Yarı yarıya


30 Haziran 2011 09:18

İki arkadaş karşılaştığımızda birbirimizin halini hatırını sorarken, Anadolu topraklarının kültürü yansır sözlerimize:
- N’aber nasılsın?
- İyidir, senden n’aber?
- İdare eder…
- Eh, işte..,
- Şöyle böyle…
- Aynı…
- Her zamanki gibi…
- Buna da şükür…
***
Kültürümüz Avrupa etkisine girdikçe “fifti-fifti” demeye de başladık… Yani “yarı yarıya”…  Ne iyi ne kötü demek bu…
Peki, 12 Haziran’dan sonra ne diyeceğiz?
“Yarı yarıya…”
Yüzde elli iyimser, yüzde elli kötümser…
Bir zamanlar, “yüzde yirmi beşle iktidar olunur mu” denirdi…
Şimdi “yüzde elli ile her şeyi yapamazsın” diyebilir misiniz?
Ama “yüzde elli ile her şeyi yaparım” da diyemezsiniz!
O zaman iyi miyiz, kötü müyüz?
Her şey muğlâk…
***
Galata Köprüsü’nün altında Boğaz’a karşı iki kadeh rakı içerken, Boğaz Köprüsü’nün yanıp sönen mor, yeşil, mavi ışıkları “yarı yarıya” güzel, “yarı yarıya” çirkin göründü gözüme…
Tam o sırada, Eminönü’ndeki Yeni Cami’den okunan yatsı ezanı hiç duymadığım bir makamla yankılandı… Kürdîlihicazkâr mıydı acaba?
İçerde çalan şarkının sesi kapatıldı: “Canım doya doya sarhoş olmak istiyordu…”
Halkın bu saygılı ve hoşgörülü tavrı, yüzde elli oy gücüyle iktidar olma ihtirasına kapılanların vicdanlarında yer bulamazsa, yangın yerine döner her yan…
***
“Azınlığın çoğunluğa tahakkümü” savıyla yangına körükle giderek, milletin vekillerinin yarısını yasama faaliyetinin dışında bırakıp “idare edemezsiniz”…
En güçlü olduğunuzu hissettiğiniz anda, halkın size anayasayı “uzlaşmayla” (!) değiştirme görevini de verdiğini sanmışken; sizin iktidarınızı meşrulaştıracak o diğer yarıdan kriz çıkarıp; insanlığın, aklın ve bilimin ışığında yarattığı evrensel hukuk ilkelerinden “yarı yarıya” bile sapmak, demokrasiden tam uzaklaşmak demektir.
Yangının “yarısını” söndürüp, “diğer yarısını” görmezden gelirseniz, “nasılsın” diye soranlara, “yarım akılla”, “yarım ağız”, “yarı yarıya” diyebilir misiniz?

evrensel.net
www.evrensel.net