‘Deprem yoksa neden evim yıkıldı’
10 Ağustos 2025 tarihinde Balıkesir Sındırgı’da, 6.1 büyüklüğündeki depremle başlayıp, 27 ekimde 6.1 ve son olarak 15 kasımda ölçülen 4.5 büyüklüğündeki depremlerle devam eden “deprem fırtınası” hâlâ sürüyor. Sındırgı’da ağustostan kasım ayının ortasına kadar toplamda 16 binin üzerinde artçı deprem ölçüldü.
6 Şubat 2019 Çarşamba. Saat öğleden sonra 16.00 suları. İstanbul Kartal Orhantepe Mahallesi’ndeki Bankalar Caddesi üzerinde bulunan 7 katlı Yeşilyurt Apartmanı olduğu yere çöktü. Ortalık toz duman, feryat figan...
Yeşilyurt Apartmanı faciasında mütalaa verildi
21 kişiye mezar oldu Yeşilyurt Apartmanı. 14 kişi de yaralandı. Ruhsatta 7 kat görünen binaya ilave iki kat daha çıkıldığı anlaşıldı sonradan. Açılan dava sırasında yapılan bilirkişi keşfi raporunda çökme nedenleri arasında bu iki kat ilavenin yanı sıra, binanın her katının projedeki ölçülerden 41 metekare daha büyük yapılması da gösterildi. Binada kullanılan betonun kalitesizliği, beton harçların içerisinden midye kabukları çıkması, bunun inşaat sırasında deniz kumu kullanılmasını gösterdiği gibi bir dizi daha ihmal ve yapım hatası binanın durduk yerde çökmesinin nedenleri arasında sayıldı.
Faciadan sonra açılan dava hâlâ devam ediyor. Binanın ruhsatının alındığı 20 Ekim 1992 yılından, çöktüğü 6 Şubat 2019’a kadar geçen dönemde Kartal Belediyesinde görev yapan belediye başkan yardımcısı, imar müdürleri, mıntıka mühendisleri ve şeflerinden oluşan toplamda 34 sanıklı davada birkaç gün önce mütalaa verildi. Savcılık sanıkların ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını istedi.
Konya’da Zümrüt Apartmanı 92 kişiye mezar oldu
Konya 2004 yılı 2 Şubat’ında, Kurban Bayramı’nın ikinci günü çöken 11 katlı Zümrüt Apartmanı da deprem dışı yaşanan bina çökmelerinin en büyüklerinden birisi olarak sayılıyor. 92 kişinin öldüğü, 30 kişinin yaralandığı çökme ile ilgili yapılan incelemelerde benzer ihmalkarlıklar ve usulsüzlüklerin etkili olduğu ortaya çıktı.
Diyarbakır’da 2021 yılında inşaat halindeki binanın çökmesi sonrasında 1 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı.
Yine Konya’da 24 Ocak 2025 tarihinde 14 daireli binada meydana gelen çökmede ise 2 kişi yaşamını yitirirken 3 kişi ise enkaz altından yaralı çıkarıldı.
Son olarak geçtiğimiz ay Gebze’de, durduk yerde 7 katlı bir bina çöktü. Aynı aileden 4 kişi yaşamını yitirirken bir kişi ise yaralı olarak kurtarıldı. Çökmenin nedeni olarak bina yakınlarında devam eden metro inşaatı gösteriliyor ancak AKP’li belediye başkanı ise bunu yalanlıyor.
Hasret Gültekin Kozan/Evrensel
‘Takdiriidari’
Ülkemiz birçok bilim insanının defalarca altını çizdiği gibi kıtaların keşişme noktası olması nedeniyle çok sayıda fay hattının geçtiği bir deprem ülkesi. Üç büyük tektonik plakanın (Anadolu, Afrika, Avrasya) arasında sıkışan bir coğrafyada yer alıyoruz. Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ve Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) gibi aktif fay hatları nedeniyle dünyanın en riskli deprem bölgelerinden birisinde yaşıyoruz. Bu konumunun etkisini de çok büyük depremlerle sık sık yaşıyor.
6 Şubat 2023 tarihinde K. Maraş merkezli olmakla birlikte 11 ilde ciddi can ve mal kaybına yol açan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremde resmi rakamlara göre 53 binin üzerinde yurttaşımız yaşamlarını yitirdi. 100 bini aşkın yaralı var. 300 bin binanın yıkıldığı tahmin edilen depremlerde 1.5 milyon insan evinden barkından oldu.
27 Aralık 1934 tarihli 7.9 büyüklüğündeki Erzincan depreminden bu yana (33 bine yakın yurttaş ölmüştü), resmi rakamlara göre büyük depremlerde ölenlerin sayısı 120 bini aşmış durumda.
Bizde durum böyle iken, bizim gibi depremlerin yoğun olarak yaşandığı Japonya, Filipinler, Endonezya, ABD, Meksika gibi ülkelerde ölü-yaralı sayılarının bizden çok çok daha az olması meselenin “takdiriilahi” olmadığının, Doç. Dr. Erol Kesici’nin deyimiyle ‘Taktiriidari’ olduğunun en önemli kanıtı durumunda.
Çöken şey çürüyen sistemin ta kendisi!
Öte yandan ülkemizde deprem olmamasına rağmen çöken binaların en büyük sorumlusu, binaların özellikle 1999 depreminden sonra çıkarılan yasalara uygun yapılmasını denetlemekle görevli resmi kurumlar. Bu kurumların işlerini yapmaması, suistimale açık kapı bırakması binlerce canımızı hiç yoktan yitirmemize neden oluyor. Usulsüz, kaçak kat çıkılan, teknik ve mühendislik olarak yanlış yapılan binalara “imar barışı, imar affı” gibi adlarla verilen ruhsatların nelere mal olduğunun en acı deneyimi daha 3 yıl önce yaşadığımız K. Maraş depremleridir. Ne yazık ki tüm bu can ve mal kaybına rağmen hâlâ ihmaller, hâlâ usulsüzlükler, görmezden gelmeler devam ediyor. Çürüyen, çöken, her yanı lime lime dökülen sistemde binalar da durduk yerde çöküyor ve bizler altında kalıyoruz!..
Fotoğraf: Evrensel
Mahsuni’den ‘Gizli Gizli’
Üç yıl önce yaşadığımız depremlerin merkez üssü olan K. Maraşlı Aşık Mahsuni Şerif “Gizli Gizli” adlı türküsünde deprem olmadığı halde evinin yıkılmasından bahseder. 1998 yılında yayıMladığı “İşte Gidiyorum Çeşm-İ Siyahım” albümünde yer alan “Gel gizli gizli” adlı türkünün bir mısrasında şöyle der büyük ozan;
“İnan he cananım, belim büküldü.
Farkına varmadım ömrüm söküldü.
Deprem yoksa neden, evim yıkıldı.
Bu işte bir yaman, el gizli gizli.”
Bu işteki ‘gizli eli’ artık herkes biliyor. O gizli el görevini yapmayan devletin ve onun kurumlarının ta kendisi. Biz farkına varmadan ömrümüzü söküyor, evlerimizi yıkıyor, canlarımızı alıyor, “ecelsiz”!..
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et