10 Ekim, umudu öldürmek içindi

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

10 Ekim Katliamı gerek boyutları, gerek korkunçluğu, gerekse yaşattığı acılar nedeniyle anlaşılması çok zor bir saldırıydı. Bu saldırının Türkiye’deki adalet ve özgürlük mücadelesine büyük bir darbe vurmak için yapıldığı çok açıktı. Tam 11 yıl sonra, bunu görmek belki daha da kolay.

10 Ekim Katliamı davası, Türkiye Cumhuriyeti tarihini iyi bilenler açısından sürekli yinelenen “cezasızlık” işleyişinin somut bir örneği. Daha açık söylemek gerekirse, bir suikast veya bir kitlesel katliam “yerli ve milli” çıkarlar gereğince gerçekleştirildiğinde, kendilerine verilen görevi yerine getiren kişiler ya hiç yargılanmaz, ya da az ceza alacak şekilde yargılanırlar. Uzun ceza alanlar olursa, cezaevinden kaçmakta zorlanmazlar. Suikast veya katliamı tasarlayanlar ve emri verenler ise dokunulmazdır. Çoğu zaman bulundukları yerden daha iyi yerlere getirilirler. İçlerinden başkanlar, müdürler, valiler, milletvekilleri çıkar. Olağan olan cezasızlık ve terfidir.

Suikast ve katliam davalarını takip eden avukatlar ve gazeteciler, bildiklerinin ağırlığı altında yaşarlar. Yaşananları anlaşılır kılmak için kıvranırlar. Geçen yıl, katliamın 10. yılında, 10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonunun gerçekleştirdiği “Alternatif bir karar denemesi” başlıklı çalışma bunun bir örneğiydi. Komisyon, katliamı farklı boyutlarıyla görünür ve anlaşılır kılmak için 10 kavram (dava, barış, katliam, sorumluluk, eylem, politika, emek, yas, mücadele, zaman) kullanarak yazılı, sesli ve görüntülü bir katliam ve dava belleği oluşturdu.

10 Ekim Katliamı’nın açtığı yaraların derinliğini anlatmak, var olan rejime sadık “yerli ve milli” medya kuruluşlarını ilgilendirmiyor. Yaşanan acıları anlatanlar az. Alican Uludağ 10 Ekim’de yayımlanan haberinde Birleşik Taşımacılık Sendikası Üyesi Can Ateş’in yaşadıklarına yer verdi. Açılan yaraların derinliğini anlamak adına anlatılanlara kulak verelim:

İlk yaralandığımda 5 gün yoğun bakımda kalmıştım. Kalbim durmuş, tekrar çalıştırmışlar. Her iki dizimin arkasında da atar damar kopmuş. Sağ alt bileğimde damar kopmuş. Sol dizim parçalanmış vaziyetteydi, platin takıldı, vidalar şu an tutuyor. Sağda dizin altında kaval kemik parçalandı. Platin takıldı. Yaklaşık üç yıl fizik tedavisi gördüm. Bu üç yılın 16 ayı hastanede geçti. Uyku problemim ortaya çıktı. Depresyon ve uyku ilaçları kullandım 7.5 sene. 12 ameliyat oldum. Halen de olmam gereken ameliyatlar olmuyor.

İshak Kocabıyık da Can Ateş gibi kulak zarları patlayan ve işitme zorluğu yaşayanlardan. “Kulaklarımda sürekli bir çınlama var. Duymamı engelliyor. Ancak işitme cihazı kullanırsam katliamın nişanı kaybolacakmış gibi geliyor. Oysa ben unutmak değil hatırlamak istiyorum. O hatırlama, adalet mücadelesi verirken beni diri tutuyor,” demiş. Katliamda 14 çalışma arkadaşını yitiren Kocabıyık bugün 10 Ekim Barış Derneği Başkanı ve artık emekli: “Her gün işe gidiş gelişte Ankara Garı’nda arkadaşlarımın çalıştığı odaların önünden geçmek ağır gelmeye başladı. Daha fazla dayanamadım, 2018’de emekli oldum.”

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara sayfalarını okumuş olanlar 10 Ekim Katliamı’nın bir IŞİD işi olmanın çok ötesinde olduğunu, Suruç Katliamı’nın bir devamı olarak görülmesini gerektiğini biliyorlar. 10 Ekim Katliamı’nın engellenebilir olduğunu ama engellenmediğini de biliyorlar.

10 Ekim Katliamı, tıpkı 1 Mayıs 1977 Katliamı gibi çok büyük bir susturma çabasıydı. 10 Ekim Katliamı, tıpkı Maraş Katliamı gibi katliamda bizzat yer alanların tek başlarına yapamayacakları düzeyde büyük bir “kirli savaş” işiydi. 10 Ekim Katliamı, ancak unuturulmak istenen Abdi İpekçi, Doğan Öz, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Kemal Türkler ve daha nice suikastların, 12 Eylül darbesinin yolunu yapmak için gerçekleştirilen kitlesel katliamların ışığında anlaşılabilir.

10 Ekim Katliamı özgürlük isteyenlere yönelik bir saldırıydı. 10 Ekim adalet isteyenlere yönelik bir saldırıydı. 10 Ekim, daha yaşanabilir bir ülke ve bir dünya isteyenlere yönelik çok büyük bir darbeydi.

10 Ekim, hiç kuşkusuz umut taşıyanlara, umudu yeşertenlere, umudun pırıltılarını taşıyanlara yönelik bir saldırıydı. Umudu yaşatmak isteyenler için 10 Ekim Katliamı’nı bilmek, anlatmak, bıkmadan usanmadan anmak bir görev. Bu nedenle, 10 Ekim 2015 Katliamı’nı unutturmayacağız, sorumlularını bağışlamayacağız!

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et