10 Ağustos 2014 11:08

Çeşitli sorunların çözümünde yeni metot önerileri

Ülkenin belirli bir yüzdesi olarak mevcut iktidar mensupları televizyona çıktığında algı felcine uğruyoruz. Twitter’da bir şeyler görüp “Ay yok artık bunu da dememiştir” diye Youtube’ta aratıyoruz ve cidden denmiş oluyor.

Paylaş

Ayşen AKSAKAL

Ülkenin belirli bir yüzdesi olarak mevcut iktidar mensupları televizyona çıktığında algı felcine uğruyoruz. Twitter’da bir şeyler görüp “Ay yok artık bunu da dememiştir” diye Youtube’ta aratıyoruz ve cidden denmiş oluyor.

Halkın adamı mevhumunu o kadar içselleştirmişler ki; kendi çizdikleri halk imajı mevcut halkı rencide etmekte, seviyeyi düşürmekte ama biz şaşakalsak da iyi bir yüzdelik kesim bunu hala alkışlıyor.

Aslında metot çok basit. 5 adımda uygulanabiliyor.

1- Terim’ler uydur, 40 kere söyle zaten gerçek oluyor.

2- Salla, at yalanı, sev inananı.

3- Konu ne olursa olsun mağdur sen ol, mağdurluğa gir, kral olup çık.

4- Bağır, haykır, höykürerek konuş, tırstır milleti.

5- Hakaret et, o kadar büyük et ki lafın indirimli halini bile millet kabul etse yine de izi kalsın.

Bu sistem bu ülkede tutuyorsa niçin gündelik hayata uyarlanmasın diye düşündüm.
Çeşitli denemelerimi aşağıda bulabilirsiniz.

A- Aidat için yönetici kapıma dayandığında

1-Bu aidat zamları hep bu ev sahipleri lobisinin işi, biz bunlara EVSA LOBİSİ diyoruz. Bunlaaaar mösyöler, bunlar monşerler, bunlar kiracının halinden anlamazlar. Bu EVSA LOBİSİİİ, yemin etmiş sırtımızdan yaşamaya, sizi öyle yaşatmazlar efendiiiii...

2-Biz bu aidatı sene başında peşin vereceğiz dedik mi? Dedik. Dediğimizi yaptık mı? Yaptııık! Biz bu aidatı ödememize rağmen hala bize yükleniliyorsa, kapımıza kadar geliniyorsa, burada kasıt var. Biz sözümüzün eriyiz, ödedik dediysek ödedik. Belgemiz var (yok) Sizin belgeniz nerede? Neye dayanarak itham ediyorsunuz? O elinizdeki noter tasdikli kağıtlar hep photoshoplu

3-Burada kirası ödeyen, EVSA Lobisinin evine bunlardan iyi bakan biziz, burada başını sokacak yeri kendine cennet eden biziz, yine fatura bize kesilmeye çalışılıyor. Ama bitti YEMEZLER. O aidatı biz baştan ödedik diyorsak ödedik, o aidat ödendiyse size de bu kapıya kadar gelişlerin hesabı sorulacak.

4-GERİ BAS! Ayağını çek o eşikten, o eşik bizim evin sınırı. SEN KİMSİN? Yönetici oldun da ne oldu? Terbiyesiz!! Biz olamadık da ne oldu yani? Bu apartmanın yüzde 99’u kiracı be!
Yüzde 99’un kiracı olduğu yerde sen kimden ne aidat bekliyorsun? Ezer geçeriz seni. Üzerlerine çelik kapıları kilitledim yine de bak evde zor tutuyorum. Salsam herkesi üzerine sonunu sen düşün. Yapmıyorsam bu benim mertliğimdendir

5-SEN KİMSİN EFENDİ!  Monşerlerin maşası, mösyölerin ayakçısı, terbiyesiz! Aferdersin Kapıcı bozması! Mahalle değneği, ne idüksüz!

B- Alıp giydiğim kıyafeti değiştirmek istediğimde

1- Bu giyilmiş değil, bu “uzun denenmiş ürün” Uzun denenmiş ürüne siz giyilmiş diyemezsiniz. Bu bizim hakkımızı yemektir. Gerçekleri çarpıtıyorsunuz.

2- Biz bunu alırken deneyeceğiz dedik, uzun uzun dedik. Bakın bizim elimizde denendiğine dair kanıtlar var ama sizin elinizde giyildiğine dair kanıt yok. Facebook resmimize bakıp giyilmiş bu demek ayıptır, terbiyesizliktir. Uzun denenmiş ürün ne zamandır giyilmiş oldu? Soruyorum size ne zamandır siz halkın tercihi ile dalga geçer oldunuz? Her uzun deneyen bunu giymiş mi oluyor yani?

3- Biz tüyü bitmemiş yetimin, elleri Allah’a açılmış anaların dualarıyla kazanılmış, ak süt gibi helal paramızı yatırdığımız bu bluzu, uzun denedik diye, bunu giyilmiş ürün deyip başımıza kakamazsınız. Eskidendi o günler! Hukuk işte şimdi hukuk! Adalet bizim için işliyor. Benim amcam tüketici derneği başkanı, halam avukat, eltim Emniyet Müdürlüğü’nde memur, eniştem Mübaşir. Bu hukuk da beni korumayacaksa artık yazık o milletin haline! Biz kendimizi kollatmayı biliriz...

