4 Ekim 2026 00:05

Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine paralel olarak kazandığını düşünüyor. Bayram eşliğinde! Modern sömürgeci tahakkümün ayaklarına ve bileklerine geçirdiği kelepçelere bakmadan.

ABD, Irak’taki muharip ve lojistik destek birliklerini 30 Eylül itibariyle Ürdün’deki üslerine taşıdı. Irak hükümeti bu çekilmeyi kutlamak için 30 Eylül ve 1 Ekim tarihlerini resmî tatil ilan etti. Resmî tatile iki gün daha ilave ederek ahaliden egemenliğin tadını çıkarmasını istedi.

Bu üçüncü kez tekrarlanan bir sevinç. Amerikan işgal güçleri 2009’da şehirlerden askeri üslere çekildiğinde 30 Haziran günü ‘ulusal egemenlik günü’ olarak kutlanmıştı.

Obama yönetimi 2011’de muharip güçleri Irak’tan çektiğinde de aynı hava estirilmişti. Ancak ABD eğitim, teknik destek ve koordinasyon birliklerini geride bırakmıştı.

İşgalin bölgeye ‘lanet’ bir hediyesi olan IŞİD, 2014’te Musul’u ele geçirip ‘İslam Devleti’ni ilan ettiğinde ABD bu sefer ‘uluslararası koalisyon’ kurup Irak’a askeri birliklerini yeniden sokmuştu. Şimdi bunlar giderken de geride danışmanlık, eğitim ve istihbarat desteği adı altında Amerikan askeri ve istihbarat unsurları kalıyor. Yani Irak’ın güvenlik mimarisinin tepesinde bir ‘baykuş takımı’ olacak.

Amerikan güçlerinin Irak’ı terk etmesi için tavır alan ve mücadele eden taraflar haklı olarak çekilmeyi, egemenliğini geri kazanılmasında önemli bir adım olarak görüyor. Fakat Amerikan güçleri, 2014’te Irak hükümetinin onayı ile döndüğünden, resmi tayfanın ‘ulusal egemenlik’ anlatısı şu soruyla karşılaşıyor: “Bağdat’ın izninizle ülkede bulunan yabancı güçler, yine Bağdat’la varılan anlaşmayla çekilirken nasıl işgalci güç oluyor?”

Prensipte yabancı tahakküm mekanizmasını kıran ya da zayıflatan her adım kıymetlidir. Ne var ki ABD sahada asker bulundurmadan da Irak’a diktelerini sürdürebilecek araçlara sahip. Bu çekilme için ‘Yetmez ama evet’ diyen taraflar da Irak hava sahasında ‘işgalci’ olmaya ve güvenlik dosyasını kontrol etmeye devam edeceğine dikkat çekiyor. Sadece Amerikan güçleri değil İsrail jetleri de Irak havasını ‘özgürce’ kullanıyor.

Daha da sarsıcı olanı Irak’ın maliyesi işgal altında. 2003’ten bu yana Irak petrol gelirleri New York Federal Rezerv Bankası’nda bir hesapta tutuluyor. Irak hükümeti ulusal servete erişmesi Amerikan hükümetinin onayına bakıyor. Maaş ödemeleri için aylık 500 milyon dolar fiziki olarak uçakla Bağdat’a gönderiliyor. Irak Merkez Bankası, ABD Hazine Bakanlığı’nın izniyle piyasanın dolar talebini karşılıyor. Bağdat siyasi dayatmalara karşı gelirse para transferi bloke ediliyor ve döviz penceresi kapatılıyor. Bir tür güncellenmiş sömürgecilik egemenlik iddiasını parçalıyor.

Savaş sırasında Irak’taki Amerikan üslerini de hedef alan İran ve müttefik güçler bu çekilmede kendilerine pay çıkarıyor ve bunu stratejik bir zafer olarak görüyor.

