Avrupa’nın ‘şans kıtası’ Afrika mı?
Bir yıldan fazla bir süredir Almanya Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Johann Wadephul, pazartesi günü üçüncü kez Afrika turuna çıktı. Bu kez ziyaret edilen ülkeler Moritanya, Nijerya ve Güney Afrika oldu. Wadephul ocak ayında Kenya ve Etiyopya’yı, nisan sonunda ise Fas’ı ziyaret etmişti
Kısa sürede altı ülkeye yapılan ziyaretler Alman dış politikasında Afrika’nın öneminin öncesine göre arttığı anlamına geliyor. Bunun başlıca nedeni ise enerji, ham madde ve yeni pazar arayışı. Ayrıca mültecilerin Avrupa’ya ulaşmasını engellemek de bunlara eklenmiş durumda.
Dünyanın yoksul kıtası Afrika üzerinde emperyalist devletler arasında rekabet giderek kızışıyor. Son yıllarda Çin, Afrika’da önemli hamleler yaptı. Afrika ülkelerini borçlandırarak pazar, enerji ve nadir elementlere el koymaya başladı. Rusya; Mali, Burkina Faso ve Nijer’in 2023’te kurduğu “Sahel Ülkeleri İttifakı” aracılığıyla kıtada etkisini arttırdı. Türkiye de Somali üzerinden kıta üzerinde hesaplar yapan başka bir ülke oldu.
ABD ve Avrupa’nın etkisi zamanla azalırken Çin ve Rusya’nın arttı. Bu nedenle, Almanya ve Fransa’nın öncülüğündeki Avrupa ülkeleri, Afrika’nın paylaşımında etkisini arttırmak amacıyla yeniden hamleler yapmaya başladı.
Wadephul’un pazartesi başlayan ziyaretinin ilk durağı, bir Alman dışişleri bakanının 20 yıl aradan sonra ilk kez uğradığı Moritanya oldu. Ülke demir gibi kritik ham maddeler, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından önemli. Aynı zamanda Avrupa’ya ulaşmak isteyen sığınmacılar için transit ülke olma özelliği taşıyor. Komşu ülke Mali’deki çatışmalardan kaçan 300 bin insan, 5 milyon nüfuslu Moritanya’ya sığınmış durumda. Atlantik’e kıyısı olan ülkeden teknelerle Kanarya Adalarına ulaşmak mümkün olduğu için, AB bu ülkeye bekçilik görevi vermiş. Wadephul, ziyaret kapsamında mevkidaşı Merzoug’a, Alman ordusu ve polisinin güvenlik açısından destek olacağı sözünü verdi.
İkinci durak olan Nijerya ise, 240 milyon nüfusuyla kıtanın en büyük pazarı. Başta petrol olmak üzere önemli enerji kaynaklarına sahip. Kalabalık bir grup Alman şirket yöneticileriyle sanayi kenti Lagos’a giden Wadephul’un hedefinde enerji, nadir elementler ve Alman tekelleri için yeni yatırımlar bulunuyordu. Nijerya, Alman sermayesinin Afrika’da etkili olabilmesi adeta kilit önemde. Bu nedenle Wadephul, Nijerya yönetimine “istikrar” için “güvenlik desteği” vereceklerini söyledi. Ancak alan boş değil. Çin, Nijerya’nın en önemli ikinci ticaret ortağı. Altyapı, madencilik, mobil iletişim ve savunma sanayisi gibi alanlarda yatırımları her geçen yıl artıyor.
Seyahatin üçüncü durağı Güney Afrika ise apartheid döneminden bu yana Alman şirketleri için Afrika’daki en önemli üretim ve yatırım merkezi. Alman tekellerinin geçmişte ırkçı rejime büyük destek verdiği biliniyor. Halen yaklaşık 600 Alman şirketi için Güney Afrika, kıtadaki en önemli yatırım merkezi olma özelliği taşıyor.