4- Sen mağaza müdürü oldun, kurslara gittin, oryantasyonlara katıldın da ne oldu? Biz katılmadık da ne değişti?  Çatır çatır değiştireceksin bu bluzu, ben ve benim gibi giyip geri getirdiği iddia edilen milyonlar artık yalnız değiliz. Bu kapıya yığarım elinde değiştiremediği ürünle kalakalan milyonları. O zaman sen düşünürsün hanfendi sonunu! Terbiyesiz!
Haddini bileceksiz edepsiz! Kadın mısın kız mısın şu haline bak? Bunca giysi satıyorsun, bunları mı seçtin üzerine giymek için? Senin de aklın olsaydı, sen de uzun deneseydin, karşımıza böyle aşufte gibi çıkmasaydın!

5- Benim için de zamanında tezgahtar dediler, afedersin kasa görevlisi dediler. Ben bunlara bile prim vermedim. Şimdi bir mağaza müdürü çıkıp karşıma “bu giyilmiş ürün” diyorsa, ona pabuç bırakırım sanıyorsa yanılıyor. Bu mağaza müdürü de eskiden afedersin satış görevlisiymiş. Defolu ürünleri iki dikişle sözde tamir edip sürmüş piyasaya. Şimdi çıkmış beni sahtecilikle suçluyor. Asıl hırsız sizsiniz!

C- Evde çocuklara yaramazlık yapmamayı öğretirken

1- Yaramaz çocuk zamanları geride kaldı. Artık bu bir “ıslahiyet” sorunudur. Sizin yaptığınız terör, komşu çocuklarının ki ise tahammülsüzlüktür. Elma ile armutu karıştırmayın!
Sizin ıslahiyetiniz bizden sorulur.

2- Bu ıslahiyet sorunu çözümü için, sizin gibilerin gönderileceği bir özel yatılı yurt projesi için kolları sıvadık. Bu sene 1000 benzer çocuğun orada eğitim alması öngörülüyor. Kimse bize sorunun üzerine gitmediğimizi söyleyemez. Islahiyet sorunu çözülene kadar biz ne paradan ne emekten ne de yürekten vermekten vazgeçmeyeceğiz. Her tür yatırımda tek ve sadece amacımız tüm çocukların haklarını gözeterek, tüm çocukları kucaklayarak sorunun üzerine gitmektir. Yeni Türkiye ıslahiyet sorunu çözülmüş çocukların elinde 2073’te yükselecek.

3- Biz bu ıslahiyet sorunundan çok çektik. Bizim bu uğurda saçlarımız ağardı, yüreklerimiz kabardı, ellerimiz nasır oldu, dillerimiz lal oldu. Gel gör ki pes etmedik. Bu işin sonu gittiği yere kadar deyip vazgeçmedik. Ben ameliyatlara girdim, aklım çocuklarımda diye kestiler acı hissetmedim. Çocuklarım için yaşadım. Şimdi ömrümden de gitse, tepeme de çıkmış olsanız, bu işin peşini bırakmayacağım. Bu sorun çözülecek, yuvamız mutlu günlerine muhakkak geri dönecek.

4- Çakarım tokadı oturursun yerine! Biz çocuğa iki tokat çakıp susturmayı da biliriz! Yapmıyorsak duacımız olacaksınız! Şükredeceksiniz bu hallerinize! Siz şimdi başka ana-baba çocuğu olsanız, yediğiniz tokatlardan “al al”dı suratınız. Siz refahı, rahatı, muzu, kruvasanı bizimle gördünüz. Şimdi yemek yediğiniz çanağa etmeyeceksiniz! Alırım ayağımın altına!
Edepsizler! Çıkmış iki tane çocuk, bok kadar boylarıyla bana el kol yapıyor. Yaptırmazlar! Biz o gözyaşlarının hangisi sahte hangisi gerçek iyi biliriz.

5- Eşşek misiniz siz? Afedersin otistik misiniz? Küfür ettireceksiniz bana! Hayvanat desem de az, demiyorsam benim güzelliğim, iyiliğim anaçlığımdır. Yoksa bildiğin sığır gibisiniz. Hizaya gelin!

Bu tecrübelerden sonra kendimi kaybetmişim. Gözümü açtığımda hastane odasıydım, ağzım hala köpürüyordu.

Bana 8 farklı ilçe parti binasından taziye mektubu, çiçek ve davetiye gelmiş. Bluzu değiştirip yanında bir de hediye kemer ile paket yapmışlar. Yönetici de telefonla not bırakmış, 2016’ya kadar aidat borcumuz yokmuş.

Ama çocuklar boynuma sarılıp “geri gel” deyince vazgeçtim metottan.

Neticede para da iktidar da geçer gider; amacımız aşk çocukları doğurup, mutlu yetiştirip, dünyayı değiştirmekse, en çok çocukların gülen yüzlerine ihtiyacım, onların da dirençli bir anaya ihtiyacı var.

Kaldığımız yerden, derinden ve içten, saygı sevgi çerçevesinde devam ediyoruz.

Mutlu pazarlar, hayırlı seçimler, büyük umutlar, sevgi dolu toplumlar dilerim.

ÖNCEKİ HABER

Gazze: Yerin altındaki getto şehri

SONRAKİ HABER

Denizli’de yargı reformu paneli yapılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa