Halkın gücü


16 Haziran 2011 10:46

12 Haziran seçimlerinin en belirgin sonucu, Kürt sorununun çözülmesi gereken güncel bir sorun olarak, ülkenin politik yaşamının önüne tüm gerçekliği ile gelmiş olmasıdır. Bunu sağlayan ise Kürt halkının mücadelesi ve bu mücadelenin örgütlü gücüdür. Devrim nasıl ki örgütlü kitlelerin eseri ise, ulusal ve demokratik hareketteki her ilerleme de, örgütlü kitlelerin eseri oldu. Bu hareketin baş kahramanı ise hiç kuşkusuz örgütlü Kürt halk kitleleridir.
Ulusal uyanış içine giren Kürtler gerilla mücadelesini dünyada eşine az rastlanan bir yetenekle kullandılar. Bu dönemin tipik özelliği gerilla mücadelesinin asıl, kitle desteğinin ve mücadelesinin onun “lojistik gücü” olması idi. Daha sonra gerilla mücadelesi ile kitle mücadelesinin karışımı olan bir süreç başladı. Bugün ise açıkça görülen şudur: kitle mücadelesinin kesinlikle belirleyici olduğu bir döneme girilmiştir. Gerilla mücadelesi, kitle mücadelesinin çıkarlarına bağlı hale gelmiştir.
Kürt halk hareketinin kullandığı mücadele biçimleri açısından kısaca bunlar söylenebilecekken, hareketin içeriği de ciddi bir gelişme gösterdi. Bu belki de kaçınılmazdı. Çünkü bugün Kürtler Orta Doğu’da, ulusal uyanışlarını genel bir demokratik bilince ve uyanışa doğru geliştirebilen en ileri hareketi temsil ediyorlar. Biraz açmaya çalışırsak bu şu anlama geliyor: Kürtler sadece kendi ulusal kurtuluşları ile yetinmeyen, bunu Türk halkı ile birlikte yeni ve demokratik bir ülke kurmaya doğru geliştirme potansiyeli gösteren bir mücadeleye doğru yönelmiş durumdalar. Yani ülkedeki demokrasi mücadelesinin de en dinamik, kitlesel ve örgütlü gücü durumundalar. Kendilerini dar bir ulusalcılığın sınırlarına hapsetmiyorlar.
Bu gelişme ülkedeki halk hareketini temelden etkileyebilecek, onun kapsayıcılığını ve gücünü büyük oranda geliştirebilecek bir gelişmedir. Açıkçası Kürtler, Türkleri de demokrasi mücadelesine katılma ve birlikte yeni bir demokratik ülke kurmaya zorlamaktadırlar. Bu durum ulusal hareketler söz konusu olduğunda pek rastlanan bir durum değildir. Genelde beklenen ve olan, gelişmiş, ulusal baskı uygulayan ulusun, işçi ve demokratik hareketinin, ezilen ulusu veya ulusları sarsması, uyandırması, onlar için demokrasi ve eşitlik istemesi, ulusal baskının son bulması sağlamaya çalışması, ulusal uyanışı teşvik etmesidir.
Marx İrlanda’nın ulusal baskıdan kurtuluşunun İngiliz işçilerinin mücadelesi ile gerçekleşebileceğini öngörmüştü. Ancak sömürgeciliğin yarattığı olanaklarla da bağlı olarak İngiliz işçilerinin farklı bir yol tutması, Marx’ın düşüncesinde şöyle bir değişime yol açmıştı: öncelikle İrlanda’nın özgürlüğü ve İngiliz işçilerinin kurtuluşunda da bu özgürlüğün tayin edici rol oynayacak olması. Tarihsel gelişmeler bütünüyle farklı bir seyir izledi. Sorunu Kürtlerin mücadelesi açısından ele alacak olursak, buradaki gelişme bütünüyle farklı ve bir ulusal hareket, ezen ulusun işçi ve emekçilerini, onun uyanmış kesimlerini birlikte mücadeleye ve tüm ülkeyi demokratikleştirmeye omuz vermeye zorluyor!
Seçimler öncesinde kurulan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun yaşadığı pratiğin kanıtladığı temel bir gerçek varsa, o da yukarıda bahsedilen gerçekliktir. Başta Kürtlerin örgütlü güçleri olmak üzere, ülkenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi konusunda sorumluluk duyan tüm parti, akım ve kişilerin bu gerçeği özümsemeleri, ortak mücadelenin ortaya çıkardığı olanakları geliştirmeye ve güçlendirmeye yönelmeleri, hükümetin ve gericiliğin kof gücünü yerle bir etmeye yetecektir. Şimdi Kürtler ve Türklerin uyanmış kesimleri, emek, demokrasi ve özgürlük için daha sıkı ve kenetlenmiş geniş bir birlik ve onun çevresinde örülmüş bir mücadele talep ediyorlar.

evrensel.net
www.evrensel.net