MESS süreci başlarken: Metalde sömürü oranı yüzde 350
Türkiye’nin en büyük patron örgütü olan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Hak-İş’e bağlı Özçelik-İş arasında grup toplu iş sözleşmesi süreci başladı. Bu sözleşme yalnızca 150 binden fazla metal işçisini ve onların ailelerini doğrudan etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda ülkenin en büyük fabrikalarında çalışan sendikalı işçiler üzerinden Türkiye işçi sınıfının tamamına ve genel ücret düzeyine de dolaylı olarak yön veriyor.
Metal sektöründe özellikle 2022’de olağanüstü kârlar elde edildi. Ancak yıl sonunda yapılan ek zam, ücretlerdeki kaybı yalnızca kısmen telafi edebildi. TÜİK’in tartışmalı enflasyon verileri bile 2022 eylül-2025 eylül arasında fiyatların yüzde 210 arttığını gösterirken, Saray tarafından atanan kurulun açıkladığı oranlar ya da İstanbul Ticaret Odasının verileri, işçilerin reel gelirlerindeki erimeyi gerçekte yansıtmaktan uzak kaldı.
Uzun süredir yüksek enflasyon, bir “parasal yanılsama” yaratıyor. Kağıt üzerinde nominal ücretler artsa da, işçilerin ücretleri düzenli olarak Türk-İş’in açıkladığı yoksulluk sınırının altında kalıyor. Kısacası, işçilerin söylediği gibi “geçinememe” bir olgudur.
Asıl önemli gerçek ise şudur: İşçiler ürettikleri değerle şirketlere büyük kârlar yaratıyor, ancak bu değerin karşılığını ücretlerinde alamıyor. Yani işçiler sömürülüyor. Bu sömürü, yalnızca Türkiye’ye özgü değil; Bangladeş’teki hazır giyim fabrikalarında, Çin’deki üretim hatlarında, Güney Afrika’daki platin madenlerinde görülen koşulların, Türkiye’de milyonlarca işçi tarafından her gün birebir yaşanan bir versiyonudur.
Buradan bakıldığında brüt ücretin, brüt kâra oranı kritik bir gösterge niteliği taşır. Bu oran üretimden yaratılan değerin işçi ile sermaye arasında nasıl bölüşüldüğünü ortaya koyar. Örneğin oran yüzde 1 ise, sömürü oranı yüzde 100’dür: İşçilerin ürettiği 2 birim değerin yalnızca 1 birimi ücret olarak onlara dönmekte, diğer 1 birim ise patronların kasasına kâr olarak girmektedir.
Tablo Evrensel tarafından hazırlanmıştır.
Söz konusu şirketlerin tamamı MESS’e bağlı iş yerleridir. Bu oranlar şöyle okunabilir:
- Arçelik’te sömürü oranı yüzde 354, Ford Otosan’da yüzde 469’dur. Sömürü oranı her şirket için ayrı ayrı görülebilir.
- Ford Otosan’da patronun bir yıllık kârı, işçilerin 4.6 yıllık ücretini ödemeye yeter. Türk Traktör’de bu süre 7 yıldır.
- TOFAŞ’ta bir işçi çalışma süresinin 1 saatini kendi ücreti karşılığı, 4.59 saatini ise patrona ücretsiz çalışmaktadır. Yani bir ayda 225 saat çalışan bir işçi, 225 saatin 185 saatini patron için karşılıksız çalışarak geçirmektedir. Aynı hesapla ayda 225 saat çalışan Arçelik işçisi ayda 175 saat, ayda 225 saat çalışan Ford Otosan’da 185 saat, ayda 225 saat çalışan Türk Traktör’de 197 saat patron için karşılıksız çalışmaktadır.
- Ayda 225 saat çalışan Arçelik işçisinin kendi ücreti için çalıştığı süre Arçelik’te 50 saat, en az Türk Traktör’de 28 saattir.
MESS grup toplu iş sözleşmesinde bulunan ve ele aldığımız söz konusu şirketlerde sömürü oranı yüzde 350’dir.
Bu oran 2007 yılında aynı şirketler için yüzde 450 bandındaydı ve Türkiye tarihinin kârlılığın zirveyi gördüğü 2022 yılında yüzde 800’lere erişmişti. Ancak bu sömürü oranı 2024 yılında yüksek faize dayalı kemer sıkma programıyla geriledi. Sömürü oranında düşüşün temel nedeni ise ücret artışı değildi. Şirketlerin artan faiz gideri kârlardan büyük oranda pay kaptı. Bu tablo, sözleşme sürecinin faize pay kaptıran sanayi sermayesinin ücretleri daha fazla baskılamayı amaçladığına bir işarettir.
Tablo Evrensel tarafından hazırlanmıştır.
Ücretli emek ile sermaye arasındaki çok katmanlı mücadele, bugün özellikle metal işçileri üzerinden tüm Türkiye işçi sınıfına ağır sorumluluklar yüklüyor. “Enflasyonla mücadele” adı altında yürütülen sözde rasyonel politikalar, gerçekte ücretlerin ve maaşların tırpanlanmasından ibaret kaldı; Türkiye kapitalizminin büyümesi de tam da bu kesintiler üzerinden mümkün oldu.
Bugün Ford Otosan işçisinin bir yılda kazandığını, Ford CEO’su Jim Farley yalnızca 131 dakikada kazanıyor. Yani Farley, bir işçiden 1510 kat daha fazla yıllık gelir elde ediyor. Benzer ağır koşullarda çalışan ABD’li işçiler ise 2023’te greve gittiler. Bu grev sömürüyü ortadan kaldırmadı, ancak önemli bir sonuç yarattı: ABD’de Ford fabrikalarında işçi ile CEO arasındaki gelir uçurumu 312 kattan 253 kata geriledi. Bu, işçilerin örgütlü mücadelesinin somut etkisini ortaya koydu.
Bu topraklardan 8 bin kilometre uzaktaki işçiler, “eyleyici” olmanın mümkün olduğunu gösterdi. Çünkü insanlar, kendi dramlarının yalnızca seyircisi değil, aynı zamanda hem yazarı hem de oyuncusudur.[1]
Dipnotlar:
- ^ Marx, Felsefenin Sefaleti’nde insanların koşulları geçmişten miras aldığını ancak kendi tarihlerinin de yazıcısı olduğunu söyler.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et