Muz Cumhuriyeti’nden Cacık Cumhuriyeti’ne


11 Temmuz 2011 09:45

Hepinizin bildiği gibi dünya üzerinde çeşitli cumhuriyetler vardır. Tüm ülkelerin içinde çoğunluk “cumhuriyet”lerin elindedir. Onların yanında az da olsa “krallık”lar falan vardır.
Özellikle cumhuriyetler en az kendi adları kadar lakaplarıyla da ün yapmışlardır. En yaygın lakap da “Muz Cumhuriyeti”dir.
Muz Cumhuriyeti: Kendilerini dev aynasında gören, ama mini minnacık yöneticilerin yönettikleri cumhuriyetlerdir. Her şeyi bildiklerini ve hiç yanılmadıklarını aralıksız, durmadan belirten bu yöneticiler, ülke içinde cart-curt ahkam keserken, ülke dışında, özellikle kendilerini besleyen ülkelerin yöneticileri önünde, onların her dediklerini kabullenen kişilerdir. Onun için bu cumhuriyetlere “Muz Cumhuriyeti” denmektedir. Başka özellikleri de vardır, onların. Ama benim için en belirgin özellik budur.
Baz Cumhuriyeti: Madrabazlardan, cambazlardan, düzenbazlardan, hokkabazlardan, hilebazlardan ve başka bazlardan oluşan topluluk tarafından yönetilen cumhuriyetlerdir. Ülkelerinin adları, gerçek adları vardır, ama bazlı yöneticiler yüzünden ülkeleri bu isimle anılmaktadır.
Bezirgan Cumhuriyeti: Bizim, “Korkak bezirgan ne kâr eder, ne zarar” diye ünlü bir atasözümüz vardır. Ticaretle uğraşmaktan kaçınan tüccarlar için söylenir. Böylesi tüccarlar kâr etmezler, ama zarara da uğramazlar. Bezirgân Cumhuriyeti’nin yöneticileri de bu tüccarlar gibidir. Korktukları için ülkeyi adam gibi yönetemezler. Ne şiş yansın, ne de kebap gibi düşünerek ülkenin yönetimini boşlukta bırakırlar. Ülke de, insanları da yaşamlarını sürdürürler. Ama ne ülkede işler doğru dürüst yürür, ne de insanları mutlu olur.
Soya Sosu Cumhuriyeti: Hani bazı yemekleri güzelleştirmek için sos falan kullanılır ya, işte bu soslar içinde soya sosunun ayrı bir yeri vardır. Hele yemek biraz tatsız-tuzsuzsa, yemeği yapan hemen bu sosa başvurur. Bazı cumhuriyetler de, soya sosuna gereksinim duyan yemeklere benzerler. Tencerenin başındakiler, yani yöneticiler, ülkeyi yönetemediklerini görünce hemen göz boyamaya yönelirler. “İşte biz şöyle ülkeyiz, böyle ülkeyiz. İçerde ekonomi tıkırında, dışarıda itibarımız doruk noktasında,” diyerek saftoroş yurttaşlarını uyutma yoluna giderler. Soya sosu sayesinde de işlerini yürütürler.
Aslan Eşek Cumhuriyeti: Genellikle bu tür cumhuriyetlerin başında olanları güçlü cumhuriyetlerin, krallıkların yöneticileri, “Sen aslansın,” diyerek kafakola alırlar, sonra da bildiklerini yaparak “Eşek”lere davrandıkları gibi davranırlar, kendilerinin “Gerçek eşek” olduklarını hiç düşünmeden. Ünlü bir “Aslan-Eşek” fıkrası vardır. Ama yazamayacağım. Çünkü Muzır Kurulu, YÖK, RTÜK, ÖSYM, YSK ve benzerleri fena halde kızarlar.
Fare Cumhuriyeti: Söz hayvanlardan açılmışken, bir de “Fare Cumhuriyeti” var. Kendilerini dev aynasında gören fareler gibi sürekli kükrerler. Bundan 40-45 yıl önce “Kükreyen Fare” adlı bir film oynamıştı. Bir küçük Avrupa ülkesi küçücük bir motora koyduğu üç-beş askeriyle Amerika’ya savaş açar. Gerisi nefis bir komedi filmi… Bir de şarap mahzenindeki fareyle ilgili fıkra: Erkek fare fıçıdan damlayan şaraptan bir damla içer, sonra dişi fareyi yanına çağırır… Arkasından üç-beş damla daha içer, sonra döner, kükrer: “Gösterin evin kedilerini…” İşte bu tip cumhuriyetlerin başındakiler de böyledir.
Cacık Cumhuriyeti: Ufak parçalara bölünmüş hıyardan oluşan bir cumhuriyettir. Fazla açıklamaya gerek yok, her “Muz Cumhuriyeti”nin sonu “Cacık Cumhuriyeti” olmaktır.
Tanrıya şükürler olsun ki, bizim cumhuriyetimiz, bu yukarda saydığım cumhuriyetlerin tek birine bile benzememektedir. Yöneticilerimiz ülke içinde refahı doruk noktasına çıkarmış ve ülke dışında da ne denli saygın olduğumuzu cümle aleme duyurmuştur.
Bugünleri görmek, bundan 30-40 yıl önce hayaldi, benim için. Ama gerçek oldu. Bakalım daha neler göreceğim?..


‘Tükürdüklerini yalayacaklar’

Kibar bir beyefendi olduğuna inandığım ya da inanmak istediğim AKP’lilerin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde “Tükürdüklerini yalayacaklar,” diyerek veciz bir biçimde düşüncelerini ifade etmişti. Bu iki sözcük, Fenerbahçe’nin de adının geçtiği bir skandalın gündeme oturmasıyla biraz kaynar gibi oldu. (Bu arada çok uzak bir kentte bir sağlık sorununu halletme durumunda olan “Mazlum Fenerbahçe’li” dostumun nasıl bir üzüntü içinde olduğunu tahmin ediyorum. Dilerim bu olay tedavisini aksatmaz, dengesini bozmaz.)
Neyse… “Tükürdüklerini yalayacaklar,” sözü üzerine bazı yazarların yorumları yayınlandı. Örneğin, “NATO’nun Libya’da işi ne, iç işlerine karışmasınlar,” deyip de, arkasından NATO’yla birlikte Libya müdahalesine katılması, Dışişleri Bakanının 300 milyon dolarlık mali destek sunması; İran’a yönelik füze kalkanına karşı çıkılıp, arkasından dayatılan projenin kabul edilmesi; Suriye Hükümeti ve Esad’la olan aşırı yakınlık ve sonradan bir takım durumların olması ve başka şeyleri dillerine doladılar, o yazarlar.
Bu olayların tükürdüğünü yalamakla ne ilgisi var? Bizim gibi büyük devletler bugün böyle davranırlar, yarınsa başka türlü. O yüzden de dünyada inandırıcılıkları da, itibarları da tavan yapar. Di mi efendim?..

evrensel.net
www.evrensel.net