30 Eylül 2019 23:30

Hong Kong'da ne oluyor?

Paylaş

Bu kadar sorunumuz varken nereden çıktı şimdi Hong Kong denebilir.

Zamlar hız kesmiyor ve bir yandan da yoksulluk ve açlık sınırları yükseldikçe yükseliyor. Emeğiyle geçinmeye çalışanlar sanki taş yiyecekler!

Yeniden silkelemeye başlayan deprem bir başka bela. Kolay değil, söz konusu olan can. 1999’daki sonuncu büyüğünde kaç on binlerce kişimiz göçüp gitmiş, kesin rakam bile açıklanmamıştı. Ve ciddi önlemler alınacağı söylenip bunun için özel bir vergi bile konmuştu. Ne ranta dönüştürülen deprem için ayrılan toplanma alanları kaldı geriye ne de vergiden elde edilen paralar. Deprem vergisinden 60 milyar dolarlık gelir elde edildiği açıklandı. Peki, nereye gitti, işte o açıklanmadı! Zamanında AKP’den bir yetkili, sanki depremden kaçmak için zorunluymuş gibi, o paralarla yollar yapıldığını söylemişti. Ya da düpedüz hiç edildi ya da yendi. Yolsuzluk yani.

Yolsuzluk kapitalizmin olmazsa olmazı ve bütün kapitalist ülkelerde oluyor. İşte Avusturya yeni seçim yaptı; çünkü koalisyon ortağı aşırı-sağcı parti lideri yolsuzluktan yakayı ele vermişti. Fransa Eski Cumhurbaşkanı J. Chirac öldü geçenlerde, o da belediye başkanıyken partililerini işe almış gösterip belediye kaynaklarından beslemişti. Bizdeyse yolsuzluktan geçilmiyor, her nasılsa ele geçirilememiş olan Sayıştay her gün birini yakalıyor. Ankara Üniversitesinin son rektörü hastanesinin borcunu ikiye katlamış örneğin. Önceden de kamu ve özel hastanelerinde devletten, halktan alınan vergilerden yani işlem yapılmadan alınan, kısacası çalınan milyonlarca lirayı raporlaştırmıştı Sayıştay. Kamu İhale Kurumu zaten bir başka alem!

Sadede gelirsek, kapitalizm üç ayak üzerinde duruyor. İlki, temeli artı-değer sömürüsü olmak üzere her türlü sömürü ve yağma. İkincisi, sömürünün gizlenmesi ve tüm olup bitenin halkın çıkarının gereği olarak gösterilmesi. Ve sonuncusu, aldatma yetmediğinde, tepki vermeye yönelen sömürülenlerin zor araçlarıyla bastırılması. Özetle, sömürü, yalan ve zor!

Hong Kong’da olanlar da böyle. Ajanslardan, tüm Hong Kong halkı ayakta sanırsınız.

Hong Kong’da sömürü zaten var. Günümüzde artık sömürülmeyen hiçbir halk kalmadı. Hong Kong’da yaşayan halk eskiden (1997’ye kadar) bağlı olduğu İngiliz emperyalistleriyle kendi burjuvazisi tarafından sömürülürdü. Sonra ise, kendi burjuvazisinin sömürüsü devam ederken yeni bağlandığı -bir “Komünist Partisi” tarafından yönetilen ve sözde sömürüye karşı olan- Çin’in emperyalist burjuvazisince sömürülüyor. Ve hâlâ özerk bir bölge.

Burada 4. aydır gösteriler sürüyor. Gerekçesi, nisan başında parlamentoya sunulan suçluların iadesi yasa taslağı. Taslak yasalaşırsa Hong Kong’da yaşayan siyasal olmayan “suçlular”, Çin, Tayvan ve Macao’ya iade edilecek. Yasanın siyasal muhalifleri de kapsayarak genişletilmesi kuşkusu ve Çin’in giderek özerk bölge üzerindeki denetimini sıkılaştırma girişimleri, kıta Çin’inden farklı Batı tarzı bir ekonomik ve siyasal düzene sahip Hong Kongluları tedirgin etti. Başlangıçta küçük grupların eylemi olarak başlayan protestolar, giderek kalabalıklaşma eğilimi gösterdi. Gösterilerin havaalanına sıçramasıyla birkaç gün uluslararası uçuşlar dahi yapılamadı.

Çin’in desteğindeki Özerk Bölge Yöneticisi Carrie Lam’ın gösterileri “organize isyan” olarak niteledi ve yönetimin tepkisi sert oldu, göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanıldı. Çin, Hong Kong’a komşu olan eyaletine asker yığdı ve askeri müdahale tehdidinde bulundu.

Ateş olmayan yerden tabii ki duman çıkmaz. Çin’in malın gözü bir emperyalist olduğu tartışmasızdır. Ancak gösterilerin, Trump’la Amerikan emperyalizminin Çin’e açtığı şimdilik ağırlıkla “ticari” nitelik taşıyan savaşla ilişkisi de tartışma götürmez. Hâlâ sahip olduğu ilişkileri kullanarak İngiltere de protestoları tahrik ediyor.

Her şey normal olsa sadece tahrikler tepkilere yol açmazdı. Ancak katılımları abartılarak Hong Kong gösterilerinin hemen her gün Batılı haber ajanslarında ön sıralarda yer bulmasının tabii ki bir anlamı var: Batılı emperyalistler rakipleri emperyalist Çin’in arkasından dolanma çabasında!

Bakın TV ekranlarına, hiçbir haberde yüz kişiden fazla gösterici göremezsiniz!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...