Leblebici Horhor Ağa yeniden


16 Ağustos 2015 04:51

“Köyden indim şehire, ah şaşırdım birdenbire, gökteki meleklerin hepsi inmişler yere!”
Bu dize ilk Türkçe operetlerden “Leblebici Horhor” dendiğinde akla gelendir sanırım. Sonrası Horhor Ağa’nın cilvesidir:  “Ah bici bici bici leblebici, taze kavrulmuş badem içi, eğlencelik nelerim var, yedireyim sana cici”.
1875’te bestelenen, ilk defa 11 Ocak 1876’da İstanbul’da sahnelenen Leblebici Horhor operetinin librettosu Takvor Nalyan’a, müziği Dikran Çuhacıyan’a aittir. Dikran Çuhacıyan adı, Verdi ve Offenbach gibi ünlü besteciler ile birlikte anılan, Avrupa ve Doğu müzik geleneklerini, yeni ve benzersiz bir biçimde sentezleyen bir Ermeni bestecidir. Eser ilk defa Beyoğlu Fransız Tiyatrosu’nda sahnelendi ve çok beğenildi. Ermenice, Yunanca, Almanca, Fransızca ve Rusça’ya çevrilip bu dillerde de oynandı.
Operet 1916’da Sigmund Weinberg,  1923 ve 1934 yıllarında, Muhsin Ertuğrul ve Nâzım Hikmet tarafından filme çekildi. Neredeyse ezbere bildiğimiz şarkılarının sözlerinde Nâzım’ın payını tam bilmiyorum elbet. Yönetmenliğini yapmasının yanı sıra, senaristliğini de Nâzım Hikmet’le birlikte Muhsin Ertuğrul’un üstlendiği film, müzikal tarzda çekilmiştir. Yapıtın bir özelliği de, Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği’ne katılıp onur belgesi almış olmasıdır. Bu belge, Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılmaktadır. 1965’te Ankara Devlet Operası sanatçıları tarafından sahnelenen Leblebici Horhor,  1975’te televizyon filmi olarak çekildi.
Üç perdelik bir eser olan Leblebici Horhor’un konusu İstanbul’da yaşanmış bir aşktır. Mirasyedi Hurşid Bey, Şile’deki bir gezintisinde Leblebici Horhor’un kızı Fadime’yi görür. Birbirlerine aşık olan gençler Kağıthane’de gizlice buluşurlar. Niyetleri evlenmektir. Leblebici Horhor Ağa bu evliliğe karşı çıkınca Hurşit Bey Fadime’yi kaçırır; konağında saklar. Kızını Hurşit Bey’in elinden almak için kadın kılığına giren Leblebici Horhor yakalanır, Hurşit Bey’in adamlarından dayak yer.
Leblebici Horhor Ağa da  İstanbul’un bütün leblebicilerini toplar. Konağa yürür. Bir yanda Hurşit Bey’in adamları, bir yanda Leblebici Horhor Efendi’nin leblebicileri birbirlerine girerler. Kavgaya düzeni sağlamakla görevli yeniçeriler de katılır.Güvenlik güçlerinin  en büyük rütbelisi Bostancıbaşı işe karışır, tarafları dinler. Herkesle konuşup gönlünü alır. Bostancıbaşı’nın zorlaması ile Leblebici Horhor Efendi evliliğe razı olur.
140. yılında Leblebici Horhor yeniden sahnede. Genel sanat yönetmenliğini Mehmet Ergen’in yaptığı Londra Arcola Theatre, opereti 14-15 Ağustosta Grimeborn Opera festivalinde Gerald Papasian’ın  uygulamasıyla Gariné adıyla sahneledi. Gerald Papasian’ın uygulaması genç bir tiyatrocu olan Armen’in öyküsü. Armen’in tiyatrosunun açılış gecesinde, başrol oyuncusu, rakip tiyatronun ekibine katılır. Onun yerine  başka birisini bulmak olanaksız gibidir. Armen o arada Gariné’i dinler. Bu genç kadının sesi ile büyülenir. Onu açılış gecesinde şarkı söylemeye razı etmeye çalışır, fakat Gariné’nin babası tiyatrodan nefret etmektedir.  
Gerald Papasian İngiltere’de ilk kez İngilizce olarak sahnelenerek  prömiyerini yapan Gariné’i yani Leblebici Horhor’u  140. yılında, kendi dönemlerinin tabularına baş kaldıran, üç cesur kadın sanatçıya adadı: Osmanlı’nın ilk profesyonel kadın oyuncusu Arousyak Papazian (1841-1907); Leblebici Horhor Ağa’da Fadime’yi oynayan profesyonel opera sanatçısı Şazik Köylüyan (1854-1895); ve ilk Müslüman kadın oyuncu Afife Jale (1902 – 1941).
Sanat din, dil, ırk sınırlarını aşar. Ben de Mehmet Ergen ile Gerald Papasian’ın ortak çalışmasının başarılı bir başlangıç olmasını ve yeni ortak çalışmaları özendirmesini diliyorum.

www.evrensel.net
ETİKETLER Leblebici Horhor