Türkiye’nin en zengin on kişisi, servetini 11 milyar dolar artırdı
Türkiye’nin en zengin 10 insanı, 2020’den bu yana servetini dolar bazında yüzde 52 artırdı. On kişinin toplam serveti 20.9 milyar dolardan 31.9 milyar dolara çıktı ve sadece 5 yılda 11 milyar dolarlık servet artışı yaşandı.
Özellikle aile mirasıyla serveti yükselen Sinan Tara (yüzde 127.27) ve Saban Cemil Kazancı (yüzde 115.00) gibi isimlerin servetlerinde yaşanan yüzde yüzü aşan büyüme, sermaye birikiminin hızını gözler önüne seriyor. Listede yer alan üç Koç ailesi mensubunun servet artışı ise 4 milyar doların üzerine.
Söz konusu 10 kişinin serveti, 5 milyondan fazla asgari ücretlinin 1 senelik ücreti olduğu anlamına geliyor.
Veri: Forbes
Ancak servet artışı halihazırda milyarder olanlarla sınırlı değil. Türkiye kapitalizmi, geçtiğimiz yıl dünyanın en çok dolar milyoneri yaratan ekonomisi oldu. Bir yanda artan servet, diğer yanda 2 yıldır süren IMF tandanslı kemer sıkma programı var. Kemer sıkılırken, MESEM’li çocuklar sürüldükleri sanayide can vermeye devam ediyordu.
Milyarderlerin artan serveti ile dolar milyoneri imalatında dünya lideri olan Türkiye’de yaşananlar tesadüf mü?
Bu durum, Marx’ın “Bir kutupta servetin birikmesi, diğer kutupta sefaletin birikmesidir" şeklindeki tespitini hatırlatıyor. Karl Marx’ın 150 yıl önce açıkladığı gibi, “Bir kutupta servetin birikmesi... aynı zamanda diğer kutupta, yani kendi ürününü sermaye biçiminde üreten sınıfın tarafında sefaletin, eziyetin, köleliğin, cehaletin, vahşiliğin, zihinsel yozlaşmanın birikmesidir.”
Bugün, ABD’deki hanelerin en zengin yüzde 0.1’i, yani 100 binin biraz üzerindeki kişi, toplumun en altındaki 64 milyon haneden altı kat daha fazla servete sahip.
Ülkemizde ve dünyada demokratik hakların yok edilmesinin sınıfsal içeriği budur. Artan baskı, servetini ve iktidarını ancak şiddet, baskı ve demokratik hakların tamamen yok edilmesiyle koruyabilen bir yönetici sınıfın ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.
Eşitsizliğin sürekli artmasının temel nedeni, sermaye birikim sürecinin doğasında yatıyor. Bu sorunu sadece artan oranlı gelir vergilerinin olmamasına, servet vergisindeki eksikliklere ya da vergi cennetlerine yönelik etkisiz politikalar gibi yüzeysel faktörlere indirgemek mümkün de değil yeterli de değil. Kuşkusuz, bu tür politikalar eşitsizliği hafifletmek ve kamu kaynaklarını güçlendirmek açısından önemli araçlar. Ancak, asıl mesele sermayenin getirisi olan kâr, faiz ve rant gelirlerinin, emeğin gelirinden sistemli olarak daha hızlı büyümesi. Bu durum, eşitsizliğin yapısal olarak derinleşmesine yol açan güçlü bir eğilim yaratıyor.
Sermaye birikimi devam ettikçe, zaten sermayeye sahip olan kesim, bu birikimden orantısız bir şekilde faydalanmakta ve servetini katlıyor. Bu nedenle, küresel eşitsizlikle mücadelede yalnızca vergilendirme yoluyla geliri yeniden dağıtma çabaları, sorunun kökenine inmiyor. Küresel eşitsizlik ve sömürüyle gerçek anlamda mücadele etmek için, çözümü yüzeysel düzenlemelerde değil, köklü bir dönüşümde aramak gerekir: Üretim araçları ve doğal kaynaklar üzerindeki özel mülkiyet ve kontrol mekanizmalarının, tüm toplum yararına olacak şekilde demokratikleştirilmesi ve yeniden yapılandırılması şarttır.
Evrensel'i Takip Et