Gazeteciler neden oturma eylemindeydi?


15 Ekim 2016 04:29
Cropy

Üzerinde “Biz Gazeteciyiz” yazan yeleklerle on altı gazeteci kameraların karşısındalar. Üç gün süren oturma eylemlerini basın açıklamasıyla sonlandırıyorlar. Yelekleri sembolik. Gazeteciliklerinin türlü işaretleri o anın içinden, kendiliğinden beliriyor. Van TV Diyarbakır muhabiri Hülya Emeç’in sözleri hem sitem hem özlem dolu: “Kameraların arkasında olmamız gerekirken karşınıza geçmiş basın açıklaması yapıyoruz. Bize bunu yaptılar.” İmc TV’den Bekir Güneş basın toplantısının sonuna doğru, ayakta onları kaydeden diğer gazetecilere “Arkadaşlar biliyoruz uzayan basın açıklamalarını sevmiyorsunuz, biz de sevmezdik. Toparlıyoruz” diyor. Basın açıklamasını yapan kendisi ama Bekir o anı elinde mikrofonla röportaj almak üzere bekleyen bir muhabir gibi yaşıyor, öyle hissediyor.
Bu gazetecilerin televizyonlarının kapatılması ile dertleri büyük. Şimdi işsizler. Ama esas meseleleri ekmek teknelerinden olmak değil. Basın açıklamasından az önce telefonda konuştuğum Refik Tekin şöyle anlatıyor: “Amacımız her şeyden çok bölgede gazeteciliğin şartlarına, baskıların haberciliğin önünde engel oluşuna dikkat çekmek. Toplumsal olaylarda olay yerine gitmemize bile izin verilmiyor. On gözlü köprüdeki patlamadan sonra yaşananları hatırlayın. Bunlara dikkat çekmek istiyoruz.” Refik haber yapmak uğruna canını tehlikeye atmış, sembol olmuş ödüllü bir kameraman. O’na göre, bölge gerçekliğini yansıtan televizyonların kapatılması uzun zamandır devam eden bir sürecin parçası: “Burada yaşananların kamuoyuna yansımasını istemiyorlar, bu zaten böyleydi. Şimdi bir de bölge halkı kendi yaşadığı zulmü ekranlarda görmesin diye, onların yaşadıklarını ekranlara yansıtan sayılı kanalı kapattılar. Halkın haber alma hakkına doğrudan müdahale ettiler.” Bekir Güneş de amaçlarının sadece kapanan kanallara dikkat çekmek değil, genel bir tepki göstermek olduğunu söylüyor: “Arkamızdaki pankartta özgür basın, özgür toplum yazıyor. Sloganımız bu. Sansür ve kapatmalar hem bizim çalışmamıza, bilgi verme hakkımıza engel, hem de halkın haber alma hakkına.” Halkın oturma eylemine katılımı, ilgisi nasıl diye soruyorum. Bekir ilgiden memnun. Eylemin gerçekleştiği Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’ni bizzat ziyaret eden sivil toplum örgütü ve parti temsilcilerinin yanı sıra, yüzlerce yurttaşın da sosyal medyadan ve telefonla destek olduğunu anlatıyor. Refik ise halktan kitlesel bir tepki olmadığını not ediyor. Refik’e göre bunun nedeni OHAL: “OHAL şartlarında toplumsal bir protesto olamıyor, yeterli tepki görünmüyor. Gösterilecek en doğrudan ve kolay tepki tek sesli medyayı okumamak, izlememektir.” Bekir’e ulaşan pek çok yurttaş da kanallar kapatıldıktan sonra Türksat’ta yer alan kanalları artık izlemediklerini söylemişler. Ana akım kanalların muhabirleri ise eylemin ilk günü gelip onlara mikrofon tutmuş, görüntü almış, destek verdiklerini söyleyenler de olmuş. Ama oturma eylemi bu mecralarda haber olmamış. Bekir korkuyorlar diyor: “Acaba oturma eylemindeki gazetecilerle ilgili bir haber yaparsak başımıza bir şey gelir mi diye korkuyorlar. Oysa ki biz yanlış bir şey yapmadık. Biz gazetecilik yapıyoruz. Ve buna devam edeceğiz.”
İmc TV, Van Tv, Hayat TV, Jiyan TV bu gazetecilerin sadece işyeri değil, çok önemli haberlere imza attıkları, habercilik adına mücadele yürüttükleri mecralardı. Peki bundan sonrası? Bundan sonra televizyon izleyicileri için, hakikatle temasın iyice zayıfladığı, gerçek haberin peşine ekstra çaba göstererek düşülmesi gereken bir medya ortamı var. Bölge gazetecileri ise bu ortamda haber akışını sağlayabilecekleri yeni platformlar ve oluşumlar üzerine konuşmaya, kafa yormaya devam ediyorlar.

‘Medyada 10 Ekim Katliamı’ Raporu...

Disk Basın-İş’in on iki akademisyenin ortak çalışmasıyla bir yıl süren bir çalışma sonucunda hazırladığı ‘Medya’da 10 Ekim Katliamı: Televizyon ve Gazetecilerin Habercilikle İmtihanı’ başlıklı analiz çalışmasının sonuçları katliamın 1. yıl dönümünde açıklandı. Kanal D, Fox, 24, CNN Türk gibi mecraların incelendiği çalışmada A Haber kanalının 10-11 Ekim 2015 yayınlarını biz de Yeşim Akmeraner’le birlikte analiz ettik. Bu örnek üzerinden, mağduru, faili ve sorumluları muğlaklaştıran yayıncılık anlayışının katliamın hala aydınlatılmamasındaki rolünü tekrar etmek gerek. A Haber’in haber yayıncılığında öne çıkan bazı söylemlerin, iktidar temsilcilerinin daha sonra dillere pelesenk olacak ifadelerini öncelediğini de not edelim. Örneğin, dönemin başbakanı Davutoğlu’nun 16 Ekim 2015’te dillendirdiği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Ekim’de vurguladığı ‘kokteyl terör’ kavramının nüveleri A Haber’in 10 - 11 Ekim yayınlarında belirgin bir biçimde görülüyor. Bu açıdan A Haber’in, iktidar söylemini sadece yeniden üretmekle kalmayıp, bu söylemin temel taşlarını etkin bir biçimde dizdiğini söylemek yanlış olmaz. 

Raporun tamamını Disk Basın-İş sitesinden indirip okuyabilirsiniz.

www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.