Cezaevlerindeki Gazeteciler (2)


19 Mayıs 2011 09:04

Türk Ceza Kanunu 2005 yılında kabul edilirken, siyasi iktidarın temsilcileri, “Devletin değil bireyin temel haklarının korunmasına” değer veren bir metin hazırladıklarını savunmuşlardı. Yani “devlet odaklı” değil “birey odaklı ve çağdaş” bir ceza kanunumuz olacaktı.
Sonucu görüyoruz: Cezaevlerinde -son tahliyelere rağmen- hâlâ 67 gazeteci var.
Şimdiki siyasi iktidarın, 12 Hazirandaki genel seçimlerden sonra yeni hedefi, ülkeyi “insan odaklı, çağdaş” bir anayasaya kavuşturmakmış!
Allah muhafaza!
Bir belediye başkanını hapis cezasından kurtarmak için meclis çoğunluğunu kullanarak Türk Ceza Kanunu’nda alelacele değişiklik yapmayı başarabilen, ancak cezaevlerindeki gazetecilerin tahliye edilmesi ya da basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan hükümlerin değiştirilmesi için kılını bile kıpırdatmayan siyasi iktidarın aklından geçen anayasa değişikliğinden demokrasi adına ne umabilirsiniz ki?
***
4 Mayıs 2011 tarihinde Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevindeki tek kişilik hücresinden çağırtıp, açık görüş yaptığımız Mustafa Balbay’ın en çarpıcı sözü “Yargı, hukuka karşı bağımsızlığını ilan etti” oldu.
Esasında yargının siyasi iktidarlara, nüfuz sahibi kişilere, çıkar gruplarına karşı bağımsız olması, hukuk devletinin bir gereği değil mi?
Balbay’a şunu söyledim: “Gazetecilere Özgürlük Platformu, 3 Mayısta yapılan Gazetecilere Özgürlük Kongresi’ndeki kararlar çerçevesinde, bundan sonraki süreçte, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması talebini de gündemine aldı. Çünkü hukukçular diyorlar ki, özel yetkili mahkemelerden önce var olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin adında bile hukuka aykırılık vardı. Mahkemeler, devletin güvenliği için kurulmaz… Mahkemeler haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ayırmak için görev yaparlar. Bu bakımdan devlet ile vatandaş arasında da tarafsız olmalıdır. DGM’lerin kaldırıldığı gün onun yerine ikame edilen özel yetkili mahkemeler ise hâlâ potansiyel tehlike olarak kabul edilen vatandaşa karşı devleti koruma işlevini sürdürüyor…”
Balbay’a 12 Haziran genel seçimlerinde milletvekili seçilmesi halinde tahliye olup olamayacağını sordum.
“Mahkemenin kararına bağlı” olduğunu söyledi.
- Peki, seçildikten sonra bu talebini ilettiğinde, mahkeme heyeti daha önceki birçok hukuka aykırı uygulama hatırlatıldığında olduğu gibi ‘Onu biliyoruz, geçelim’ diyebilirler mi?
- Diyebilirler…
***
Bireyi koruyan ceza hukuku…
İnsan odaklı bir anayasa…
Hukukun temel ilkeleri…
Kimse dilinden düşürmek istemiyor…
Balbay’ın yazılmamak kaydıyla anlattıkları da var…
İnsan öyküleri…
Bunları bilmesi gereken uygulayıcılar neden sessiz?
Bunu geçelim…
Ama şunu ekledim Balbay ile görüşmemizde:
“Gerilla eğitiminde birinci kural: Modern yaşamın sağladığı kolaylıkları düşünme. Aksi halde, içinde bulunduğun koşulların ağırlığına katlanamazsın.”
***
Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevinde tek kişilik hücrede kalan diğer gazeteci Tuncay Özkan, bizim konuşmamıza fırsat bile vermeden anlattıkça anlattı…
Bir ara Gazetecilere Özgürlük Platformunun basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili verdiği mücadeleye sözü getirdi…
Yutkundu, doğru sözcükleri bulmaya çalıştı… “Şu an burnumun direği sızlıyor… Belki siz farkında değilsiniz ama çok büyük bir iş yapıyorsunuz… Sizin yaptıklarınızı biz burada yakından izliyoruz… Ve o sayede ayakta kalmayı başarıyoruz!”
Gazetecilere Özgürlük Platformunun yarattığı “umut” yalnızca Silivri’de değil, tüm cezaevlerinde, hatta toplumun sesini çıkarmaktan çekinen tüm kesimlerinde yavaş yavaş yayılıyor.
Diyarbakır D Tipi Cezaevinden Bedri Adanır’ın gönderdiği mektuptan bazı bölümleri kamuoyuyla paylaşmak isterim:
“Gazetecilere Özgürlük Platformunu çok önemsiyorum. Türkiye’nin demokratikleşmesinde büyük bir rol oynayabileceğinize inanıyorum. Ancak bu rolü oynayabilmesi için platformun, öncelikle ilkesel bütünlüğünü sağlaması gerekiyor. (…) Biliyorsunuz, ülkemizde farklılıkların birlikteliği her zaman pürüzlü olmuştur. Aynı dertten mustarip olanlar, maalesef birbirlerini ötekileştirebilmişlerdir. Bu nedenle, daha önce, Özgür Gündem’in Ahmet Şık’ı, Radikal’in Vedat Kurşun’u savunması gerektiğine -platformun birlik esprisine uygun olarak- dikkat çekmiştim. (…) Platformla ilgili artık herhangi bir kaygım yok ve kongreyle birlikte bir hayli de umutluyum. (…) Şahsınızda insanlık onuru için çırpınan herkesi selamlıyorum, hepinize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.”
Bu selam, sadece dışarıda mücadele verenlere değil; bu selam, onurlu direnişleriyle cezaevlerinde olan tüm meslektaşlarımıza; bu selam, onlarla birlikte acı çeken tüm tutuklu yakınlarına…
Umutlarımızın yeşermesi için mücadele eden herkese selam olsun!

evrensel.net
www.evrensel.net