1 Kasım 2026 03:05

Ara seçimler ve iki partili sistem aldatmacası

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Önümüzdeki salı günü ABD’de 435 koltuklu Temsilciler Meclisinin tamamı ile Senatonun 100 koltuğundan 35’i seçilecek. Ek olarak 39 eyalette de valilik ve/veya başsavcılık seçimleri var. İran’a İsrail ile birlikte saldıran; sermaye lehine ABD tarihindeki en büyük vergi indirimlerinden birine imza atıp çevre ve iş güvenliği yasalarını kuşa çeviren; ICE polisi ile göçmen ve emekçi mahallelerini terörize eden ve Gazze’deki soykırımı İsrail’e tam destekle devam ettiren Trump ve Cumhuriyetçilerin önemli yenilgiler alacağını tahmin etmek zor değil. Bu politika ve icraatlar sayesinde hayat pahalılığı artarken İran ile savaşın ise sonu görünmüyor. Bununla birlikte Demokrat Partinin de birçok açıdan Cumhuriyetçilerden farklı olmayan icraat ve politikaları karşısında ön seçimlerden itibaren seçmenlerin, parti liderlerinin desteklediği adaylara değil kendilerine demokratik sosyalist diyen ve soykırım ve savaş karşıtı adaylara yöneldiği bir süreç var. Peki Demokratların bu ara seçimleri kritik eyaletlerle birlikte ve hatta partinin ilerici kanadını temsil eden Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) örgütünün tüm adaylarının kazanması halinde seçimlerden sonra savaş, ekonomi, göçmenlik, vergiler, sağlık sistemi ve soykırım açısından ne değişebilir? Pek bir şey değişmez.

Trump’ın seçmenler nezdinde popülerliği bazı anketlerde yüzde 33’lere düşmüş durumda; İran savaşından önce benzin fiyatları 3 doların altındayken şu an 4.5 dolara yakın; dizel fiyatlarıysa aynı dönemde iki katına çıkmış durumda; evlerini mazotla ısıtan aileler savaştan öncesine kıyasla yüzde 50 daha fazla ödüyor; akaryakıt, market alışverişi, ısıtma derken ortalama bir ailenin aylık masrafı 100-150 dolar arası daha da artmış durumda. Hal böyle olunca seçimler öncesi iki trend ortaya çıkıyor: Cumhuriyetçilerin Demokrat Parti adaylarına karşı kaybedeceği eyaletler ve Demokrat Parti içi aday yarışında ilerici görünen adayların öne çıkması. Bu açıdan kritik eyaletlerin bazılarında ne oluyor kısaca bakalım.

Rakiple aynı isimli aday bulma stratejisi Bu seçimlerde özellikle Senatoda çoğunluğun el değiştirmesine yol açacak eyaletler son anketlere göre Alaska, Michigan, Teksas, Kansas, Iowa, Ohio ve Maine. Alaska’da seçimlere şimdiden gölge düştü çünkü Demokratlar mevcut Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan’ı yenmek için seçmenlerin kafasını karıştırmayı seçmişler: Bütün eyaleti tarayıp ismi birebir Dan Sullivan olan birini bulmuşlar ve bu vatandaşı da aday olmaya ikna etmişler. Yani pusulada Demokrat Parti adayı dışında iki tane Dan Sullivan yarışacak. Burayı Demokratlar bu şekilde kazansa ne olur kazanmasa ne olur.

Senatoda çoğunluk açısından çok önemli olan Michigan’da Demokrat Parti ön seçimlerini İsrail yanlısı ve Demokrat Parti liderlerinin favorisi Haley Stevens’a karşı, üstelik başta İsrail lobisi olmak üzere Stevens’ın ön seçim kampanyasına destek olarak harcanan rekor 60 milyon dolara rağmen ve Demokratik Sosyalistlerin destek ve çabasıyla Abdul El-Sayed kazandı. Ön seçimler boyunca Filistin yanlısı ve savaş karşıtı bir söylem tutturan Abdul El-Sayed bugünlerde Gazze soykırımının suçlularından Kamala Harris ve Libya ve dron savaşlarının suçlularından Obama ile birlikte yürütüyor kampanyasını. Her fırsatta dile getirdiği “Ben kapitalistim” ifadelerini saymıyorum. Buna rağmen Demokrat Parti kodamanları, Haley Stevens ve Demokrat Partili siyonistler seçimlere ramak kalmışken hâlâ kendi parti adayları El-Sayed’in kaybetmesi için uğraşıyorlar.

Iowa’da Demokrat Parti adayı “partiler arası iş birliği” temasıyla kampanyasını yürütüyor. Maine’de kazanmasına kesin gözüyle bakılan, DSA ve Bernie Sanders’ın desteğini alan eski asker Graham Platner tecavüzcü çıkmış ve adaylıktan çekilmek zorunda kalmıştı; yerine adaylığı kazanan Troy Jackson Demokrat Parti liderlerinin uzun süre desteklemediği bir isim. Ohio’da Demokratların adayı Sherrod Brown vaktini bağımsız siyah, sosyalist, işçi aday Greg Levy’ye saldırarak geçiriyor. Demokratik Sosyalistlerin Los Angeles Belediye Başkan adayı, İsrail’e karşı boykota karşı ve İsrail’e silah yardımı savunucularından.

Bir de Demokrat Partinin yakın geçmişte yaptıklarına bakalım: Biden yönetimi 2020’de seçildikten sonra Trump’ın ilk döneminde milyarderlere getirdiği vergi indirimleri, Küba ambargosu dahil birçok icraatını aynen devam ettirmişti. Hayat pahalılığına karşı verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı; grev yasakladı ve İsrail eliyle Gazze’de soykırım yürüttü. Göçmenlerin sınır dışı edilmesine gelince rekor Obama döneminde ve ICE’nin finansmanı ve büyütülmesinde Demokratların çok önemli rolü var. Yine yakın dönemde Libya ve Yemen’e saldırılar, Ukrayna savaşına ve İsrail’e koşulsuz destek Demokrat Parti dönemlerinde.

Bütün bunlar iki partili sistemin ve iki ayrı parti aldatmacasının bir tezahürü aynı zamanda; iki parti de milyarderlerin kârlarını ve güçlerini artırmak için var.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et