1 Haziran 2025 06:03

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, 2022 yılının mayıs ayında gerçekten açık sözlüydü. ABD’de son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonu düşürmeyi amaçlayan politikalar uygulayacağını duyurdu. İşçileri ‘Yüksek ücret almak’ ile suçladı: “Ücretler çok yüksek seyrediyor, uzun zamandır hiç olmadığı kadar yüksek.”

Powell ücretleri düşürerek 6 milyon ABD’li işsize iş yaratılabileceğini ve enflasyonun düşürüleceğini vadetti. Üstelik tüm bunlar olurken ekonomik durgunluk da yaşanmayacaktı. Powell açıkça yalan söyledi. ABD’de ücretler pandeminin ardından reel olarak düştü.

Enflasyon başta ABD olmak üzere merkez ülkelerde esasen hükümetlerin enflasyonu artan ücretlere bağlayarak ücret seviyelerini düşürmeye çalışmasının bahanesi oldu. ABD’de, Avrupa’da ya da Türkiye’de…

Dünyada savaşları ücretliler başlatmadı, ‘Petrol fiyatlarını artırıyoruz, çünkü yapabiliriz’ diyen petrol şirketlerini işçiler yönetmedi, ev sahipliği oranlarını işçiler düşürmedi, yoksulları borsaya çekip soyanlar işçiler olmadı.

Türkiye’de ‘Powell programı’ haziran 2023’te Mehmet Şimşek’in göreve gelmesiyle başladı. Ücretlerin düşürülmesi, iç talebin kısılması, kamu harcamalarının daraltılması, faiz dışı fazla verilmesi, Türk lirasında reel değerlenmeye bağlı programın en net sonucu düşen ücretler oldu.

Şimşek başardı. Türkiye’de asgari ücret Şimşek yönetimindeki son 23 ayın 14’ünde-bastırılmış- Türk-İş açlık sınırının altında kaldı. Bu durum son 8 aydır kesintisiz sürüyor. Yani 7 milyon asgari ücretli son 8 aydır kesintisiz olarak açlık sınırının altında ücret ile yaşamını idame ettirmeye çalışıyor. Yıl içinde zam yapılmadığı taktirde bu süre 15 aya çıkacak. Şimşek göreve geldiğinde Türk-İş yoksulluk sınırı asgari ücretten yüzde 233 daha fazlaydı. Türk-İş’in resmi enflasyonun dahi altında kalan artışlarına rağmen aralık 2023’te yoksulluk sınırı asgari ücretten yüzde 312 daha fazlaydı. Bu yılın mayıs ayında dahi yoksulluk sınırı asgari ücretten yüzde 269 fazla. Dolayısıyla kalan 7 ayda asgari ücrete zam yapılmadığı takdirde ‘AKP’li yılların’ rekoru kapıda.

10.8 milyar dolar ya da 426 milyar lira

‘Enflasyonu dizginlemek için’ reel olarak eritilen asgari ücret, sadece resmi enflasyon kadar dahi artırılsaydı 7 milyon asgari ücretli son 23 ayda (Şimşek dönemi) en az 426 milyar lira daha fazla gelir elde edecekti. Bu tutar 10.8 milyar dolardır.

Tabloda görülen, aydan aya asgari ücretin nasıl eridiğini ortaya koyuyor. Asgari ücretli her ay kaybetti. Örneğin 2024 yılı nisan ayında 20 bin 002 lira alan işçinin resmi enflasyon karşısında alım gücünü koruyabilmesi için dahi aslında 22 bin 255 lira alması gerekiyordu. Ancak bu nominal tutar işçiye 9 ay sonra verildi.

***

Devlet ve şirketlerin ücretler üzerinde gücü arttı. Asgari ücret bir referans ücret ve temmuz zammına ilişkin artan talepler, yaz aylarının hemen ardından başlayacak olan 150 bin metal işçisinin sözleşme süreci, bu sözleşmenin tarafı olan ulusal/uluslararası tekeller asgari ücret ile neden bu kadar ilgili olduklarını gösteriyor.

Yıl 1969…

Kasımpaşa’nın gecekondusunda yaşayan Metal İşçisi Ahmet Sürmene, “Elime birkaç kuruş para geçer ay sonunda, küçük çocuğumla manavın önünden geçiyordum. Çocuk yakardı durdu. Dayanamadım dört tane şekerpare alayım dedim. 2 lira istedi manav. Cebimdeki beş liranın 2 lirasını verecektim dört tane şekerpareye. Şaşırdım böylesine pahalı meyve yememiştik. Tanesi 50 kuruşa geliyordu. Çocuk hiç bilmediği bir şeyi yediği için memnundu. Ama akşam evde dokuz nüfuslu aileme katıksız bir ekmekten başka bir şey götüremedim. Nasıl iş dedim bu?” diyordu.

O yıl ilk defa asgari ücret merkezi bir komisyon tarafından belirlendi. Arçelik’in de dahil olduğu 2. bölgede asgari ücret günlük 225 kuruşa çıkarken, Arçelik’te imzalanan toplu sözleşmeye göre günlük brüt ücret 220 kuruştu. İşçilerin beklentileri yükselirken, asgari ücretle fabrikalardaki ücret seviyesi arasındaki fark işçiler için bir tehdit algısı yarattı. Ve işçilerin ücretlerini korumak için giriştikleri kolektif hareketlerin önemli bir tetikleyicisi oldu[1]Eylemler ülkeye yayıldı ve metal işçileri yıl boyunca ücretler, sendikal haklar ve demokrasi mücadelesine girişti. Dolayısıyla işçi sınıfı tarihi yeniden yaşanabilecek potansiyel dalgayı yeniden hatırlatıyor. Program yalnızca kaynak transferini değil, sermayenin devlet ve emek üzerinde artırmak istediği hegemonyayı da içeriyor. Ancak asgari ücretin tetikleyeceği olası bir ‘metal fırtına’ yeniden bu hegemonyayı sarsabilir.

Fed, IMF ve Dünya Bankasının dayattığı neoliberal politikalar, Türkiye’de ve dünyada emekçilerin kazanımlarını sistematik olarak eritiyor. Asgari ücretin açlık sınırının altına düşmesi, kamu harcamalarının kısılması ve reel ücretlerin düşürülmesi, sermayenin kârını korumak uğruna işçi sınıfını yoksulluğa mahkum eden bir stratejinin parçası. Ancak tarih gösteriyor ki, bu tür politikalar işçi sınıfının direnişini tetikleyebilir. Metal işçilerinin 1969’daki mücadelesi gibi, tıpkı 2015’teki Metal Fırtına gibi… Bugün de emekçilerin hak arayışı, sermayenin hegemonyasını sarsacak potansiyele sahip.
 

""

Tablo: Evrensel

Dipnotlar:

  1. ^ Özgür Balkılıç, İstanbul Metal Sektöründe Sınıf Mücadeleleri, Tarih Vakfı, s.383, 384

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et