İktidar koalisyonundaki Şii aktörlerin büyük bir bölümü ABD ile siyasi ve ekonomik ilişkileri önemserken askeri olarak Amerikan kontrolünün sona ermesini destekliyor. Irak ordusunun ABD olmadan da IŞİD’le baş edeceğini düşünüyorlar. Bazı Sünni aktörler ABD’nin askeri olarak denklemde kalmasını tercih ediyor. ABD’nin İran’ı dengelediğini ve ulusal ordunun yetersiz olduğunu savunuyorlar. Bu çevrelerde bir diğer endişe Haşduş Şaabi Sünni bölgelerinde baskıyı artırabilir. Çekilmeyi en fazla problem eden taraf Kürtler. Erbil yönetimi, Kürdistan Bölgesi’nin İran ve Haşduş Şaabi karşısında savunmasız bırakıldığını düşünüyor. Amerikan varlığı federe Kürdistan için güvence olarak görülüyor. Ancak ABD’nin Bağdat’taki siyasi denklemde Kürtlere biçtiği rolde bir aşınma yok.

Ulusal egemenlik coşkusu başka bir hesapla da köpürtülüyor. Malum, Nuri el Maliki’nin önünü kesen ABD’nin Ali el Zeydi’nin başbakanlığını desteklerken iki koşulu vardı: Biri Haşduş Şaabi’nin dağıtılması, diğeri İran’la ilişkilerin soğutulup yaptırımlara harfiyen uyulmasıydı.

Bu süreçte bilinçli olarak Amerikan güçlerinin çekilmesi ile Haşduş Şaabi’nin dağıtılması arasında bir bağ kuruldu. Yani Amerikan güçleri çekilirken Haşduş Şaabi de dağılmış olacaktı. Zeydi, Beyaz Saray’ın yolunu tutarken Trump’a 30 Eylül’e kadar Haşduş Şaabi’yi dağıtılma sözü vermişti. Zeydi, Irak İslami Direnişi içindeki gruplardan gelen direnci kıramayınca ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın kafa sallamasıyla süreyi 30 Haziran 2027’ye kadar uzatmak zorunda kaldı. Ama Amerikan çekilmesiyle ilgili takvim değişmedi. Zeydi silahları bırakmayan grupların elindeki en önemli kozun düştüğünü düşünüyor. Çünkü Haşduş Şaabi içinde silahları devlete teslim etmeyi reddedenlerin iki önemli gerekçesi vardı: Amerikan işgali ve Suriye’de HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesiyle Sünni üçgeninde artan IŞİD tehdidi.

“ABD kalsın” diyenlerin ortak gerekçesi de IŞİD’in geri dönme tehlikesi. Onların aksine Şii kanat bu güvenceyi Haşduş Şabi’nin varlığında görüyor. Zeydi şimdi “Amerikan güçleri çekildiğine göre artık silahları bırakabilirsiniz” diyor. Sadr Hareketi ve Asaib Ehl el Hak gibi önde gelen gruplar ‘silahların devletin tekelinde olmalı’ çağrısına olumlu yanıt veriyor. Fakat Ketaib Hizbullah, Ketaib Seyyid el Şüheda ve Hareket el Nüceba dahil Irak İslami Direnişi içindeki yapılar silahsızlanma yönündeki takvim veya anlaşmaya bağlı olmadıklarını söylüyor.

Mesela Ketaib Seyyid el Şüheda, silahların devlete bırakmak için öne sürdüğü şartları genişletti. Buna göre Irak kendi hava sahasını kontrol edebilir duruma gelmeli, Irak Kürdistan Bölgesi’nin sınırları federal hükümetin denetiminde olmalı, İranlı Kürt gruplar ve PKK’nin kampları kapatılmalı ve Türk askeri güçleri ülkeden çıkarılmalı. Aslında bu taleplerle perçinlenen ulusal egemenlik tanımı, silahsızlanma sürecine girmeye hazır olan diğer gruplar arasında da paylaşılıyor. İran’ın etkisinin kırılması da öte tarafın ulusal egemenlik tanımında yer alıyor.

Irak’ın kurumsal devlet, kurumsal siyaset ve örgütlü toplum olma konusundaki eksiklikleri egemenlik mücadelesinin önündeki en büyük açmaz olarak duruyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et