Kârı şirketlere, faturası halka: Veri merkezleri
Veri merkezleri Internet başta olmak üzere pek çok teknolojinin bel kemiği. Sunucuları, ağ donanımlarını ve bunları kesintisiz bir şekilde çalıştırmak için gereken yedek güç, soğutma vb. destek ekipmanlarını barındıran veri merkezleri küçük bir oda büyüklüğünde de kilometrekarelerce alanı kaplayan devasa boyutlarda da olabiliyor. Geniş dil modelleri ve üretken yapay zeka sistemlerinin hızla popülerleşmesi çok sayıda yeni devasa veri merkezi projesi ve inşaatını da beraberinde getirdi.
ABD’de 500 milyar dolarlık Stargate projesi başta olmak üzere kimi kamu-özel sektör iş birliğiyle kimi tümüyle özel çok sayıda yeni veri merkezi projesi hazırlıklarına başladı. Tüm veri merkezlerinin yüzde 39’unu barındıran ABD’de mevcut olan 4 bin veri merkezine birkaç yıl içinde 3 bin yeni veri merkezi daha eklenecek. Fransa 75 milyar avrosu Softbank’tan olmak üzere 110 milyar avroluk veri merkezi yatırımı için özel sektörle anlaştığını duyurdu. Tayland’da Tiktok’un “Ülkeyi veri merkezleri için daha çekici hale getirmek üzere” yapacağı 29 milyar dolar yatırım onaylandı. Hindistan, Güney Afrika, Nijerya, Avustralya… Dünyanın dört bir yanında yeni veri merkezi projeleri mantar gibi türüyor.
Pek çok ülke ve eyalet bu devasa veri merkezi yatırımlarını çekmek istese de veri merkezleri kuruldukları bölgelere ciddi problemleri de beraberinde getiriyor. Bu problemlerden en önemlisi veri merkezlerinin enerji ve su ihtiyaçları. Devasa veri merkezleri çalışabilmek için devasa miktarlarda enerjiye ve suya ihtiyaç duyuyor. Dahası büyük miktarlarda elektrik ve suyun veri merkezlerine iletimi için altyapı kurulması gerekiyor. Şebekede veri merkezlerinin yol açtığı yüklenmenin ve kurulacak altyapının masrafları ise hemen her yerde sıradan tüketicilere elektrik ve su fiyatlarında zam olarak dönüyor. Veri merkezlerinin enerji ihtiyaçları astronomik miktarda olduğundan pek çok ülkede temiz enerji pratikleri de rafa kaldırılmış durumda. Daha öncesinde tasfiye edilen kömür ve doğal gaz santralleri yeniden devreye alınıyor, yeni nükleer santraller planlanıyor.
Devasa alanlara yayılan bu veri merkezlerinin ekonomiyi canlandıracağı iddiası da çoğunlukla gerçeği yansıtmıyor. Veri merkezleri, inşaatları sırasında yeni iş olanakları yaratsa da bu durum geçici ve merkezlerin tamamlanmalarının ardından neredeyse tümüyle kesiliyor. Kilometrekarelerce alana yayılan bir veri merkezinin çalışmayı sürdürebilmesi için gerekli personel sayısı birkaç yüz kişiyi aşmıyor. Pek çok ülke ve eyalet veri merkezlerini çekmek için çeşitli vergi indirimleri uyguladığından kamunun vergi yoluyla da ciddi bir kazancı olmuyor.
Bütün bu tabloya veri merkezlerinin soğutma sistemleri ve jeneratörlerinin oluşturduğu gürültüyü de eklediğimizde pek çok ülkede yükselişte olan “Arka bahçemde veri merkezi istemiyorum” tepkisi oldukça anlaşılır. ABD’de yeni veri merkezi projelerini destekleyenlerin oranı yüzde 26. ABD’yi yüzde 30 ile Fransa, İngiltere ve Almanya izliyor. Yeni veri merkezi inşasına desteğin en yüksek olduğu ülkeler ise yüzde 74 ile Nijerya ve yüzde 65’le Hindistan.
Veri merkezleri açısından bu yükselen tepkiler önemli bir zorluk. Data Center Watch’un verilerine göre 2025’te tepkiler nedeni ile toplamda 152 milyar dolara karşılık gelen onlarca veri merkezi projesi durduruldu ya da ertelendi. Veri merkezi karşıtlığı bu denli yüksekken şirketlerden de yaratıcı(!) yeni çözümler geliyor. Nvidia destekli Span adında bir şirket mini veri merkezlerini evinizin bahçesine getirmeyi vadediyor. Bunun karşılığında ise size kira veriyor; ucuz elektrik, Internet bağlantısı vb. sağlıyor. İlk olarak 100 hanede denenecek bu proje veri merkezlerini halkın tepkilerinden kurtarır mı yoksa komşuyu komşuya mı kırdırır birlikte göreceğiz.
Evrensel'i Takip Et