Sorun birikimi, devir ve tutum!
21. yüzyılın ilk çeyreğinin geride kalmasına ‘miladi takvim’ hesabıyla iki haftadan az bir zaman kaldı. Burjuva devlet ve hükümet yöneticilerinin -buna siyasal İslamcılar da dahildir- “barış, huzur, refah, demokrasi” gibi “daha iyi bir yaşam” beklentileriyle irtibatlı (ilişkili) kavramlar merkezli nutuklar atmaları şaşırtıcı olmayacaktır. Her biri ya da büyük çoğunluğunun ‘kalkınma-büyüme’ temalı söylem eşliğinde halk kitlelerinden “desteklerini esirgememelerini” isteyip, hep birlikte “daha aydınlık ve müreffeh günlere ulaşmak için ellerinden geleni yapmakta olduklarını” söyleyecekleri de tahmin edilebilir. Ya da buna benzer laflar dizgesi… Zira kaç on yıldır, “yeni dünya düzeni”-“küreselleşme” ve “neoliberalizm” adlarıyla etiketleyip piyasaya sürülen hegemonya stratejisi ve formülasyonlarının tümünde de “Kalkınmış, refah düzeyi yüksek ve savaşsız bir dünya” vadetmekteydiler. Emperyalist merkezlerden dünyanın ücra köşelerine dek yaygınlaştırılarak sürdürülen propaganda, sosyalizmi ve ulusal kurtuluş savaşlarını çatışma ve huzursuzluk kaynağı gösteriyor, sosyalizmin tasfiyesini “küresel köy”ün yeni büyük dünyasının barışçıl düzenine geçiş olarak kutsuyordu.
Bu büyük ve yaygın yalanın örttüğü “mal”, ama tüm karanlık görünümüyle, bütün kıtalarda açlık, yoksulluk, işsizlik, uyuşturucu ticareti ve fuhuş, çatışma ve savaş üretmeye devam ediyor. Bu ürünler üstelik şimdi, gerçekte bütün zamanlara kıyasla çok daha büyük yıkımların malzemesi olacak şekilde istiflenmektedir. Mark Rutte, von der Leyen, Merz, Macron, Starmer gibileri, Donald Trump’ı geride bırakacak şekilde savaş davulculuğu yapıyor, halkların kanı üzerinden tekellere büyük kazançlar sağlama projelerine imza atıyorlar. Ukrayna’da Rusya’ya karşı uyduları, kurmayları, çeşitli türden yıkıcı füzeleriyle zaten savaşmaktayken ve Rusya henüz kendileriyle doğrudan bir savaşa girmemişken her gün “savaş da savaş” diye inleyip Avrupa ülkeleri halklarını yeni bir büyük dünya savaşı için “feda olma”ya çağırıyorlar. Savaş tehdidi bölgesel olanların sınırlarını aşacak potansiyeliyle 2026’ya devrolunmuştur. Rusya-Ukrayna, Kamboçya-Taylan, ABD-Venezuela, İsrail- Lübnan, İsrail-Filistin ve Suriye, Türkiye-HTŞ-SDG arasında yaşanan savaş, çatışma ve gerginliklerin “barış ve huzur” hedefli olmadıkları kanıt istemez açıklıktadır.
Forbes gibi dergiler, dolar milyarderlerinin ‘katlanan kârları’nı yayımlamaya başladılar. Boeing firması ve Rheinmetal gibi şirketlerin onlarca milyar dolar kâr ve rant gelirinin büyük bölümünü savaşlardan sağladığı görülüyor. Dijital teknolojinin büyük şirketleri dünyanın en zengin patronlarının elinde bulunuyor. Musk ve Bezos’un serveti, orta düzeyde gelişmiş bir düzine ülkenin toplam gelirinden daha büyük. Suudi Prens, Barselona futbol takımını satın almak için 10 milyar avro verebileceğini açıkladı. Suud Krallığı, Ürdün ve BAE, Filistinlilerin kanından rant devşirme sırasında.