Son yıllarda Alman siyasetçileri ve basını Afrika’dan “şans kıtası” olarak söz ediyor. Gerçekten de Afrika, artan küresel rekabette yeni pazarlar ve enerji kaynakları açısından Almanya ve Avrupa için “son şans” sayılabilir. Çünkü, Çin ve ABD’nin belli pazarlardaki üstünlüğü, özellikle otomobil sektöründe, Avrupa’nın pazar alanlarını sürekli daraltıyor. Bu nedenle “Afrika seferleri”yle kayıplar dengelenmeye çalışılıyor.
Özellikle enerji ihtiyacı açısından. Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan doğal gaz ve petrol ithalatının kesilmesine Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik de eklenince, alternatif arayışlar daha da önem kazandı. Almanya’nın merkezinde olduğu Avrupa’nın, Afrika hamlelerinin arkasında artan enerji ihtiyacını karşılama büyük bir rol oynuyor. Wadephul’un bu yılın başında itibaren ziyaretler düzenlediği ülkeler arasında doğrudan ya da dolaylı bağlantılar söz konusu. Ziyaretten bir gün önce, Batı Afrika Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) Sierra Leone’de düzenlediği zirvede Afrika Atlantik doğal gaz boru hattının (AAGP) inşasına karar verdi. Nijerya’dan Atlantik’in altından Batı ve Kuzey Afrika kıyıları boyunca 6 bin kilometreyi katederek, Wadephul’un bu yıl başında ziyaret ettiği Fas’a ulaşacak. Böylece Nijerya’nın doğal gaz ve petrolünü Avrupa’ya bağlayacak.
Bundan kısa bir süre önce de Avrupa’yı Cezayir üzerinden Nijerya’ya bağlamayı amaçlayan 4 bin kilometre uzunluğundaki Trans-Sahra doğal gaz boru hattının (TSGP) yapılmasına karar verilmişti. Bu proje kapsamında Cezayir’den Almanya’ya hidrojen taşınmasını sağlayacak özel bir boru hattı da inşa edilecek. Bu hattın inşası, geçen hafta Cezayir Cumhurbaşkanı Tebboune’nin Berlin ziyareti sırasında kararlaştırılmıştı. 13 milyar dolara mal olması planlanan TSGP üzerinden yılda 30 milyar metreküp Nijerya doğal gazının Avrupa pazarına aktarılması hedefleniyor.
AAGP ve TSGP hatları adeta Rusya’dan Almanya’ya bağlayan Kuzey Akımı hatlarına benziyor. Bu Avrupa’nın enerji ihtiyacını Avrasya’dan Afrika’ya kaydırmak istediğini gösteriyor. Zira Asya’daki seçenekler sınırlı. Wadephul Afrika seyahatindeyken, Almanya Başbakanı Merz ise Berlin’de Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’i ağırladı. Görüşmenin asıl konusu da yılbaşından bu yana Türkiye üzerinden Avrupa’ya Azeri doğal gazını taşımaya başlayan hat oldu. Azerbaycan-İtalya güzergahındaki hattan Almanya’ya da doğal gaz verilmeye başlandı. Ancak miktar çok sınırlı.
Almanya’nın ucuz enerji ihtiyacını karşılamak için pek çok yola başvurduğunu, ancak kısa sürede kalıcı bir çözümün ufukta görünmediği anlaşılıyor. Bu nedenle Afrika, son “şans kıtası” olarak tek seçenek gibi görünüyor.
Olup bitenler dünyanın yoksul kıtası Afrika üzerinde emperyalist paylaşımın yakın dönemde şiddetleneceğini, her emperyalist gücün belirlediği hedefe varmak için daha saldırgan bir politika izleyeceğini gösteriyor. Bu politikaların ileri sürüldüğü gibi refah, kalkınma değil, Afrika halklarına daha fazla yoksulluk ve sefalet götüreceği bugünden söylenebilir.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et