Cezaevlerindeki gazeteciler (1)


12 Mayıs 2011 11:25

Hangi cezaevinde kaç gazeteci var? Avrupa Birliğinin yetkili organları bunun yanıtını arıyor.
Adalet Bakanlığının kafaları karıştıran 26 kişilik listesi ile Gazetecilere Özgürlük Platformunun 68 kişilik listesi arasında yalnızca 16 ortak isim var.
Bu ortak isimlerden birisi, toplam 174 yıl hapis cezasına çarptırılan ancak mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından bozulan Azadiya Welat Gazetesinin Eski Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun... Ama Bakanlığın listesinde Azadiya Welat’ın diğer tutuklu 11 çalışanının adları yer almıyor.
Ergenekon davasında tutuklu olarak yargılanan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Hikmet Çiçek’in isimleri hem bakanlığın hem GÖP’ün listesinde yazılı... Ancak Silivri Cezaevi’nde Hikmet Çiçek ile aynı koğuşta kalan Deniz Yıldırım’ı Adalet Bakanlığı tutuklu gazeteci olarak tanımıyor…
Adalet Bakanlığının tutuklu gazeteciler listesinde, 18 Şubat 2011 tarihinde tutuklanan Soner Yalçın yer bulurken, onunla birlikte aynı tarihte cezaevine konulan Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun adı geçmiyor…
Bakanlığın listesinde, 6 Mart 2011’de tutuklanan Ahmet Şık, Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Sait Çakır, Coşkun Musluk ve Yalçın Küçük’ün isimleri de yok…
Adalet Bakanlığı, muhtemelen, Dicle Haber Ajansının 19 Nisan 2011 tarihinde tutuklanan Muhabirleri Kadri Kaya ve Erdoğan Altan’ı da 9 Mayıs 2011 tarihinde tutuklanan Ahmet Akyol’u da henüz fark etmemiştir…
***
Cezaevlerindeki 68 meslektaşımızdan Silivri Cezaevinin dört blokunun 10 koğuşuna dağıtılmış olan 15’ini geçen hafta GÖP adına oluşturulan 10 kişilik bir heyetle ziyaret ettik.
Biz topluca açık görüş salonunda onları bekledik; onlar, teker teker koğuşlarından alınarak, alkışlarımız arasında kapıdan girdiler… Kucaklaşıp sohbet ettikten sonra yine alkışlarımızla uğurlandılar...
Adalet Bakanlığı, 3 Mayısta toplanan Gazetecilere Özgürlük Kongresi’ne katılan uluslararası gazeteci örgütlerinin temsilcilerine cezaevi ziyareti için izin vermedi. Fakat TGS’nin de üyesi olduğu Avrupa Gazeteciler Federasyonunun (EFJ) Başkan Yardımcısı Philippe Leruth, içeri giremeyeceğini bile bile, yalnızca meslektaşlarıyla dayanışmasını göstermek uğruna, cezaevinin dışında -yağmurlu ve soğuk bir havada- tüm gün beklemeyi göze aldı!
Cezaevlerindeki meslektaşlarımızın onurlu mücadelesi, Philippe’in onurlu duruşuyla buluştu, diğer örgüt temsilcilerinin de katkılarıyla uluslararası boyutuyla büyüdü…
Uluslararası gazeteci örgütleri, insan hakları savunucuları, AB’nin bu konularla ilgilenen temsilcileri şunu sorguluyor şimdi: Gazetecilik faaliyeti dolayısıyla elde edilmiş belge ve bilgilere, alınmış notlara ya da yayımlanmamış kitap taslaklarına ve bunlar üzerindeki düzeltmelere el konulması, gazetecilerin “haber kaynağının” korunması ilkesinin ihlali anlamına gelmiyor mu?
Avrupa Birliği organlarında da şunlar konuşuluyor artık: Aday ülkelerin üyeliğe kabulü için yerine getirmesi gereken koşullar arasına, “basın ve ifade özgürlüğünün” teminat altına alınması da eklenebilir mi?
Bu konuların Avrupa düzeyinde tartışılır hale gelmesinin nedenlerinin başında, Türkiye’de cezaevlerindeki gazetecilerin sayısının giderek artması geliyor.
Türkiye’yi yönetenler, uluslararası boyutta böylesine bir tartışma ortamını yarattıkları için ne kadar övünseler azdır!
Meslektaşlarımızla dayanışmamızı güçlendirerek sürdüreceğiz. Bundan sonraki süreçte Diyarbakır Cezaevindeki meslektaşlarımızı, F-tipi cezaevlerindeki gazetecileri ziyaret ederek yolumuza devam edeceğiz.

evrensel.net
www.evrensel.net