Butlanla kadınların ne ilgisi var?
Laçin Barış
“Aile içi meselelere karışamayız”, “Kadın cinayetleri siyaset üstü bir meseledir”, “Kadına yönelik şiddet ile AKP’nin ne alakası var?”, “Şiddet ve kadınlara dair sorunlar ‘terörize’ ediliyor”...
Bunlar gibi ifadeler AKP’nin 20 küsur yıllık tarihi boyunca sorumluluğu kendinden atmak için ürettiği propagandalar arasında yer alıyor. Türkiye kadın hareketi bu yıllar içerisinde her birine yanıt üretti, nedenlerini, sorunların bağlarını ortaya koymaya çalıştı ve bunu büyük ölçüde başardı. “Kadın cinayetleri politiktir” sloganı her bir kadın eyleminde soru işareti olmadan atılıyor.
Ortaya konulmayan her parça-bütün ilişkisi ilerleyip tıpkı bugün yaşadığımız gibi “mutlak butlan CHP’nin iç meselesi” tartışmasına sıkıştırılabiliyor. Mutlak butlan, ne CHP içine sıkıştırılacak ne de kadınlara karşı iktidar tarafından atılacak adımları etkisizleştireceği için basitleştirilecek bir tartışma. Ayrıca ana muhalefetin siyaset dışına itilmesi veya kurumsal yapısına müdahale edilmesi, iktidarın sadece siyasi rakiplerini bertaraf etme çabası olarak okunamamalı. Bu hamle, uluslararası sermayeye ve Batılı müttefiklere (ABD, Almanya, İngiltere) taahhüt edilen “istikrarlı, öngörülebilir ve disipline edilmiş” yeni iç pazarın inşası için bir ön koşul olarak önümüzde duruyor.
İktidar, dünyadaki yeni emperyalist çatışmalar döneminde pastadan büyük pay kapma peşinde ve bunu Afrika’dan Suriye’ye, diplomatik ziyaretlerden telefon görüşmeleri trafiğine, ara buluculuktan “barış” elçiliğine çeşitli yöntemlerle sürdürüyor. Menfaat çatışmasının yaşandığı her noktada karşıt söylemler üretse de, Trump’ın ve Batı’nın müttefiki olarak yol almaya devam ediyor. Çin’e alternatif yeni üretim ve ticaret hatları da Türkiye merkezli birçok projenin konusu. Bu tartışmaların en önemli yansıması da elbet Türkiye işçi sınıfı ve onun önemli bir parçası olarak kadınlara olacak. Ki iktidar bunun yollarını özellikle son üç senedir adım adım örmüş vaziyette. Esnek, güvencesiz çalışma modelleri, sigortadan, kıdem tazminatından yoksun, işten atılma korkusuyla “itaatkar” ve ağır sömürü koşullarına “razı” gelen çalışma biçimlerini kadınlara dayatıyor. Sosyal yardımları 2026 bütçesinde gördüğümüz üzere büyük ölçüde kesti, kamuda tasarruf tedbirleri adı altında bir avuç olan kreşleri kapattı, bakım yükünü tamamen kadının sırtına yıktı. ”Aile 10 yılı” iktidarın ucuz emek ordusunu kadınlarla sermayeye hiç yük olmayacak biçimde şekillendirdi. Özetle her şey uluslararası ve yerli sermayedarların memnuniyeti için düzenlendi.
İktidarın kendi bekasını garanti altına almak için başka adımlar da atması gerekiyordu. Kürt sorunu ve bunun etrafında sürdürülen “süreç tartışması”, İBB başta olmak üzere muhalif belediyelere kayyım ve operasyonlar, iktidarın ana muhalefet partisi olan CHP’ye mutlak butlan kararı da bu adımlardan bazılarıydı. AKP yeni bir anayasa, yeni bir Türkiye tasarlıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek gecede cumhurbaşkanı imzasıyla çekilmek, medeni haklara saldırı, peş peşe dizilen yargı paketleri, boşanmalarda ara buluculuk tartışmaları, kadınların nafaka hakkına göz dikilmesi ve aile politikalarıyla “ailesine bağlı” kadın profilini dayatmak tüm bu sürecin bir parçası.
Kadınların kazanılmış haklarına saldırı bir yandan yeni anayasanın ne denli sonuçlar doğurabileceğinin habercisi. Ancak iktidarın yapmak istediği, tüm muhalefet güçlerini tasfiye etmek için tam gaz devam etmek. AKP’nin önünde yıllarca inişleri ve çıkışlarıyla öyle veya böyle duran en önemli hareketlerinden biri de kadın hareketi oldu. Sokağı diri tutan, mütemadiyen gerici çizgilerin önünde duran kadın hareketi de türlü baskılarla yıldırılmaya çalışılıyor.
Keza hatırlayalım, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneğine (KCDP) kapatma davası, kadınlara açılan peş peşe davalar ve gözaltılar, 8 Martlara ve 25 Kasımlara ağır saldırılar, kadın örgütlerinin sosyal medya araçlarını kapatmak, eylemleri ve yürüyüşleri “marjinal” göstermek için türlü propaganda üretmek ve korku salmak da bütün bu adımlara birlikte ilerliyordu.
Velhasıl, CHP’ye butlan kararı ne sadece CHP içi bir mesele ne yalnız iktidarın kişisel hırslarıyla açıklanabilir. Uluslararası ve yerli sermayenin ihtiyaçlarına uygun bir Türkiye ve iktidarı sürdürmek bugün Saray’ın en önemli hedefi. Bunun için de “butlan”ı Türkiye’deki tüm kesimleri ve özellikle kadınları ne denli etkileyeceğine dair anlamaya ve anlatmaya ihtiyacımız var.
Evrensel'i Takip Et