Fas’ın mülteci kozu ve Ceuta dramı
Bundan bir hafta önce, 30 Haziran’da Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki eksklavı Ceuta’ya (Arapça Sebte’ye) geçiş yapan 72 binden fazla mülteci geldikleri gibi geri gönderildikleri halde Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde iltica hakkına karşı eylem ve söylemler devam ediyor. Göçmenlerle dayanışma örgütü “Caminando Fronteras” verilerine göre, geçişler sırasında denizde boğulan ya da izdiham nedeniyle hayatını kaybeden 141 mülteci ise, yeri geldiğinde insan haklarından, sığınma hakkından söz edenlerin umurunda değil. Varsa yoksa AB’nin sınırlarının sağlam bir şekilde “korunması”, bir kez daha böylesine kitlesel geçişlerin olmaması...
Irkçı, mülteci düşmanı söylemlerin bir kez daha zirve yaptığı şu günlerde bu kitlesel geçiş, birkaç önemli gerçeği de ortaya koydu: Sınırlara ne kadar asker yığılırsa yığılsın, telden duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, açlık ve yoksulluk nedeniyle çaresiz kalan insanlar, her türden tehlikeyi göze alıp bir yolunu bularak sınırları geçmeyi başarıyor. Bir parça “umut” olan yolculuğun bedeli çok ağır olsa da...
İspanya’nın Afrika kıtasındaki eksklavları Ceuta ve Melilla ilk kez kitlesel “mülteci akınına” uğramıyor. Daha önce de pek çok kez kitlesel geçiş denemeleri olmuş, can kayıpları yaşanmıştı. Haziran 2022’de Melilla’ya binlerce mülteci geçiş yapmaya çalışmış, 6 metre yüksekliğindeki tel duvarlara dayanan mültecilerden yaklaşık 850’si sınırı geçip İspanya topraklarına ayak basmayı başarmıştı. Bu sırada meydana gelen izdihamda 23 mülteci hayatını kaybetmişti.
Ceuta ve Melillia, İspanya kentleri oldukları halde AB içinde serbest dolaşımı sağlayan Schengen Anlaşması dışında bırakılmış durumdalar. Yani anlaşma imzalanırken her iki kent pratikte AB toprağı sayılmamış. Böylece Afrika’dan bu iki kente geçiş yapan mültecilerin önce İspanya’ya sonra da AB ülkelerine geçişleri başından itibaren engellendi. Bu bilindiği halde AB yöneticileri, AB ülkelerinin liderleri ve aşırı sağcı, ırkçı kesimler bu gerçeği bir tarafa bırakarak, Ceuta’ya geçiş yapanlarını elini kolunu sallayarak AB’ye geçeceği algısını yarattı. Bir kez daha aynı görüntülerin yaşanmaması adına sert önlemlerin alınması çağrısında bulundular.
İtalya’nın faşist Başbakanı Meloni önce Schengen Anlaşması’nı askıya aldı, sonra acil şekilde AB içişleri bakanlarını toplantıya çağırdı. Yine 22 AB ülkesi lideri de İspanya’ya baskı yapmak için ortak bir deklarasyon yayımladı.
Bu temelde salı günü yapılan çevrim içi AB içişleri bakanları toplantısında, tahmin edilebileceği gibi başta Ceuta ve Melilla olmak üzere, Afrika’dan İspanya üzerinden AB’ye mültecilerin gelmesini engellemek için sert önlemlerin alınması tekrarlandı. İspanya İçişleri Bakanlığının yaptığı resmi açıklamaya göre geçiş yapan 72 bin mülteciden 70 bini Fas’a geri dönerken, kalanlar Fas’ın geri almaya yanaşmadığı üçüncü ülke vatandaşları ve çocuklar.
İçişleri bakanları toplantısında Ceuta ve Melilla’nın iyi korunması için İspanya’ya daha fazla mali yardım yapılması kararlaştırıldı. Zaten yüksek olan telden duvarların sağlamlaştırılmasının yanı sıra kıyıdaki tel duvarların 500 metre deniz içine uzatılması da önerildi. Böylece kıyıdan yüzerek İspanya kentlerine geçiş engellenmek isteniyor. Güvenlikçi politikalarla mültecileri AB sınırlarından uzak tutmak esas alınmaya devam ediliyor.
Alman basınında yer alan haberlere göre toplantıda ayrıca AB sınır güvenlik polisi Frontex’in ilgili ülke tarafından davet edilmeden olaylara müdahale etmesi önerildi. Bu durumda, ilgili sınır ülkesi çağrı yapmadan Brüksel’den verilecek bir emirle Frontex her yerde mültecilere karşı harekete geçebilecek.
Sosyal medyada yapılan paylaşımların ardından on binlerce insanın Ceuta’ye iltica için hareket etmesi, aslında Fas’ın patlamaya hazır bir bombaya dönüştüğünü gösteriyor. İspanyol basını, mültecilerin bu kez 15 Ağustos için hazırlık yaptığını yazıyor. Eğer haberler doğruysa daha büyük bir dalga gelmek üzere...
Haziran 2022’de olduğu gibi bu sefer de gerici Fas rejimi mültecileri İspanya ve AB ülkelerine karşı bir baskı aracı olarak kullanıyor. Siyasi ve ekonomik tavizler koparmak, mart 2016’da Türkiye ile AB arasında imzalanan bir anlaşmanın benzerini imzalayarak mali kaynak sağlamak planlar arasında. Bu açıdan, “Fas rejimi Erdoğan’ın mülteci politikasını kopyalıyor” diyebiliriz. Fas’ın geçişleri engellemediği en fazla yapılan eleştiriler arasındaydı. Muhtemelen AB, mülteci kamplarının kurulması karşılığında istenen birkaç milyar avroyu vermeye dünden hazır. Böylece, Fas da AB’yi mültecilerden koruyacak “bekçi ülkeler” arasına girecek.
“Ceuta dramı”nın gösterdiği bir diğer önemli gelişme ise, Avrupa’da mülteci ve göçmen karşıtı koronun, sadece aşırı sağcılardan ibaret olmadığının bir kez daha görülmesi oldu. Aşırı sağdan sosyal demokratlara kadar geniş yelpaze, sınırların kapatılarak mültecilerin savaş, yoksulluk, açlık, kuraklık ve otoriter rejimlerle baş başa bırakılması konusunda görüş birliği sağladı. Yeteri kadar sert davranılmadığı gerekçesiyle İspanya hükümeti eleştirildi. Dayanışma, mülteci hakları, insanların neden yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kaldığı sorusu; sığınılan ülkelerin mültecilere karşı sorumluluğu gibi meseleler ise bir kez daha sümen altı edildi.
Bu nedenle AB’nin taktığı “hümanizm” maskesi her krizde bir kez daha düştü ve çirkin yüzü belirgin şekilde ortaya çıktı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et