“Bir Türkiye hayal ediyorum”


30 Mayıs 2011 12:59

AKP’liler, gerçekten önümüzdeki seçim için medyayı çok iyi kullanıyorlar. Hakları, çünkü para onlarda.
Onların gazetelerde çıkan tam sayfa ilanlarını okumak çok hoşuma gidiyor. Eğlendiriyor beni.
“Hayaldi, gerçek oldu” ana başlığıyla başlamışlardı. Birkaç gün sürdü bu. Sonraları, hergün bu ana başlıklar değişti… Bunlardan bir tanesi şöyleydi: “Türkiye hazır, Hedef 2023!” AKP’lilerin Başbakanı ilan metninde durmaksızın “Bir Türkiye hayal ediyorum,” diye başlayıp, 2023’te gerçekleşmesini istediği hayallerini söylüyordu. Bu hayalleri okuyunca, benim hayallerim gözlerimin önüne geldi.
Örneğin;
Memuruyla, işçisiyle, ırgatıyla tüm emekçilerin haklarını aldığı, insan gibi yaşadığı, düşüncelerini belirttiği için polis copu, biber gazı acılarını çekmediği “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Hukukun “Guguk” olmadığı, “Adalet Bakanı eşeği aday yapsa, ona oy veririm,” diyen bir yargıcın Yargıtay’da görev yapmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Gençlerin eğitiminin çağdaşlığa yaraşır bir düzeyde olduğu, yine gençlerin düşüncelerini açıkladığı, en demokratik haklarını savunduğu için polisler tarafından işkence yapılmadığı, “Parasız eğitim istiyoruz, alacağız,” yazılı pankart açtıkları için aylarca zındanda kalmadığı, haklarında 15 yıl hapis cezası istenmediği “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Kültür düşmanı olmayan, heykellere “Ucube”, “Ben böyle sanatın içine tükürürüm”, “Müstehcen” diyen ya da binlerce yıllık yapıtlara “Çanak, çömlek” yakıştırması yapanların bu ülkeyi yönetiyor durumda olmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Yandaşlara kıyak, muhalefete baskı yapılmayan, örneğin kendi partilerine bağlı belediyelerin yaptıklarını ya da Deniz Feneri olayını unutturup da muhaliflerin elinde olan belediyelere her çeşit baskının yapıldığı bir çirkinliğin olmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Toprakları peşkeş çekilmeyen “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Halkın “Seçip Meclis’e gönderdiği Vekil’ler”in yararlandığı sağlık hizmetlerinin onda birinin halkın, yani “Asil’ler”in de yararlandığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
“Cennet, anaların ayağı altındadır,” deyip, anaların, ilerde ana olacak kızların ayaklar altına alınmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Kendi yandaşlarını kamu kuruluşlarında bol akçalı işlerle yemleyenlerin bizi yönetmediği “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
İntihalcilere (Yani “Bilim Hırsızları”na) prim verilmeyen “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Polisin iktidarın değil de, halkın polisi olduğu “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Kömür, buzdolabı dağıtan ya da Bakan ayakkabısı silen Valilerin, iktidar partisi ilçe başkanının emrini uygulayan Kaymakamların olmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Sansürün olmadığı, özgürlüklerin ve demokrasinin olduğu “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Sadece “Üç çocuk yap,” demekle bir şeyin olmadığını görebilen ve çocukların çocukluklarını yaşadığını anlayabilen yöneticilerin bulunduğu “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Gazetecisiyle, televizyoncusuyla, yazarıyla tüm Yalaka Cemaati’nin yüzlerinin kızardığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Çevreci geçinip de, çevre düşmanı olanların, tüm dünyanın karşısında olduğu nükleer santrallere sahip çıkanların olmadığı “Bir Türkiye hayal ediyorum”…
Daha birçok hayalim var benim. Ve benim hayallerim, parayla yapılacak hayaller değil.


BİR FIKRA

Aşağıda anlatacağım fıkrayı bir yerde okumuştum. Nereden olduğunu anımsamadığım için, kaynağını belirtemiyorum, özür dilerim…
Ülkenin biri… Başında bir diktatör var. Adam ne derse, o oluyor.
Diktatörün çevresi sürekli kalabalık. Başta ihale, yani soygun peşinde olanlar olmak üzere, her çeşit insan var. Akıl almaz cambazlıklar yapıyorlar, diktatöre hoş görünmek için.
Bu durum, her toplantıda diktatörün yanında olan medyanın yalaka sınıfının gözünden kaçmıyormuş.
Her çeşit yalakaya yakınlık gösteren diktatör, bunlara bakmıyormuş bile.
“N’apalım da Sayın Başkan’ın gözüne girelim?” diye düşünürlerken biri “Koskocaman bir heykel yaptıralım, tam parlamentonun önüne. O zaman Başkan bize de önem verir, belki,” demiş. Onların konuşmalarını muhalif bir gazeteci de duymuş, hemen söze karışmış: “Size bir öğüt vereyim. Her şeyi tastamam yapın, yalnız heykelin kıç tarafını açık bırakın.” Ötekiler, “Olur mu öyle şey?” diye karşı çıkmışlar. Muhalif gazeteci; “Olur, olur, bal gibi olur, Başkanı bulamadığınız zaman, gider heykelin kıçını yalarsınız…” 

evrensel.net
www.evrensel.net