İleri ‘Gak-Guguk’ demokrasisi


27 Haziran 2011 06:59

Bu yazıyı, “Hatip Dicle Skandalı”nın patlak verdiği günün hemen ertesi günü yazıyorum. Yazının yayınlandığı bugün, yani 28 Haziran 2011 Salı, durumun nasıl olduğunu, hangi köprülerin altında ne gibi suların aktığını bilemiyorum.
Ama ortam düzelse de, yani devletin o çok yüksek makamları, “Her şeyi biz biliriz ve hiç de yanılmayız,” diyen adamları yaptıkları bu fahiş hatayı düzeltseler de, açık söyleyeyim ben geleceğimizden hiç de umut var değilim. Hele hele “İleri Demokrasi” balonları uçuranların yaptıklarını gördükten sonra yapacaklarının nasıl olacağı açıkça belli oluyor. “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır,” sözleri boşuna söylenmemiş.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, neredeyse her konuda çarşafa dolanmış durumdalar. İşte Üniversite Seçme Sınavı’nda, öncesinde ve sonrasında olan skandallar… İşte her gün katledilen kadınlarımız… İşte aralıksız süren iş cinayetleri… İşte çocuklarımızın çocukluklarını yaşamalarına bile engel olmalar… Ve daha bir sürü başka “İşte”ler…
Sonuncusu, hepsinin üstüne tüy diken “Hatip Dicle Skandalı”…
Evet, 2 kere 2’nin 4 ettiği gibi Hatip Dicle bu halkın oylarıyla milletvekili seçilmiştir. 80 bin kişi anasının ak sütü gibi oy vermiştir Hatip Dicle’ye. “Git Meclise,” demişlerdir, “Git ve haklarımızı savun, koru.”
Ama bir takım kişiler, seçime girmesine, aday olmasına karşı çıkmadıkları Hatip Dicle seçimi kazanınca, “Sen milletvekili olamazsın”ı bastırmışlardır. Pekiiii, bu beylerin, hanımların akılları neredeydi, zamanında?
Halkın seçtiği Hatip Dicle’nin görevine başlamadan, görevinden alındığı gün, amaçları Türkiye’nin ileri gitmesi olan aydınlar seslerini çıkarmaya başladılar.
Blokun İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel şöyle diyordu: “Anlaşılan o ki AKP çok açık şekilde, kendi denetiminde bir müdahaleyle açıkça ülkeyi karıştıracak politik tutum sergilemekte.(..) Halk kendi temsilcisine mutlaka sahip çıkacaktır. Yazarlar, aydınlar demokratikleşme çabası içinde olan güçler de bu kararın geri çekilmesi için açık tutum takınmalılar.”
Prof. Dr. Gencay Gürsoy ise şunları diyordu: “Büyük bir siyasal skandalla karşı karşıyayız, halkın seçtiği bir milletvekili birkaç kişinin kararıyla milletvekilliğini kaybediyor. Kürt sorununun çözüm aşamasına yaklaşılmakta olduğu bir dönemde böyle bir icraat apaçık provokasyon anlamına gelir.”
Üstün Akmen de şöyle diyordu: “Bu karar açıkça gösteriyor ki demokratik anayasa, demokratik ulus, demokratik özerklik hayalden öte bir şey değildir. Halkımız bu hukuk dışı karara tepkisiz kalmamalı.”
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da şunları söylüyordu: “Seçim öncesi süren bir dava konusunda seçim sonrası bu kararın onaylanması seçime yönelik bir müdahaledir, bu müdahaleyi onayladı YSK, bu kabul edilemez.”
Ve Avukat Ergin Cinmen son noktayı şöyle koyuyordu: “Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) bu kararı ‘Yok hükmünde’dir.”
YSK’nın Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürmesinin ardından yerine apar topar AKP’li Oya Eronat milletvekili yapıldı. Böylece AKP’nin Meclisteki sayısı 327’ye çıktı.
AKP’nin 330 olması için 3 milletvekili kaldı. Sefer Selvi’nin karikatürü (Evrensel, 23.6.2011) ışık tutuyor bazı şeylere…
Neyse…
Dilerim bu yazı yayınlandığı gün, halkın seçtiği Hatip Dicle, Meclisin yolunu tutmuştur. Aklıselim de böyle söylüyor…


FARELER VE İNSANLAR

Yok yok, Steinbeck’in romanından söz etmeyeceğim, yorumsuz olarak bir “Türkiye’de Sağlık” fotoğrafını göstereceğim:
Adana’nın Yumurtalık ilçesinde bir yurttaşı fare ısırır. Koruyucu aşı yaptıran yurttaş, daha sonra İmamoğlu ilçesine gider. Devlet Hastanesi yetkililerine durumu anlatır, ikinci aşının yapılmasını ister.
İmamoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi, Yumurtalık İlçe Tarım Müdürlüğüne bir yazı yazar: “Şahsı ısıran farenin müşahede altına alınarak akıbetleri hakkında bilgi verilmesi hususunda gereğini arz/rica ederim.”
Yumurtalık İlçe Tarım Müdürlüğünden yanıt verilir: “Vatandaşı ısıran farenin yazınızda küpe numarası ve eşkali belirtilmediğinden dolayı müşahede altına alınamamıştır. Isıran hayvanın eşkali ve kulak numarasını belirtmeniz durumunda kuduz yönünden müşahede altına alınıp kuduz olup olmadığı hakkında bilgi verebiliriz. Bilgilerinize arz ederiz.” (Milliyet, 17.6.2011)
Evrensel okurlarına duyurmak benden, yorum kendilerinden…  

evrensel.net
www.evrensel.net