Çocukları çalıştırmayın efendiler

Çocukları çalıştırmayın efendiler

Latin Amerika’da esen ‘sol’ rüzgarın ‘sarstığı’ bir diğer ülke olan Bolivya’da asgari çalışma yaşı 10’a düşürüldü; böylelikle Bolivya, dünyadaki en küçük çalışma yaşını kabul eden ülke oldu.

Ömer Furkan ÖZDEMİR

Latin Amerika’da esen ‘sol’ rüzgarın ‘sarstığı’ bir diğer ülke olan Bolivya’da asgari çalışma yaşı 10’a düşürüldü; böylelikle Bolivya, dünyadaki en küçük çalışma yaşını kabul eden ülke oldu.

Ajanslara düşen haber bu şekilde; devamında, uluslararası tepkilerden Bolivya hükümetinin yasayı savunma gerekçelerine kadar geniş bir paragraflar toplamı var… Elbette denilebilir ki kapitalizmin hakim olduğu yakın çağlar tarihi boyunca insanlık çocuk işçiliğe hiç de yabancı değil. Ve hatta eklenebilir de: Her ne kadar bu konuda yürütülen mücadeleler ve örneğin ILO sözleşmeleri yoluyla ve tabii ki 20. yüzyıla damgasını vuran Sovyetler Birliği deneyimi ve halk demokrasisiyle yönetilen ülkeler örnekleriyle çocuk işçiliğinin (ve onun kelimenin en yalın haliyle içerdiği istismar ve bu yolla ucuz emek sömürüsünün) önlenmesi konusunda önemli başarılar elde edilse de bir şekilde “önlenemeyen” çocuk işçi çalıştırma, dünya genelinde ve özellikle de “yeni üretim haritası”nın belirli bölgelerinde yoğun bir şekilde sürmektedir. Doğru, bir bütün olarak çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılması insanı merkezine koyan bir ekonomik sistemin hakim kılınmasıyla ortadan kaldırılacaktır; mücadeleler sonucu elde edilebilen sınırlayıcı yasalar bile kapitalist üretim ilişkileri tamamen tasfiye edilmeden her türden sömürünün ve bu sömürünün bir parçası ve en ağırından olan çocuk işçiliği istismarını ortadan kaldırmayacaktır. Yazımızın başlangıç noktası da elbette bu olmaktadır. Ama aynı zamanda değildir de!

BOLİVYA’DA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ

Mesele şu ki bugün merkez kapitalist ülkeler çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda en azından yasalar düzeyinde görece ileri bir konumda dururken ve ama üretimlerini “kaydırdıkları” örneğin Asya ülkelerinde bile (tüm kayıt dışılığa göz yumulmasına rağmen) yasalar kısmen de olsa bu konuda bazı düzenlemeler içerirken; Bolivya’da 1990’lı yıllardaki neo-liberal politikalara güçlü bir muhalefet olarak doğan ve iktidara gelen (özellikle vurgulamalı ki: tırnak içinde) “sosyalist” hükümetin asgari çalışma yaşını 10’a düşüren bir yasayı onaylayarak dünyadaki en küçük çalışma yaşını kabul etmesini nereye konumlandırmamız gerekiyor? Üstelik Bolivya hükümeti, yasayı, ülkenin az gelişmişliği ve yaygın yoksulluk ile gerekçelendirmeye çalışıyor. Peki şu iki soruyla derdimizi açarak Bolivya hükümetinin bu hareketini büyük resim içerisinde bulmaya çalışalım: Birincisi, az gelişmişlik ve yoksulluğun çözümü (ILO’nun 138 sayılı sözleşmesinde de açık kapı bıraktığı üzere) bir ülkede çalışma yaşının düşürülmesiyle önlenebilir mi? İkincisi, çalışma yaşının düşürülmesi ve çocuk işçiliğin teşviki sosyalist (ya da en hafif haliyle söyleyelim “halkçı”) bir politika mıdır?

