8 Kasım 2026 00:20

İç demokrasi olmadan sendikalar güçlenemez

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının temmuz 2026 istatistiklerine göre toplam işçi sayısı 17 milyon 630 bin 470. Bu işçilerin sadece 2 milyon 432 bin 789’u sendika üyesi. Sendikalaşma oranı yüzde 13.70. Toplu iş sözleşmesinden yararlanma oranı ise DİSK, TİSK ve Bakanlık verilerine göre yüzde 9.5-10.5 arasında. Özel sektörde bu oran yüzde 5’e kadar düşüyor. Yani sendikalar nicel ve nitel olarak çok zayıf. 

Bu zayıflığın birçok nedeni var. En başta geleni ise yetki sistemi ve barajlar. Bir o kadar önemli diğer neden ise sendikal örgütlenmenin, sendikal örgütlenme hakkını kullanan işçilerin sistem tarafından korunmaması, iş güvencesinin bulunmaması. Bu konulara bu köşede sık sık çeşitli vesilelerle değindik ve bugün meselenin başka bir yanını ele alacağız.

Zayıflığın ‘içsel’ nedenleri

Sendikal örgütlenmenin zayıf olmasında sendikaların da rolü olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Elbette bu açıdan asıl sorumluluk üye sayısı yüksek sendikalar ve konfederasyonlara aittir.

Sendikaların olumsuz rolünde sendikal çizgi en önemli etkendir. Patronlarla kurulan ilişki, icazetle örgütlenme, zayıf TİS’ler, işçi ve temsilci eğitimleri yapmama, sendika içi katılım kanallarını kapalı tutma gibi uygulamalar sendikal hareketi günden güne etkisizleştirmekte, işçilerin yoksulluğunu artırmaktadır. Sendikaların bu çizgisini sürdürebilmesinin en önemli dayanağı, demokratik işleyişe sahip olmamaları ve bu sayede daha da güçlenen sendikal bürokrasidir.

Yasa ve mevzuat bu bakımdan yetersizdir ve iç işleyişi büyük oranda sendika tüzüklerine bırakmıştır. Sendikaların (kuruluş, faaliyet, eylem) serbestliği ilkesi elbette önemli ilkelerdir ve dış müdahalelere karşı koruyucudur. Ama bu durum kötüye kullanılmakta, üyelerin iç müdahale hakkı, katılımı, seçme ve seçilme hakkı kısıtlanmaktadır.

Sendikal demokrasinin olmazsa olmazları

Halbuki sendikal demokrasiden ve dolayısıyla sendikaların serbestliğinden, sendika özgürlüğünden bahsedebilmek için temel şartlar üye katılımı, şeffaf yönetim, serbest ve denetlenebilir seçimler ve temsilde adaletin sağlanmasıdır.

Üyelerin sendikanın karar alma, politika belirleme ve toplu pazarlık süreçlerine doğrudan ya da temsilciler aracılığıyla katılımı sağlanmamışsa sendikal demokrasiden söz edemeyiz.

İş yeri temsilcisi ve delege adaylık sürecinden başlayarak, her kademedeki görevlerin seçimle belirlenmesi ve seçimlerin şeffaf, üyelerin özgür iradesinin yansıyacağı demokratik usullerle yapılması sendika içi demokrasinin ilk şartıdır.

Yine yönetimlerde ve karar organlarında kadınların, gençlerin, iş yerlerinin ve tüm kesimlerin dengeli bir şekilde temsil edilmesi temsilde adaleti sağlayacak, sendika yönetimleri ile üyeler arasındaki ilişkinin sağlıklı olmasına zemin hazırlayacaktır.

Sendika gelir-giderlerini, yönetim kurulu kararlarını ve faaliyetlerini üyelerle düzenli olarak paylaşmayan, kararlara ve faaliyetlere üyelerin katılım kanallarını açmayan sendikalar bürokratik sendikalardır ve sendika yöneticisi olmuş bürokratlar aracılığıyla özünde karşıtı sınıfa, sermayedarlara hizmet etmeye mahkumdur.

Fiilen atanmış delegeler

Sendikal bürokrasi, tepeden örgütlenen sendikalar eliyle var edilmekte, sürekliliği sağlanmakta ve güçlendirilmektedir. Temsilci ve delege belirleme yöntemi, sendikal bürokrasi için önemli bir dayanak oluşturmaktadır. Sendikaların genel kurulları seçim kurullarının gözetiminde yapılmakta ve usulen denetlenebilmektedir. Ancak delege seçimleri için aynı şeyi söyleyemeyiz. Yasa delege seçimlerinin sadece üyeler tarafından serbest, eşit, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına ve tüzük hükümlerine göre yapılacağını düzenlemekle yetinmiştir.

Her ne kadar delege seçimlerine seçim sonuçlarının ilanından sonra iki gün içinde mahkeme nezdinde itiraz yapılabiliyor olsa da etkin bir demokratik denetim mekanizması bulunmamaktadır.

Birçok sendika delege seçimlerini usulen ilan etmekte, panoya asılıp fotoğraflanan ilan hemen kaldırılmakta, delege adaylığı dahi fiilen engellenmekte, iş yeri temsilcilerinin ve sendika yöneticilerinin belirlediği isimler göstermelik bir seçimin ardından delege olarak atanmaktadır. Sendikaların çoğunluğu iş yeri temsilcilerini de atama yöntemiyle belirlediğinden, sendikaya hakim olan mevcut yöneticilerin, aday oldukları takdirde yeniden seçilmesi garantilenmektedir. Bu nedenle genel kurulların seçim kurullarının denetiminde yapılmasının sendika içi demokrasiye bir katkısı olmamaktadır.

Zaman zaman “çatlak ses” çıkaran sendika yöneticileri de “başkan sultası” altında etkisizleştirilmekte, fiilen görevini yapması engellenmekte, işçilerle bağı kopartılarak tasfiye edilmektedir.

Bu döngü kırılmak zorunda

Bu tablo beraberinde mücadele ile hakları genişleten değil, aidat için TİS imzalayan sarı sendikaların egemen olduğu ve yeniden üretildiği bir döngüye yol açmaktadır. Sendikalar işçiler nezdinde değersizleşmekte, sayıca önemli yekûn tutsa da çok az üyeye sahip mücadeleci sendikalar, iş kolunda işverenlerin tercih ettiği sarı sendikalar devreye sokularak tasfiye edilmektedir.

Mevcut sendikalar ve etkinlik düzeyi dikkate alındığında bardağın büyük çoğunluğu boştur. Sefaletin, gelir adaletsizliğinin ve sömürü düzeninin son bulması için bardağı, boş tarafını doldurmaktan, örgütlenmekten ve döngüyü kırmaktan başka çare yok. Yokluk, yoksulluk, sisteme duyulan öfke birikimi, tarihsel olumlu deneyimler örgütlenmenin ve döngüyü kırmanın dayanağı olacaktır.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et