos 2026 00:10

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı birkaç gün önce beş yıllık yapay zeka planını açıkladı. Bir yandan sermaye için yapay zeka altyapısını oluştururken diğer yandan da buna dair kullanım talebini yaratmayı hedefleyen çok katmanlı bir plan var karşımızda. Şirketlere ücretsiz dağıtılacak 2 milyon GPU saati kredisi, 2 bin kamu veri setinin şirketlerin kullanımına açılması, ‘akredite’ olan şirketlere verilen alım garantileri, iki ayrı başlık altında dağıtılacak 25 milyar fon gibi hedefler planın ana hattını da ortaya koyuyor: Kamuya ait mali kaynaklar, veriler ve olanaklar sermayenin kullanımına açılacak. Planın vatandaşa düşen kısmında ise sayılar havalarda uçuşuyor: 5 milyon kişiye yapay zeka eğitimi, yüz bin yapay zeka uygulama profesyoneli, on bin ileri düzey yapay zeka uzmanı…

Planda tartışmaya açılması gereken çokça başlık var. Bunlar arasında en kritik başlıklardan biri en az yüzü düzenli güncellenen 2 bin kamu veri setinin yapay zeka şirketlerine tepe tepe kullanmaları için sunulacak olması. Bu veri setleri arasında özellikle sağlık ve finans verileri

-kontrollü bir erişim verilecek olsa da- şirketlerin kârı için geri kalan herkesin aleyhine kullanılmaya fazlasıyla müsait. Dünyada bunun örnekleri halihazırda yaşanıyor. Özel sigorta şirketleri, bankalar vb. sıradan insanlar için sonuçlarını umursamadan bu tipte veri setlerini daha fazla kârlılık için aktif olarak sonuna kadar kullanıyor.

Bir diğer önemli nokta 110 bin profesyonel ve uzman yetiştirme planı. Mevcut geniş dil modelleri belirli alanlarda epeyce işlevsel olmakla birlikte bu alanlar henüz oldukça kısıtlı. Bu sistemleri kullanarak kârlı ve büyük çaplı bir iş modeli oluşturabilen çok az şirket var. En büyüklerden biri olan OpenAI’nın bile 2029’dan önce kâr edemeyeceği öngörülüyor. Dahası pek çok şirket yapay zeka tabanlı pilot projelerinden istedikleri verimi alamadığı için projeleri sürdürmüyor ya da yeni projelere girişmiyor. Medyada sıklıkla sunulan ve yapay zeka adı altında geniş dil modellerini kaçınılmaz gelecek ilan eden cilalı tablo ile gerçeklik pek uyuşmuyor. Bu tabloda bu 110 bin profesyonel nereye yetiştirilecek? Hatırlayanlar olacaktır, iktidar 2020’de 1 milyon programcı yetiştirmek için bir proje açıklamıştı. Proje kapsamında açılan çevrim içi kurslardan belki 1 milyon kişi yararlanmıştır ancak sorunun önemli bir kısmı bu programcılara şimdi ne olduğu? Kaçı yazılım alanında çalışıyor? Kaçı çalıştığı işte programlama kullanıyor…

Bir diğer önemli mesele henüz yapay zekaya dair hukuki çerçeve yeterince çizilmemişken bu sürecin gerçekleşiyor olması. Eğitim verisi konusunda en büyüğünden en küçüğüne yapay zeka şirketlerinin hemen hepsi aç gözlü birer yağmacı. Hem kültürel sanatsal vb. değer üreten herkesten hem doğrudan kamudan hem de birbirlerinden çalmakta en ufak bir sıkıntı görmeyen şirketlerden bahsediyoruz. Sağlam bir yasal bir çerçeveye oturtulmadığı sürece her türden veri yağmaya daha fazla açık hale gelecek.

Planın bir diğer sıkıntısı henüz var olmayan veri merkezi ve enerji kapasitesi üzerine kurulu olması. Veri merkezi ve enerji olmadan planın geri kalanının işlerliği pek yok. Ancak ne veri merkezlerini ne de enerji santrallerini kısa bir sürede kurabiliyorsunuz. Kısa vadede bu sorunun çözümü her ikisinin de dışarıdan satın alınması. Enerjide daha fazla dışardan alım geri kalan herkes için daha yüksek elektrik faturaları anlamına geliyor. Öte yandan veri merkezlerinin ihtiyacı olan enerjiyi sağlayacak santrallerin ve bunu taşıyacak alt yapının yerelde kurulması da benzer bir anlam taşıyor. Söz konusu tesisler ve altyapının maliyeti elbette şirketlerin kasasından değil halkın cebinden çıkacak. Veri merkezlerinin yerellerde kurulumu da benzer bir etki yaratıyor. Yüksek miktarlarda elektrik ve su tüketen bu tesisler kuruldukları hemen her yerde birim su ve elektrik fiyatlarının artmasına yol açtı. Dahası kurulmaları sırasında geçici olarak istihdama katkıda bulunsa da kurulumun ardından geriye dişe dokunur bir istihdam katkısı kalmıyor. Devasa bir veri merkezini bir avuç insan zorlanmadan çalışır halde tutabiliyor. Fan ve jeneratörlerin çevrede yarattığı sürekli dip gürültüsü de semtine veri merkezi kurulan vatandaşa düşenler arasında. Tam da bu tablo nedeni ile özellikle ABD ve Avrupa’da veri merkezi kurulması planlanan pek çok noktada bu merkezlerin kurulmasına karşı yerel mücadeleler oluşmuş durumda.

Elbette plana dair tartışma yukarıda andığım başlıklara sınırlı değil ancak planın nerede durduğunu göstermek için bu kadarı yeterli. Kısıtlı enerji ve henüz var olmayan veri merkezi kapasitesi ile, net bir yasal çerçeve henüz oturmadan belki de “treni kaçırma kaygısıyla” bu alanda sermayenin önünde duran taşları hızla temizleme, faturayı da halka kesme planı bu.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et