Eğer ekonomiyi bir tarafta sermaye birikimi bu birikim üzerinden bir gelişme yönlü teorize ediyorsanız elbette bu birikim “devlet eliyle” de olsa kapitalist gelişme yoludur, “ülkenin öznelliği”,vs. yaklaşımlar lafı güzaftır. Dolayısıyla çocuk işçiliğini yasallaştırmanın ucuz emek sömürüsü dışında bir izahatı yoktur. Ve elbette böylesi bir politika, Bolivya devlet Başkan Yardımcısı Garcia Linera’nın iddia ettiği gibi “sosyalizme aşamalı geçiş”le asla ilişkilendirilemez, demagojiden öteye gidemez. En yakınından 20. Yüzyıl ve 2000’lerin ilk on yılına baktığımızda da az gelişmişliği böylesi ucuz işgücü yönlü politikalarla “alt etmeyi” ön gören ülkelerde gelir dağılımı adaletsizliği en keskin uçurumlar olarak karşımıza çıkmıştır ve piyasa literatüründe bile “ekonomik gelişme” “sosyal gelişme”yi beraberinde getirememiştir.

Bolivya’da ya da başka bir yerde “en sol”cusundan bir hükümetle, ülkenizin emperyalist bağımlılık zincirine karşı bağımsızlığı için çeşitli politikalar üretebilir, hayata geçirebilirsiniz; “halk egemenliği” için demokrasiyi hakim kılmak konusunda oldukça ileri adımlar atabilirsiniz; “millileştirmeler” ve hatta “kamulaştırmalarla” “özel kesim”i sınırlandırabilir, kaynakları halk yararına temel hizmetlerde kullanmak ve sosyal gelişmeyi sağlamak üzere kullanmak konusunda adımlar da atabilirsiniz… Ancak kapitalist üretim ilişkilerini tamamen tasfiye etmeden hiç bir zaman “başarı” ya ulaşamazsınız. Ulaşabildiğiniz tek başarı, “devlet kapitalizmi” yoluyla gelişmektir ki (yasalarınız ne kadar sınırlayıcı olursa olsun, temel kapitalist üretim ilişkilerine nefes aldırmak zorunda olacaktır –ve öyle olduğu sürece) böylesi bir gelişim de insanı merkezine alamaz ancak ona sınırlı bir koruma sağlar. Bolivya örneğinde daha da somuta indirgersek; örneğin güçlü bir mücadele geleneğine sahip Bolivyalı emekçiler karşısında Bolivyalı sermayedarların elini ucuz iş gücü anlamında güçlendirmekten başka bir işe yaramayacaktır 10-15 yaşındaki çocukların çalıştırılmasının serbest bırakılması…. İş gücü ücretleri düştükçe üretimlerini Bolivya’ya kaydırabilecek çokuluslu şirketlerin (her ne kadar Bolivya hükümeti bu şirketlere yüksek vergilendirme uygulasa da) sömürü tezgahına yeni kurbanlar eklemekten başka bir şeye yarayamayacaktır, çocuk işçiliğini teşvik etmek.
Son söz olarak, Evo Morales’e “Buen Vivir”in çocukların körpe bedenlerinin kapitalist çalışma rejimine teslim edilmesiyle gerçekleşemeyeceğini bir kez daha hatırlatmak gerekiyor. Tarih ve bugün bize öğretmeye devam etmedir ki ülkesinin emekçilerin sınıf bilincine güvenmeyen ve kapitalist ilişkilerin tasfiye edilmesi konusunda tereddütte kalan her “sol” hükümet gibi Bolivya hükümeti de söz konusu tutumlarında ısrar ettiği sürece önünde iki ihtimal durmaktadır: Girdiği patikayı emekçilerin tam iktidarı yoluna yönlendirmediği sürece ya uluslararası tekelci kapitalizmin girdabına sürüklenecektir ya da Bolivyalı emekçiler onu da alaşağı etmesini bilecektir.
* Kocaeli Üniversitesi

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.