Garibim Türkiye ve insanları


09 Mayıs 2011 11:18

Dikkat etmişsinizdir, eminim; Türkiye’de herşey, en ciddi konular bile “Gırgır” çizgisine düştü. Başta iktidarın politikacıları olmak üzere gücü elinde bulunduranlar büyük bir aymazlık içinde, halkı kandırmak için ağızlarına gelenleri söylemekte ve kandırmak istedikleri insanlarımızı sindirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar…
Örneğin AKP’lilerin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. Kendisi katıldığı bir televizyon programında, iktidarları döneminde ülkemizde herşeyin düzeldiğini iddia etmiştir. Evet, kendi açısından haklı, Türkiye’de bazı güzel şeyler(!) oldu. Örneğin, Başbakanlık, geçtiğimiz yıl, örtülü ödenek için ayrılan bütçenin 1698 kat fazlasını harcamış. 230 bin liralık bütçe ayrılmış. Ve bu bütçeden 390 milyon lira kullanılmış.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 tane Mercedes makam aracına bir yenisi eklenmiş. Zırhsız fiyatı 500 bin lira (Zırh konunca 750 bin lirayı geçiyormuş) olan bu otomobilin birçok özelliği var. Örneğin, biyolojik silahlara karşı koruma sistemi ve bombalı saldırıda toz bulutu çıkarıp yangını söndürme özelliği. Bilinen 850 kişilik bir koruma ordusuna sahip olan Bay Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir eşi sadece Obama’da olan 12 bin liralık kurşun geçirmez gömleği varmış. Acaba neden bu kadar çok korkuyor AKP’lilerin Başbakanı?
Koruma Ordusu’nun arabaları da haşmetli. Bırakın R.T.Erdoğan’ı eleştirmeyi, arabalarına bile laf söylerseniz Piyade Koruma Ordusu sizi hallediveriyor. Bir kız öğrenci, AKP Başbakanı’nın Zırhlı Birlikleri geçerken, “Oha, arabalara bak, kocaman,” dediği için Piyade’ler tarafından derdest edilmedi miydi? İşin o denli cılkı çıktı ki, AKP’nin Van’daki milletvekili adayının reklam otobüsü boşken bile onlarca polis tarafından korundu.
Evet, AKP’lilerin Başbakanı’na göre, “Türkiye’de her şey yolunda.” Taliban’ın ülkemizde büro açacağı söylenen günlerde, tekbirlerle Taliban’vari yöntemlerle “İnsanlık Anıtı” yıkılırken, 189 ülkede yapılan bir araştırmanın sonucu yayınlanıyor: Türkiye gelir dağılımında 131’inci, basın özgürlüğünde 106’ıncı, insani gelişmede 83’üncü, yoksullukta 56’ıncı, beslenmede 73’üncü, yaşanabilirlikte 58’inci, kişisel alım gücünde 61’inci, insan haklarında 78’inci, can güvenliğinde 65’inci, demokraside 89’uncu, insan ömrü ortalamasında 98’inci, çocuk sağlığında 97’inci…
Ve OECD, 39 ülkeyi kapsayan bir araştırma yapıyor. Türkiye’de her 4 çocuktan 1’i açmış, ülkemizde açlık sınırında yaşayan çocuk sayısının tüm çocuklara göre oranının yüzde 24.6 olduğunu açıklıyor…
Ve R. T. Erdoğan’a göre, “Türkiye’de herşey yolunda…”
Halk sağlık konusunda perişan olurken son dönem milletvekilleri ve yakınları 4 yıl boyunca 163 bin kez muayene oluyor, 243 milyon lira fatura ödüyor TBMM ve 23.739 tane diş yapılıyor… Ayrıca, Kübra Bebek açlıktan ölürken, Meclis’in bahçesine 15 bin lale ekiliyor. Ve R. T. Erdoğan’a göre, “Türkiye’de herşey yolunda…”
AKP’lilerin Başbakanı kendisini “2.Peygamber” yazılı pankartlarla (geçen seçimde) karşılayanlara, kendisi geciktiği için ezan ve iftar saatleri değiştirilirken birşey demez, ama, “Apo’yu peygamber ilan ediyorlar” diye BDP’ye, abdest konusunda da CHP’ye, “Abdesti biz sadece namaz kılarken alırız. Bir de Kitabullah’ı okurken elimize aldığımızda,” der.
Garibim Türkiye’nin ve insanlarının bu tür politikacılardan kurtulması gerek. Yoksa geleceğimiz hiç de aydınlık değil…


Büyük Osmanlı Büyükleri

MUHTEŞEM SÜLEYMAN: Halkımızın çok övündüğü ve televizyon dizisini zevkle izlediği bu padişahla ilgili şu bilgileri vermekte bir yazarımız: “..(çünkü Avrupalı ‘gâvur’ dünyayı keşfederken, muhteşem (!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis’in kafasını vurdurmaktadır)… Muhteşem(!) yüzyılda Anadolu’da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir.) Avrupa’da ilk yenilgimizi Muhteşem (!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana Bozgunu:1529), Hint Okyanusu’na her çıkışımızda mini mini Portekiz’den sopayı yeyip Kızıldeniz’e veya Basra Körfezi’ne tıkılışımız da bu büyük (!) padişah efendimizin devrindedir. (..) Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa’yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu.”(A.M. Celal Şengör, Cumhuriyet Bilim eki, 29.4.2011)
ABDÜLMECİT:  Birilerinin “Dedemiz” dediği zat-ı muhteremi bir başka yazarımız, Hıfzı Topuz’un “Abdülmecit” kitabından yararlanarak şöyle tanıtıyor: “Şarabı çok sever, cariyeleriyle her gecesini gece ederdi… 17 yaşında üç çocuk babası olmuştu.. Dedemiz hızlıydı.. Öldüğünde 42 çocuk görmüş bir padişahtı. Çocuklarından 25’i babalarından önce vefat etmişti.(…) Çok iyi eğitim alan Abdülmecit gündüz devlet işleri, gece âlem işleriyle ün salmış bir padişahtı.. Haftada iki gece sarayda saz çaldırtmayı, köçek oynatmayı âdet etmişti.. Sarayda ve haremde saz heyetleri, orkestralar kurdurtmuş..Hareme giderek cariyelerinin çeşitli oyunlarına katılmış..”(M.Tezkan, Milliyet, 1.5.2011)
Yüce Rabbime şükürler olsun, günümüz padişahları böyle değil. Bunların sadece arabaları, uçakları, helikopterleri, bol sıfırlı aylıkları var. Haaa, bir de saraylarda çalışma odaları…

evrensel.net
www.evrensel.net