Birleşmiş Milletler dahil uluslararası çok sayıdaki kurumun raporunda, 800 milyon kişinin açlık çektiği, 1 milyar insanın temiz su içme olanağından yoksun olduğu bilgisi yer alıyor. Buna karşın silahlanmaya, 1 trilyon doların üzerindeki kısmı ABD emperyalizmine ait olmak üzere 2 trilyon 300 milyar dolar kaynak ayrılmış olması, burjuva emperyalist şeflerin, savaş, yıkım ve yağma üreten, bütün ülkelerde nüfusun çok küçük bir azınlığının çıkarlarına işleyen, işçi sınıfı ve ezilenlerin yoksulluğu ve yoksunluğunu dayanak edinen sistemin ‘bekası’nı görev edindiklerini gösteriyor. Sömürü sisteminin kumandasında yer alanların en çok füzeleri, savaş uçakları, nükleer silah güçleriyle övünmeleri ve halklarının itirazı karşısında şiddet araç ve güçlerini harekete geçirmeleri, 21. yüzyıl ikinci çeyreğinin önemli olguları arasında olacaktır.
Merkezi bütçeler, vergi sistemleri zengin azınlık, din bezirganları ve devlet asalakları için çalışıyor. Türkiye’de 12 milyon emekli asgari ücretin altında bir emekli maaşıyla “yaşıyor!” ABD’de 40 milyon kişi öğrenci kredisi borçlusudur ve borç toplamı 1.6 trilyon dolardır. Türkiye’de kredi borçlularının sayısı 43 milyonu bulmuştur. Sadece son 1 yıl içinde 2 milyon kişi eklenmiştir ve 2026’ya diğer sorunlarla birlikte bu da devrediliyor. Yaklaşık 9 milyon işçi 22 bin TL olan asgari ücretle “Refah içinde yaşıyor” olmalı! Erdoğan “İşçi kardeşlerimizi ezdirmeyeceğiz” söylemini yineledi. 5 çocuklu işsiz “aile reisi”nin kendini yakması, Tunus’ta olduğu türden bir duyarlılık patlamasına yol açmadı ama iş bulsa çalışacak durumda olan işsiz işçi sayısının 13 milyon civarında olduğu, DİSK-AR başta olmak üzere çeşitli araştırma şirketlerince ilan edildi.
Yoksulluk ülke düzeyinde korku saçıyor. Yayıldıkça yayılıyor. Gıda, kira, eğitim ve sağlık alanı başta olmak üzere fiyat artışı ve yüksek enflasyon nedeniyle simit-çay talimi dahi milyonlarca insan için olanaksız hale gelmiş durumda. Toplumsal boyutlu çürüme veba salgını gibi bulaşıcılık kazanmış durumda. Uyuşturucu ticareti ve kullanımı emekçi semtleri dahil toplumun geniş kesimlerinin saflarında artan şekilde yaygınlaştı. Çetelere neredeyse her hafta-her ay yeni adlarla yenileri ekleniyor. Bütün bunlar ‘yeni yıla’ devrolunacak!
Siyasi tekeli elinde tutan iktidar güçlerinin izledikleri politika, yıkıcı ve hastalık yayıcı unsurlarıyla tüm bu sorunların daha da ağırlaşacak şekilde halk kitlelerini çevrelemesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteriyor. “Sorun çözücü”lüğü üzerine ve yönündeki söylemler, kitlesel aldatı sağlama hedeflidir. Meclisi ve ‘Komisyonu’-komisyonlarını hemen tüm sorunların çözüm yeri ve adresi gösteren söylem ve anlayışlar, emekçi kitleleri beklentiye sürükleme işlevini dahi yitirmiş durumdadır. 23 yıllık iktidar pratiğinin gösterdiği, baskı ve saldırıların daha geniş kesimleri hedefleyip kapsayacak şekilde sürdürüleceğidir. “Terörsüz Türkiye” söylem ve girişimleriyle hedeflenenin “demokratikleşme” ve “Kürt sorununda çözüm yolu bulma” olmadığı, iktidar sözcülerince hemen her gün yeniden açıklanmaktadır. Suriye’deki Kürt özerk bölgesine askeri harekat tehdidi devam ediyor. Ceza infaz yasalarında yapılacağı belirtilen değişiklik için dahi “tam teslimiyet” şart koşuluyor. Ülke ve bölgede gerginlik ve çatışma üretme potansiyeliyle aktüel durumdaki siyasi-askeri ve ekonomik sorunlar, belirsizliklerle malul sürecin ağırlaşmış, ertelenmiş ya da eklenmiş sorunları olarak halk kitlelerini çevrelemeye devam edecek.
Yaşam ve çalışma koşullarında asgari bir iyileştirme ve tehlikelerin şu ya da bu oranda da olsa ‘savuşturulması’ için mücadele ihtiyacı artmıştır. İşçi sınıfı ve emekçiler açısından başlıca sorun, lokal karşı koyuşları aşan güçlü mücadele örneklerinde birleşmektir.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et