04 Ağustos 2014 13:32

Öyle olmasaydı her gün kadın öldürmeye cesaret ederleri miydi?

Yüzümüzü ne yana çevirsek bir kadının öldürüldüğünü ya da şiddete uğradığını görüyoruz. Sebepleri hiç değişmeyen cinayetlerin sorumlularının elini kolu sallayarak gezdiğini, neredeyse yargılanmadığını gördükçe paniğe kapılıyoruz...

Paylaş

Adile DOĞAN
Yüzümüzü ne yana çevirsek bir kadının öldürüldüğünü ya da şiddete uğradığını görüyoruz. Sebepleri hiç değişmeyen cinayetlerin sorumlularının elini kolu sallayarak gezdiğini, neredeyse yargılanmadığını gördükçe paniğe kapılıyoruz. Bu “susalım” anlamında değil, kurtuluşun bir an önce gerçekleşmesi için bir panik aslında.
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinde her bir araya gelişimizde gündemimizde şiddet de oluyor ve kadınlar bu konuda ülkeyi yönetenlere asla güvenmediklerini çok açık ifade ediyorlar. Bu bir araya gelişlerden birinde çocuk yaşta evlendirilen ve kendisi de yıllarca eziyet gören Nazire, kızının yaşadıklarını paylaştı bizimle:

DAYAK NEDİR İYİ BİLİRİM

“Ben bunları 30 yıl önce yaşıyordum, şimdi daha kötüsü oluyor.
Kızım iki yıldır evli, eşinden her gün şiddet görüyor. Bir gün gittim kızımı almaya, ikimizi birden dövdü damadım. Polise gittik, şikâyetçi olduk. Polis gidip kahveden almış, karakola götürüp ifadesini alıp geri göndermişler. Bir baktık kapıya dayandı ‘beni rezil ettin’ diye taş yağmuruna tuttu evi. Yine polisi çağırdık, bu defa kelepçe takıp götürdüler, biz de gittik. ‘Şikâyetçi olduğumuz halde neden serbest bıraktınız?’ diye sordum. Polisler bana ‘sen bir annesin, aralarını yapacağına bozuyorsun’ dediler. Damadım öyle ifade vermiş ‘kaynanam aramızı bozuyor’ diye.
Kızımı tekrar aldım eve getirdim. Hemen bir avukat bulalım, dedik. Sonra dava açalım falan derken, eşim yanında damadımla beraber kapıdan içeri girdi. Kıyameti kopardım, eşim yani kızımın babası ‘olsun’ dedi, ‘gençler arasında olur böyle şeyler, damadım bana söz verdi, bir daha yapmayacak.’ Kızımı aldı elimden cellâdına geri verdi.
Ben çok çektim, dayak nedir iyi bilirim, kızımı düşündükçe delirecek gibi oluyordum. O günden sonra iki ay boyunca kızımdan haber alamadım. Meğerse götürdüğü günden beri ‘beni nasıl polise şikayet edersin’ diye yapmadığı işkence kalmamış. Bir gün dayanamadım, gittim. Eşim kızıyordu, ‘gitme, onlar kendi aralarında halleder, sen bizi rezil edeceksin’ diyordu. Kızım kapıyı açtığında dilim tutuldu, kendimi dövdüm ağladım, aldım kızımı getirdim. Peşinden aradı kızımı, ‘senden intikamımı aldım, artık nereye gidersen git’ diye. Meğerse intikam almak için barışmak istiyor gibi görünmüş. Uzun süredir kızımın yaralarını sarmaya çalışıyorum, onun iyileşmesi için çok çabalıyorum.”

NAZİRE’NİN DİLEĞİ
Kızının ve bu arada kendisinin yaşadığı şiddeti bir solukta anlatan Nazire, “Her gün kadınların öldürülmesinden tamamen devlet suçludur” diyor. “Erkekler her türlü yolu buluyor kurtulmak için, çünkü yasalar, polisler, mahkemeler onlardan yana. Öyle olmasaydı her gün kadın öldürmeye cesaret ederleri miydi?”
Nazire sözlerini “Ben mücadelemi verdim, kızımı kurtardım, dileğim şiddet gören bütün kadınların kurtulması” diye bitiriyor. Onun ve kızının kocalarına ve devlet kurumlarına karşı tek başlarına verdikleri bu mücadele elbette hepimiz için önemli ve olumlu bir örnek. Ama aslolan Esenyalılı kadınlar olarak bütün bu tek tek mücadeleleri birleştirip, örgütlü bir güç olarak büyütmek değil mi?
 

ÖNCEKİ HABER

O zaman neden birlikte olmayalım ki?

SONRAKİ HABER

HDP’li Saruhan Oluç: İktidar savaşı bahane edip halkın iradesini gasbediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa