Emekçi Kadınlar Evka-2 Kütüphanesinde


14 Mart 2011 11:07

Cengiz Gündoğdu, Yıldız Güncesi’nin “20 Ocak Perşembe” bölümünün girişinde şunları söylüyor:

“Bugün gazetelerde küçük bir haber. ‘Liseli kızın cinayeti’
“Kız da, erkek de 16 yaşında. Lisede sınıf arkadaşı ikisi de. Cinsel ilişkiye giriyorlar.
Kız gebe kalıyor. Annesiyle babası evde yokken doğruyor bebeği. Çöpe atıyor. Kanaması durmayınca sayrıevine gidiyor. Durum anlaşılıyor, hadi polise…
“Bebek ölmüş.
Suçlu bulundu, içimiz rahat olabilir, öyle mi bakalım. Ben,öyle bakamıyorum.
“İlk elde şunu düşünüyorum. Bu çocuklara okulda cinsel eğitim verilseydi, böyle bir olayla sonuçlanır mıydı ilişki.
“Daha sonra şunlar düşüyor aklıma. Okullar gerçekten eğitim yuvaları olsaydı… karşımızda çocuklar var. Bu çocukların coşan itkileri var. Coşkular başıboş bırakılmaz. Kültürel etkinlikler yaptırılır. Beden eğitimi yaptırılır.
“Bütün bunların yanında estetik bilincin uyandırılmasına önem verilir. Bu yönde çalışmalar yapılır.
“Bunların hiç birisi yapılmıyor, çocukların kendiliğinden gelişmesi bekleniyor.
“Kendiliğinden gelişen yok mu, var. Ama çok zor bu. Kendiliğindenlik çocukların kırıla döküle büyümesine neden oluyor. Kırık döküklük ileri yaşlarda bile kişiliği etkiliyor.” (İnsancı, Mart 2011)

İzmir, Çiğli’nin Evka-2 mahallesinin semt kütüphanesinde Çiğli Belediyesi Kültür Müdürlüğü, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla söyleşi düzenledi. Egeli Kadın Yazarlar Platformu üyesi Yazar Nevzat Süer Sezgin’le İzmir Kadın Dayanışma Derneği üyesi Avukat Sevgi Binbir’in konuşmacı olarak katıldığı bu etkinliğe çevre sakinlerinin gösterdiği ilgi dikkat çekiciydi.

Belediye Başkan Yardımcıları Erkan Gül ve Hacı Baydar’ın dinleyici olarak katıldığı söyleşiyi Kültür Müdürü Alime Mitap yönetti.

Nevzat Süer Sezgin, kadın erkek ayrımına farklı bir boyuttan yaklaştı. Çocuklara verilen adlardan, oyuncaklarından tutun, genç kızlık, delikanlılık, evlilik, aile bağları, hatta ölümlerinden sonrasında söylenenlere dek birçok konuya el attı…

Sevgi Binbir de kadınlara yönelik şiddet ve taciz olaylarını rakamlarıyla verirken, kadınların haklarını aramasının hukuksal yollarını gösterdi.

İki konuşmacıyı da dinlerken, sık sık Cengiz Gündoğdu’nun söyledikleri geldi, gözlerimin önüne.

Her şey çocukluktan başlamıyor mu?


MUHTEŞEM TÜRK BÜYÜKLERİ

EMRE AKÖZ, ENGİN ARDIÇ: sanırım yeni gazetecilerden olan Emre Aköz (Cehaletime verin, bu yenileri tanımıyorum. Jölelileri bile varmış.) haklarını arayan üniversite öğrencileri için “Asalaklar” diyen Aköz, yumurtalı protestonun ardından eylemi gerçekleştiren üniversiteli kadınları “Birkaç kara kuru kız” diyerek aşağılamış
 Aynı gazetede yazan Engin Ardıç da, yukarıdaki sözleri yüzünden öğrencilerden gerekli yanıtı alan ev arkasından bu eylemi eleştirerek “Birkaç kara kuru kız” diyerek aşağılayan Emre Aköz’ü savunmak için şöyle delmiş: “Solculuk kisvesi altında faşizme hizmet ediyorlar, kerhaneye düşmek gibi bir şey, belki de daha kötü.” Engin Ardıç ne zaman gündeme gelse, “Büyük Türk Büyükleri” adlı kitabıma da aldığım, Engin Ardıç hakkında bir gazetecinin söylediği şu sözler aklıma gelir: “Küfrettikçe yükseldi. Burnu çok iyi biliyor. Pipisini gösterdikçe övülen çocuk kompleksi bundan. Unutuldukça pipisini gösteriyor, küfür ediyor. (…) Çoğunluğu eski solculardan oluşan bir meslekte, eski solcu olmamanın ezikliği ile yaşıyor.” (Gerçek Dergisi, 21.11.1992)

N. ÖZGENÇ, S. DEMİRCİ: KOBİDER başkanı Nurettin Özgenç, kadın erkek eşitliğini safsata olarak değerlendirmiş ve şöyle buyurmuş: “İki şeyin birbirine eşit olmadığını söylemek, birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez. Fiş prize eşit değildir. Ama hangisi daha üstündür? Bir hüküm verilebilir mi? Ya da ikisinin görevi de aynı mıdır?“ (Milliyet, 10.3.2011) AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci de şöyle buyurmuş: “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralık” yahut da “Mobilyalı, ankastre mutfak malzemeli devren satılık” evler için ne der? Çünkü bu evlerin tümünde perde vardır, hem de çok renkli, cafcaflı perdeler…

evrensel.net
www.evrensel.net