Minab’da kıyamet yaşandı

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan Drop Site News önemli bir haber yayımladı. “Minab Katliamı: Mezarlığa Dönüşen Okul” başlıklı haberde, Minab’daki okula yapılan saldırıdan kurtulanlarla, müdahale ekipleriyle, ana babalarla ve tanıklarla yapılan görüşmelere yer verildi. 

Jeremy Scahill, Murtaza Hussain ve Reza Sayah tarafından hazırlanan haber üç noktaya ışık tutuyor. Birincisi, 28 Şubat 2026’da Minab’daki okula yapılan saldırı yapılan bir füzenin yanlış hedefe gönderilmiş olması gibi basit bir açıklamayla geçiştirilemeyecek bir katliam ve ancak korkunç bir savaş suçu olarak görülebilir. İkincisi, Minab’daki bir okulun hedef alınabileceği, saldırının yapıldığı günlerde bile kimsenin aklına gelmiyordu. Üçüncüsü, Minab’daki katliam yaşanacak başka katliamların habercisi.

Haberin aydınlattığı noktalardan biri saldırının nasıl gerçekleştirildiği. Okula ve çevresine yapılan saldırı ne anlık ne de kısa süren bir saldırı. Saldırıda toplam dokuz füze kullanılmış. Saldırı sabah saatlerinde ve yaklaşık 45 dakikalık bir zaman aralığında gerçekleştirildiği için ölü sayısının çok yüksek olduğu anlaşılıyor. 

İlk bakışta bu saldırı “çift vuruşlu” denilen türden. Bu terim, Gazze’de hastaneler gibi hedeflere İsrail ordusu tarafından düzenlenen korkunç çifte saldırılar ardından yaygınlaştı. İlk füzenin vurduğu noktaya yardım için koşanlar yapılan ikinci saldırıda öldürülüyordu. Bir hastane biriminin vurulması korkunç ama soykırımcı militarist zihniyet için ölü ve yaralı sayısının artması başarı demek. İkinci saldırıda diğer hastane birimlerinden gelenler, ilk yardım ve kurtarma ekipleri ve gazeteciler öldürülüyordu. Minab’daki okula yapılan ilk saldırı ardından benzer bir durumun yaşandığı anlaşılıyor.

Öte yandan okul çevresine yaklaşık iki saat sonra yeniden saldırı düzenlendiği ve atılan dört füzenin yakındaki bir sağlık birimi ve birkaç küçük işletmeyi vurduğu anlaşılıyor. Haber için görüşü sorulan İran Adalet Bakanı, Minab’a aralıklarla yapılan saldırıların “üçlü vuruş” olduğunu ve savaş suçu olarak görülmesi gerektiğini söylemiş.

Okula yapılan saldırıya müdahale edenlerin dile getirdiklerini okumak da aktarmak da zor. Bu nedenle haberdeki aktarımları kısaltarak Türkçeleştirdim. Kızılay Acil Müdahale Ekibinde yer alan bir görevli yaşadıklarını şöyle aktarmış: “Donakaldım. Çalışmaya başlayamadım. Kurtarma ekibinin bir parçası olmama rağmen, kendime gelemedim. Çocuklar parça parça olmuştu. Vücut parçalarını toplamaya başlayana kadar kollarım ve bacaklarım uyuşmuştu.”

Minab itfaiye şefi ise, “İlk anlarda güvenlik için maske ve eldiven giyiyorduk, ancak bir veya iki saat sonra maske ya da eldiven kullanamaz hale geldik; çünkü çocukların hayatları bizim için o kadar önemliydi ki, eldivenler ve maskeler artık önemsiz hale gelmişti,” demiş. Diğer aktardıkları ise çok ağır.

Haberde görüşlerine yer verilen bir Kızılay yetkilisi. “Bu okula çok, çok yakındık. Olayı görmek için odamdan aşağı inmiştim ki ikinci bir saldırı oldu ve birkaç saniye sonra üçüncü saldırı geldi. Yaklaşık 53-54 saniye içinde üç saldırı yaşandı,” demiş. “Saldırıya uğrayanın Minab’daki Shajareh Tayyebeh okulu olduğunu anladım. Oraya vardığımda okul yerle bir olmuştu ve alevler ve dumanla kaplıydı. Son derece korkunç manzaralar gördük.”

Kızılay yetkilisi gördüklerini özetlercesine, “Ben orada kıyameti gördüm,” demiş. Kıyamet! Kıyamet! Kıyamet dini anlamlarından ayrıştırılarak kullanıldığında tam olarak bugün dünyanın karşı karşıya olduğu duruma denk düşüyor. Tırmanan militarizm ve faşizm, aklın almayacağı türde acımazlık üretiyor. Savaşlar ve savaş suçları olağanlaştırılıyor. Oysa Minab, Gazze’deki soykırım, Roboski, Halepçe, napalm ile yakılan sayısız Vietnam köyü ve Vietnamlılar, Hiroşima ve Nagazaki gizli saklı değil. Tam tersine, bütün ayrıntılarıyla ortada ve aynı noktaya işaret ediyor: Kıyamet gelecekte değil, çoktan yaşandı ve yaşanıyor. Kıyamet durdurulmadıkça büyüyor. Soru, kıyametin ne zaman geleceği değil, kıyameti durduracak güç ve cesaretin ne zaman ortaya çıkacağı değil mi?

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et