20 Eylül 2026 00:10

ABD demokrasisi ve İran savaşı

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın peşinden geldiği kişidir” der. Buna göre ABD başkanlarının çoğu despot. Örneğin İkinci Dünya savaşı sonrası girişilen savaş ve askeri müdahaleleri göz önüne alalım; Beyaz Saray göstermelik Kongre onayını bile aramayıp kime ne zaman savaş açacağına, hangi BM kararının bağlayıcı olacağına ya da hangisine ambargo uygulanması gerektiğine tek başına karar veriyor. ABD’nin, seçmenleri ve Kongreyi hiçe sayarak İsrail ile birlikte, çocukları okullarında, ülkenin liderini de bebek torunu dahil ailesiyle birlikte evinde katlederek başlattığı İran savaşı da böyle. Ancak İran, direnişi ile ABD’yi öyle bir yenilginin içine soktu ki, Trump rejimi savaşı bitirmek istemesine rağmen ne tamamen bitirebiliyor ne de yüzünü kurtarmak için oraya buraya salladığı bombalar dışında devam ettirebiliyor.

ABD ordusunun yayınladığı son rakamlara göre ABD’nin İran’ı çevreleyen üslerindeki hasar ve kayıplar hariç tutulsa bile savaşın maliyeti neredeyse 44 milyar dolar. Yani üslerdeki hasar ve içeride günlük yaşamı etkileyen maliyetler hesaba katıldığında gerçek rakamlar çok daha yüksek. Özellikle Yemen’in “sahaların birliği” ve “ablukaya karşı abluka” temelinde devam ettirdiği direnişle birlikte enerji bazı eyaletlerde mazot fiyatları o kadar arttı ki benzin istasyonları “dizel tükendi” tabelaları asıyor; benzin fiyatları bazı eyaletlerde galonu 6 doları geçecek rekor kirdi. Ve Washington Post’a göre gidişat öyle gösteriyor ki bu fiyatlar henüz başlangıç. Seçmenlerin yüzde 60’ı Trump’ın başkanlığını, yüzde 70’i ise İran savaşını onaylamıyor. Bütün bu anketlerin ortasında Trump, Cumhuriyetçilerin yaklaşan ara secimi kazanmaları halinde seçmen başına 5000 dolar vaat ediyor: Amerikan demokrasisi.

Milyonlarca ölüm

Yakın tarih de farksız. Brown Üniversitesinin araştırmalarına göre sadece 11 Eylül 2001 sonrası ABD’nin savaşları, üstelik çoğu da “demokrasi götürmek” masalıyla, direkt ve dolaylı olarak 4.5 ile 4.7 milyon civarında insanı öldürdü ve trilyonlarca dolara maloldu. Daha da geriye gidelim: Amerika’nın ilk başkanları da Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasa’yı kaleme alanlar da hepsi köle sahipleriydi. ABD tarihinde “ilerici dönem” diye anılan ve seçimlerle ilgili birçok reformun getirildiği 1890-1920 arası bile Siyahların Ku Klux Klan terörüne, yerlilerin de soykırım ve etnik temizliğe şiddetle maruz kaldığı, kalmaya devam ettiği yıllar.

ABD ve Avrupa demokrasileri sadece seçkinler için ve sömürülen, ezilen sınıflar ve halklar pahasına “demokrasiler.” Bir yanda John Stuart Mill “barbarlarla ilişkide despotizmin meşru bir yönetim biçimi” olduğunu savunurken, Lenin “Britanya’nın en liberal ve radikal siyasetçileri bile… Hindistan’a vali olduklarında, tam anlamıyla birer Cengiz Han’a dönüşürler” der. Marx’la bitirelim: “Burjuva uygarlığının o derin ikiyüzlülüğü ve özündeki barbarlığı, saygın bir biçime büründükleri büyük metropollerden gözlerimizi çıplak bir halde dolaştıkları sömürgelere çevirdiğimiz anda önümüzde apaçık ortaya çıkar.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et