16 Eylül 2014 14:38

Bosch'ta imgesel diyalektik

Bosch, ‘ben’in imgesel anlatısını yeniden kurarken çıkış noktası almış göründüğü ampirik gözlem, aynada kendisine bakan veya kendi davranışlarının bir yetişkinin ya da bir başka kişinin öykünmesel hareketlerinde yansıdığını gören boyutsal salt varlığı konu alır.

Paylaş

Burcu Tohum
İstanbul Üniversitesi
Klasik Filoloji


İmgesel ifadeler aynı anda iki ayrı yöne çekilir: Bir taraftan vaat edilen mantığa, diğer taraftan tekrar insan konuşmasının anlamlandırma sürecinin karmaşasına; bir taraftan matematiğin biçimsel diline, diğer taraftan tekrar arzulayan bilinç dışının onu anlamayan kuramlarına.

Hieronymus Bosch, sınırlanmamış ‘konuşma’ ve ‘kültür’ alanlarını kendine inceleme alanı olarak alması halinde, kuramlaştırmayı eserlerinde nerede ve ne zaman bırakacağını bilen biriydi. Bu doğrultuda onun için empresyonistlerin ya da postempresyonistlerin daha özgür üslubunu tercih ettiği söylenebilir. Çalışmalarında ‘zengin ve kapsamlı görsel imge’nin içerdiği normların estetiği Bosch’un kendi düşüncesine yaptığı en olağandışı basitleştirmedir. Bu basitleştirme yetisini kullanmak ve geliştirmek için kendisine tablolarında dinamik bir mecra oluşturmuştu. Tablolarında hüküm süren yol gösterme ve eğitim modelleri göz önüne alındığında bunun yüzyıllar öncesine dayanan adetlerin tipik özelliği olan aydınlanma öğretilerine benzediği söylenebilir.

SANATÇININ TUTARLILIĞI

Bosch’un kullandığı resim yapma üslubu kuramsallaştırılmış bir üslup değildir; daha önceden inşa edilmiş bir siyasi ya da kuramsal duruşa gösterilen bağlılık tarafından şekillendirilemez. Bosch kültüründe bu ‘yol gösterme’ hem din hem de sanatta görülen bir istikamettir. Sanatçı için ise içi doldurulması gerekilen bir kalıp – mecra oluşturmadır. Genel anlamda insanın kendisini sırlarına vakıf olmaya adaması ve bunun için çok çalışmasını ifade eden ‘yol’ soyut kavramlaştırma yerine somut olarak tecrübe edilen gerçeklikleri sunuyor.

Eğer ressam tekniklere bel bağlarsa orijinal düşüncesi ister istemez çöker. Teknikler ressamı daha büyük kılmaz, sınırlar ve hüküm sürmesi gereken temel fikrin altını oymaya yarar. Bosch, ‘ben’in imgesel anlatısını yeniden kurarken çıkış noktası almış göründüğü ampirik gözlem, aynada kendisine bakan veya kendi davranışlarının bir yetişkinin ya da bir başka kişinin öykünmesel hareketlerinde yansıdığını gören boyutsal salt varlığı konu alır. Bu hususta sanatçı ‘ben’ adına dile getirdiği gayeleri hedef aldığı ölçüde tutarlı ve isabetlidir.


Bosch’un sanatını şu şekilde algılamakta fayda var: Sanatın kendi biçimlerini radikalleştirmeksizin toplumu değiştirme girişiminde ne ölçüde başarılı olabileceğinin araştırılışı ve gözler önüne serilişi. Fakat bütün bunlar kariyerinin başlangıcında bariz değildi. Özellikle ilk eserleri şaşırtıcı biçimsel yetiler sergiler ama bunları meşrulaştıracak toplumsal bir perspektif henüz bulunmamıştır.

KURAM HALA ORANTISIZ...

Hieronymus Bosch estetiğinin en etkileyici anlarının genellikle renklerdeki seçiminin dingin bir şekilde durduğu, hiçbir şey yapmadığı anlara sahip olduğunu gösteriyor. Ama görünüşteki durgunluk aldatıcıydı zira dinamik bir ‘iç gerilim’ içeriyordu. Bosch’un özerk göstergelerin çarpışmasına duyduğu yakınlık bu daha genel estetik bağlam içerisinde kavranabilir. Onun eserlerini besleyen algısal şoklar sadece birer biçimsel aşırılık egzersizi değildir. Ürünlerinin içeriğiyle, karakterler ve anlatımlarla alakaları vardır. Kahramanlar bir dizi ahlaki ve sık sık da fiziksel travmadan mustariptir ve anlatılar kahramanların aydınlanma ve toplumsal anlamda duyarlı eyleme doğru ilerleyişlerini ele alır. Görsel geometrisine duyulan bir hayranlığı ek olarak Bosch’un eserlerinde biçimsel bir aracın sık sık tekrar edilmesi sanatın inşa edilmiş bir şey olduğunun altını çiziyor.

Bosch hakkında sahip olduklarımız hala orantısız ve inandırıcılığı olmayan bir kuramdır. Eserleri öngörülemez şekilde karmaşık, biyolojik ve toplumsal bir olgudur. Bosch her ne kadar eserlerinde üzerinden çoğunlukla beslenmiş olduğu ölümün bizi konuşan sözlere hem içsel hem de dışsal olduğunu göstermek için gelişkin bir topolojik tasarım kullanıyorsa da, çoğu zaman o sözlere ve onlarda yatan şeylere akıl almaz imtiyazlar tanımaya hazırdır.

KARİYERİNİN BAŞINDA AYNI DEĞİLDİ

Bosch’un ürünleri derin bir duyusal hazla yüklüdür ve bunun aracılığıyla alıcısına tutarlı, eleştirel bir toplumsal düzen tasviri iletir. Fakat eserleri farklı duygusal tepkilerin toplumsal inşasını sorgulayarak, yeni duygusal talepleri beraberinde getiren yeni bir toplumsal düzeni somutlaştıran teatral biçimler bulmaya çalışmıştır. Tam aksine, Bosch’un duygudaşlığın rolüyle olan ilişkisi çok daha karmaşıktır. Duygudaş bir ürünü asla tamamen terk etmemesine karşın birçok eserinde toplumsal sorunlarla ilgilenen bir sanat için duygudaşlığın getirdiği sınırlamalara dair bir farkındalık ve ürünlerinin seyircilerde eleştirellikten uzak duygusal tepkiler uyandırma seviyesini sınırlandırmak amacıyla mütevazi biçimsel mekanizmalar bulma arzusu sergiler.

ÖNCEKİ HABER

U-yuş-tu-ru-cu

SONRAKİ HABER

Trump: Türkiye'ye yönelik yaptırımlara izin veren bir kararnameyi çıkaracağım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa