18 Eylül 2025 06:05

Türkiye işçi sınıfına ihtar: MESS ve asgari ücrete yüzde 20 sınırı çizildi

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Küresel ölçekli planlarını, çocuk işçi çalıştırmak da dahil her yolla sürdüren Hyundai, geçen yıl üç işçisini zehirli gazla boğarak öldürmenin ardından, şimdi de Türkiye işçi sınıfına yönelik saldırı programının işaret fişeğini ateşledi.

Fabrikada yaklaşık 40 gün süren duraklamanın ardından, bir oldubittiyle 2 bin işçiye yüzde 20 zam yapıldı. Sendikasız çalışmanın küresel ölçekteki bayrak taşıyıcısı konumundaki Güney Kore sermayeli Hyundai’nin, normal koşullarda MESS grup toplu iş sözleşmesinde belirlenen zam oranının birkaç puan üzerinde bir artış yapması beklenirken, bu kez süreç tersine işledi.

Bu durum, rastlantısal bir sapma değil, aksine önemli bir stratejik hamlenin göstergesi.

Peki, neden yüzde 20? Cevap, küresel finans sermayesinin Türkiye’deki ücret politikaları üzerindeki doğrudan etkisinde yatıyor. Morgan Stanley, geçtiğimiz yıl asgari ücrete yüzde 30 zam talebini dayatmış ve resmi enflasyon yüzde 45 düzeyindeyken bunu kabul ettirmişti. Şimdi ise aynı finans devi, geçtiğimiz hafta 2026 yılı için asgari ücret artışının yüzde 20-25 bandında kalmasını istedi. Bu bir öneri değil, açık bir dayatma. ABD’nin en büyük ikinci bankasının talep ettiği, Hyundai tarafından uygulamaya konuldu.

Morgan Stanley, Türkiye’de asgari ücrete yön verirken -aynı hafta- Hyundai gibi “kilit oyuncuların” kredi notunu yükseltti ve onlara finansal kaldıraç sağladı. Bu durum, mali sermayenin sanayi kârlarına duyduğu güven ile emekçilerin ücretlerine çizdiği sınır arasındaki doğrudan ilişkiyi ortaya koyuyor. ABD mali sermayesine, pazarına, tedarik zincirine ve üretim ağına tam bağımlı olan Hyundai bu ilişkinin somut bir parçası.

Yüzde 20 zam neye denk? Birincisi, Güney Kore para birimi won Türk lirası karşısında yüzde 25 değer kazandı. Türkiye fabrikasının ihracat yaptığı Avrupa’nın referans para birimi avro, TL karşısında yüzde 33.63 değer kazandı. Bu durum, yapılan zammın şirket lehine “eksi reel zam” anlamına geldiğini ve maliyetleri düşürücü bir etki yarattığını gösteriyor. İkincisi ise verilen zam oranı, orta vadeli programda (OVP) hedeflenen yıl sonu resmi enflasyon oranı olan yüzde 28.5’in dahi 8.5 puan altında. 2026 için hedeflenen enflasyon oranının yüzde 16 olduğu düşünüldüğünde, ücretlerin enflasyon hedefleri doğrultusunda baskılandığı açıkça görülüyor. Dolayısıyla yüzde 20’nin arkasında finansal-siyasal ittifak bulunuyor.

İki bin Hyundai işçisine yapılan bu dayatma, münferit bir trajedi değil. Türkiye işçi sınıfının yakın gelecekte karşılaşacağı tehlikelere dair bir erken uyarı niteliği taşıyor. Morgan Stanley’in temsil ettiği küresel mali sermaye, sanayi sermayesi ve siyasal iktidar, ücretli emeğe karşı organize bir blok. Temel hedef, ücretleri baskılayarak kârları artırmak.

Bu blok, piyasa mekanizmalarıyla kurduğu ittifak aracılığıyla, Türkiye’nin en büyük şirketlerinde çalışan işçilerin ücretlerini daha fazla düşürmeye girişti. Yüzde 20’lik oran, bu operasyonun en kısa vadeli hedefiydi. Yaklaşık 200 bin işçiyi doğrudan, tüm Türkiye işçi sınıfını ise dolaylı olarak ilgilendiren MESS grup toplu iş sözleşmesi öncesinde yaşanan bu oldubitti, iki kritik toplu sözleşme sürecine de mesaj veriyor: MESS’te ve asgari ücrette işçilere dayatılacak zam oranı yüzde 20-25 bandında olacak.

Eğer MESS sözleşmelerinde de aynı oran uygulanırsa, ortalama ücret 66 bin 600 TL’ye çıkacak. Bu miktar, bugünkü yoksulluk sınırının dahi yüzde 24.58 altında. ABD, Almanya, Japonya, Türkiye, Çin ve diğer ülkelerdeki otomotiv şirketleri, maliyetleri kısmak ve kârları artırmak için kıyasıya bir rekabet içinde. Hyundai, 2023’te 12.2 trilyon won, 2024’te ise 13.,2 trilyon won net kâr elde etti. İki yılda 20 milyar dolar!

Türkiye işçi sınıfı, çizilen bu sınıra yanıt vermezse, olacaklar bellidir. Hyundai CEO’su José Muñoz, bugün bir saatte 41 bin TL kazanıyor. Bu, Türkiye’deki bir Hyundai işçisinden 177 kat daha fazla doğrudan gelir anlamına geliyor. Elinde tuttuğu Hyundai hisselerinin geliri de düşünüldüğünde, görünmeyen servet görünenden çok daha fazla. Hyundai Yönetim Kurulu Başkanı Chung’ın sadece 2024 yılındaki “maaşı” 212 milyon TL idi. Saat ücreti 102 bin TL.

“Saat ücreti” yüz binlerce lira olanlar, saatlik ücreti birkaç yüz lira olan işçilerin daha ağır ve daha fazla çalışmasını istiyor. Ford, Renault, Fiat, Mercedes, Hyundai… Hepsinin ortak paydası, emek sömürüsü üzerinden büyüyen kâr hırsıdır.

Hyundai, daha fazla kâr uğruna Gazze’deki katliamın “vinci” olmaktan çekinmedi. Tedarikçilerinin çocuk işçi çalıştırdığı ortaya çıkınca, José Muñoz “Bu dönemde ek denetim yapmak, bu firmalarla bağı koparmaktan daha iyi bir yol” diyerek sermaye ilişkisini korumayı tercih etti. Kore’de birkaç yıl önce zehirli gaz nedeniyle üç işçi hayatını kaybettiğinde ise yalnızca taziye mesajı göndermekle yetindi. Sermayenin doğası da ‘sınırı’da bu. Birikim amaçsa her yol mübahtır.

Küresel finans kapitalin dayattığı bu ücret politikaları, emekçileri yoksullaştırırken, şirket kârlarını rekor seviyelere taşıyor. Sömürü her geçen gün derinleşiyor ve sermaye sınıfı ile emekçi sınıf arasındaki uçurum büyüyor. Bu sistematik saldırıya karşı örgütlü bir mücadele, Türkiye işçi sınıfının geleceği için yaşamsal önem taşıyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et